| Mesaj yazıyordu ve aynı anda hem mesaj yazıp hem de yürüyemiyordu. | TED | كان يرسل باستخدام هاتفه, ولم يستطع الكتابة و المشي في نفس الوقت. |
| İş yerinde performans ve memnuniyeti aynı anda iyileştirirsiniz, çünkü her iki karmaşıklığa da mani olan temel nedeni kaldırdınız. | TED | و في نفس الوقت سوف تحسّن الأداء و الرضا في العمل لأنك قد أزلت السبب الرئيسي الذي يعطل تعقيدات الاثنين. |
| Evet küçük palavracı... aynı anda hem hırsız hem kahraman olabilirsin. | Open Subtitles | الأن يا سيدى يمكنك أن تكون لص وبطل فى نفس الوقت |
| Bu her atom aynı anda iki farklı yerde demektir, buda şu anlama gelir, küçük metal parçasının hepsi iki farklı yerde bulunur. | TED | وهذا يعني ان كل ذرة موجودة في مكانين مختلفين في وقت واحد وهذا يعني ان الجسيم المعدني موجود في مكانين في وقت واحد |
| Biliyorsun ki aynı anda her şeyi yapabilirim, ve sınırsız enerjiye sahibim. | Open Subtitles | تعلمين بأني قادرٌ على كل شيء وفي الوقت نفسه لدي طاقة محدودة |
| Bizim bu görüntümüzün aynı anda hem fiyordlarda hem ekranda olmasını istedik. | TED | أردنا هذه الصورة لنا على الزقاق البحري وعلى الشاشة في الوقت ذاته. |
| Yine de aynı anda iki yerde birden olmam gerekecek. | Open Subtitles | و هل يمكننى أن أكون فى مكانين مختلفين بنفس الوقت |
| Seni burda görüyorum, aynı anda da uzakta, çok çok uzakta ve çok uzun zaman önce sanki orman-- | Open Subtitles | اننى اراك هنا و فى نفس الوقت ابعد كثيرا و ابعد و ابعد الى الوراء فى مكان طويل مثل |
| Senin ve şu siyahi arkadaşın elbiseleri aynı anda çıkarıldı. | Open Subtitles | لقد غيرنا ملابسك أنت و الرجل الملون في نفس الوقت |
| Hey baba, artık burnunu ve kıçını aynı anda silebilirsin! | Open Subtitles | الآن يمكنك أن تنظف أنفك وتمسح مؤخرتك فى نفس الوقت. |
| aynı anda hem burnunu hem de kıçını silebileceksin artık! | Open Subtitles | الآن يمكنك أن تنظف أنفك وتمسح مؤخرتك في نفس الوقت |
| İki tanesi aynı anda kesilse bile bütün şebeke gitmiyor. | Open Subtitles | إذا أخفقوا اثنين في نفس الوقت ممكن أن يدركوا الإصابة |
| Onu bırakarak, acını fark edip, aynı anda onu da serbest bırakacaksın. | Open Subtitles | بتركه يذهب أنتي تعترفين بالألم الذي تشعرين به وتطلقينه في نفس الوقت |
| Hem de aralıksız. aynı anda tam 60 tane BBG evi var. | Open Subtitles | وهو لا يتوقف، فهناك ستون مسابقةٍ . كهذه تدور في نفس الوقت |
| Küresel ısınma hepimizin başına aynı anda gelen bir gerçek. | TED | الاحترار العالمي هو شيء يحدث لنا جميعا، في وقت واحد. |
| Bazen iki, belki de üç kızla aynı anda görüştüm. | Open Subtitles | و أحيانًا, كنت أرى فتاتان أو ثلاثة في الوقت نفسه |
| İçip aynı anda dans etmek. Bu daha çok zorluyor. | Open Subtitles | ،الشرب والرقص في الوقت ذاته هو ما يجعل الأمر صعباً |
| Olabilir. Bir insan aynı anda iki yerde birden olamaz. | Open Subtitles | وقد يكون هناك، فالشخص لا يمكنه التواجد بمكانين بنفس الوقت |
| Hayal edin eğer aynı anda birden fazla yerde bulunabilseydiniz, bu nasıl bir şey olurdu? | TED | تخيل ان تكون في مكانين في ذات الوقت كيف سيبدو ذلك لك .. |
| 130 şeyin aynı anda çalışabilmesi olasılığı 0.9 yani yüzde 90ın 130uncu kuvvetinde (.90 üzeri 130) | TED | إن فرصة عدم وقوع جميع الأجزاء دفعة واحدة هي0.9 مرفوعة للقوة 130. |
| Ben de tam üç kıza nasıl aynı anda oral yaptığımın hikâyesini anlatacaktım. | Open Subtitles | أنا على وشك قول قصة عن كيفية لعقي لفرج 3 فتيات مرة واحدة |
| Anlatmaya çalıştığım, bir şeyin aynı anda iki farklı yerde olacağını düşünmek kulağa saçma gelebilir fakat bu kavramı siz geliştirdiniz, böyle doğmadınız. | TED | اعني انه من الغرابة ان نتخيل فكرة ان يتواجد امرين في مكانين بذات الوقت ولكننا لم نولد بهذه " البديهية " نحن تعلمناها |
| Bakın, bu bir kutup ayısı boğuluyor ve aynı anda ıstakoz ve köpek balığı tarafından yeniyor. | TED | اذا كان بامكانكم رؤيتها، سترون انه دب قطبي يغرق ويتم أكله في الوقت عينه من قبل سرطان البحر وقرش. |
| Galakside tüm yıldız geçitlerini aynı anda nasıl çalıştıracağımızı ben düşündüm. | Open Subtitles | أنا من اكتشف.. كيفية تشغيل كل البوابات في المجرة بوقت واحد |
| Evet, ama aynı anda birden çok kişiye aynı halüsinasyonu gördürebilecek bir-- bir içki yada bir hap yok. | Open Subtitles | أجل لكن لا يوجد اثر للكحول او المخدرات التي قد تجعل عدة أشخاص يعيشون هلوسة في نفس اللحظة بالظبط |
| Böylelikle hepsinin paritesi, yani tek ve çift sayıda olması, aynı anda değişiyor. | TED | وبهذا يتغير التناسب بين جميع البيوض، أو حتى توزعهم بشكل فردي أو زوجي، في آنٍ واحد. |