| Ben onunla tanıştım. Bir yazar. Benden oyununa bakmamı istemişti. | Open Subtitles | لقد قابلتها،كانت كاتبةً، أرادت مني أن ألقي نظرة على مسرحيتها |
| Sana bakmamı istediler. | Open Subtitles | كنت منزعجة جدا، أتفهمين؟ أرادوا مني أن أعتني بك |
| -Üniversite buraya bakmamı söyledi. | Open Subtitles | منذ الحادثة وذهبت للجامعة, وأخبروني أن أتحقق من هنا |
| Vivian'ın bâzı sağlık sorunları olduğunu öğrendim ve kötü birşey olursa, Vivian Jimmy'e benim bakmamı istiyor. | Open Subtitles | علمت أن فيفيان تعاني من مشكلة صحية وإن حدث مكروه، تريد منّي الاعتناء بـ جيمي. |
| Tatile çıktı. Güvercinlerine bakmamı istedi. | Open Subtitles | هو مسافر في إجازة وطلب منّي الإعتناء بيماماته |
| Gibbs benden Manheim'ın arabasındaki frenlere bakmamı istedi. | Open Subtitles | جيبز طلب مني التحقق من مكابح سياره مانهيم |
| Pekala, eşin gelene kadar sana bakmamı ister misin? | Open Subtitles | أتريدني أن أبقى وأعتني بك لحين وصول زوجتك؟ -لا، لا، لا، أنا بخير |
| Ev sahibiniz lavabo ve tuvaletinize bakmamı söyledi. | Open Subtitles | أخبرني المالك بأن ألقي نظرة على مصارف المياه والمرحاض خاصتك |
| Yönetim kuruluna bakmamı mı istiyorsun | Open Subtitles | و أنتي تريدني أن ألقي نظرة على ورقة مجلس الإدارة ، أليس كذلك ؟ |
| O ayaklara bakmamı ister misin Yüzbaşı? | Open Subtitles | تُريدني أن ألقي نظرة على تلك الأقدام أيها القائد ؟ |
| İnsanlara bakmamı sağlayan, böyle seçimler yapmak zorunda bırakmayan bir sistemde çalıştığım için mutluyum. | Open Subtitles | أنا سعيد لأنني أعمل بنظام يسمح لي بأن أعتني بالناس لا أعطيهم الأختيارات كتلك |
| Popo bir başına ve annem ona bakmamı istiyor. | Open Subtitles | بوبو لوحدها و أمي تريدني أن أعتني بها دائما |
| Yine de bir şeyler içmek için gece dışarı çıkacak olursan ve çocuklara bakmamı istersen hiç sorun olmaz. | Open Subtitles | على كل حال، لو أردت بيوم من الأيام للخروج وأردتي أن أعتني بالأطفال، أخبريني |
| Bu saçma giysiyi yakmadan önce borularına bir bakmamı istemediğinden emin misin? | Open Subtitles | هل أنتي واثقة من أنكِ لا تريدين أن أتحقق من أنابيبكِ قبل أن أحرق هذا الزي المثير للسخرية؟ |
| Deb yan taraftan sesler duymuş, bir bakmamı istedi. | Open Subtitles | ديب سمع أصوات قادمة من الجيران سوف أتحقق من ذلك |
| Vivian'ın başına birşey gelirse, benim bakmamı istedi. | Open Subtitles | طلبت منّي فيفيان الاعتناء به في حال لم تكتب لها النجاة. |
| Lütfen sana bakmamı isteme. Oh. Yapabileceğim başka birşey var mı? | Open Subtitles | رجاءً لا تطلب مني الاعتناء بك. هل هناك أي شيء آخر أستطيع فعله؟ ها أنتَ ذا، تمامًا حيث أنت. |
| Benden güllerine bakmamı isterdi. | Open Subtitles | لقد كانت تطلب منني الإعتناء بورودها |
| Bölüm müdürü gelip bakmamı istedi benden. | Open Subtitles | المدير طلب مني التحقق منه |
| Orson'ı eve getirip ona bakmamı mı istiyorsunuz? | Open Subtitles | "تريدني أن أعيد "أورسون للبيت وأعتني به؟ |
| Holmes, şu kağıtlara benim de bakmamı ister misin? | Open Subtitles | هولمز , أتريدنى ان القى نظرة على هذه الاوراق ؟ |
| - Önce hangisine bakmamı istiyorsun? - İkisine de. | Open Subtitles | ـ أيهما تريدني أن أجيب عليه فى البداية ـ كلاهما معاً |
| - Eğer gözlüklerinden bakmamı istiyorsan, bakarım. | Open Subtitles | لو كنتَ تريدني أن أنظر من خلال نظارتك فسأنظر من خلال نظارتك |
| Çevreme farklı bir gözle bakmamı sağladı. | Open Subtitles | لقد جَعلَني أَنْظرُ إلى الأشياءِ بشكل مختلف |
| Karısı çocuğa bakmamı rica etti. | Open Subtitles | زوجته طلبت مساعدتي في البحث عن الصبى |
| Çocuk bakmamı mahkemede küçümsemek vicdansızca ve son derece çizgiyi aşan bir şey. | Open Subtitles | التقليل من مشكلة رعايتي للاطفال في المحكمة أم غير مقبول وخارج عن الحدود تماماً. |
| Babanız size kendi çocuğummuş gibi bakmamı istedi ve ben de bakacağım. | Open Subtitles | لقد طلب منى أبيكم أن أرعاكم كما كُنتم أبنائى ، و سأفعل هذا |
| Avukatın yüzüne bakmamı istedi. | Open Subtitles | أرادت محاميتك مني أن انظر إليك وجهاً لوجه |