| Kral geri çekilmeye çalışıyor ama düşman süvari onu arkadan kuşatır. | TED | يحاول الملك التراجع، لكن سلاح فرسان العدو يحيط به من الخلف. |
| Geri çekildiğinde, düşman seni kovalamıyorsa hemen geri dönerek, saldırmalısın. | Open Subtitles | اذا تراجعت ولم يتبعك العدو يجب عليك ان تستديري وتهاجمي |
| düşman Lublin ile Brest-Litovsk arasında tüm cephe boyunca saldırıyor. | Open Subtitles | اٍن العدو يهاجم بطول الجبهة هنا بين لوبلان وبريست ليتوفسك |
| Bu hafıza ayrıca neresi dost neresi düşman bölgesi bilmeye ek, üreme bölgeleri ve doğum alanlarını da kapsar. | TED | وتمتد هذه الذاكرة أيضًا لتشمل مواقع التزاوج ومناطق الولادة، إضافة إلى معرفة من هم الأصدقاء ومن الأعداء من الجيران. |
| düşman filosu ile Amerikan sahilleri arasında sadece 3 uçak gemisi var. | Open Subtitles | حاملاتنا الثلاثه هى كل ما يحول بين اسطول العدو و الساحل الامريكى |
| Uçaklara yakıt verilemedi. Buluşma alanında bir düşman gemisi vardı. | Open Subtitles | طائراتنا الاستكشافيه لم يستطع تموينها بالوقود سفينه العدو كانت هناك |
| Sadece düşman şileplerinden gelen zayıf konum raporları ve SOS çağrıları. | Open Subtitles | تقاير عن المواقع , وإشارات إستغاثة ضعيفة جداً من شاحنات العدو |
| Geliştirme amacı öncelikle düşmanın haberleşmesini yok etmek... düşman önce davranmadan. | Open Subtitles | الفكرة تستخدم لقطع جميع أتصالات العدو قبل أن يتمكنوا من الأنتقام |
| Birinin sahile ilk çıkması... veya el bombasına atlaması veya düşman ateşini başka yere çevirmesi... sayesinde topçu birlikleri koordinat belirlerler. | Open Subtitles | و يجب على احدهم ان يبدأ الضربة أو يقفز فوق قنبلة , او يجذب نيران العدو حتى يستطيع زملاؤه تحقيق الهدف |
| Şu anda, düşman hattının 50 km uzağında olmamız endişe verici. | Open Subtitles | والان اعتبارا من هذه اللحظه فنحن 50 كم خلف خطوط العدو |
| AWAC'a göre düşman burada, burada ve burada pozisyon almış. | Open Subtitles | وحسب التقارير الوارده فان مواقع العدو هنا , وهنا, وهنا |
| Şu anda, düşman hattının 50 km uzağında olmamız endişe verici. | Open Subtitles | حسب علمنا . فنحن نبعد 50 كيلو متر خلف خطوط العدو |
| düşman cesurca savaşmasına rağmen büyük kayıplar vererek geri çekildi. | Open Subtitles | العدو في تراجع وبخسائر دامية ثقيلة مع ذلك القتال بشجاعة |
| Çünkü burada bahsettiğimiz şey. Bir kamyon dolusu düşman askeri. | Open Subtitles | 'هذا ما أتكلم عنه أنها شاحنة كاملة من جنود العدو |
| - Amcamda bu çipi üretiyor. - Yani, açıkçası düşman topraklarındayız. | Open Subtitles | عمي يصنع هذه الرقاقة لذا نحن بمعنى آخر, في منطقة الأعداء |
| Emin olduğumu hayal edebileceğiniz gibi, uzun bir düşman listemiz var. | Open Subtitles | وأنا متأكد أنك تستطيع أن تتخيل قائمة الأعداء الطويلة التي لدينا |
| Güneyde, Romanya Üçüncü Ordusu 90 düşman piyade tümeniyle karşı karşıya. | Open Subtitles | اٍلى أقصى الجنوب الجيش الثالث الرومانى يواجه 90 شعبة مشاة للعدو |
| Rusya'da kimin düşman olduğunu bilirdim. Burası fazla karmaşık. | Open Subtitles | في روسيا , كنت أعرف من هو العدوّ هنا , الامر محيّر جدا |
| Ama en az onlardan birisi kadar güçlü bir düşman olabilirim. | Open Subtitles | ولكني أستطيع أن أكون عدواً لدوداً كأي واحد منهم. تذكّري ذلك. |
| Bunu bana nasıl yaparsın, ne hakla bana düşman dersin? | Open Subtitles | هذا جميل , ملحوظه كريهه ان تدعى انى من الاعداء |
| düşman denizlere girip korsan teknelerini ve uyuşturucu kaçakçılarını avlamak için. | Open Subtitles | التسلل إلى المياة الإقليمية لدولة معادية اصطياد مهرّبي المخدرات وسفن القراصنة |
| Biriniz dost, biriniz düşman ve biriniz de aileden biri tarafından. | Open Subtitles | واحد بيد صديق وواحدة بيد عدوّ وواحد بيد فرد من الأسرة. |
| En azından benim bir düşman korsanı olduğumu düşünmüyor artık. | Open Subtitles | . علي الاقل , قد توقف بالتفكير بأنني قرصانٌ عدوا |
| düşman kendinden aşırı derecede emin olduğunda konsantrasyonumuzu ikiye katlamalıyız. | Open Subtitles | عندما يكون عدوك زائد الثقة بنفسه يجب أن نُضاعف تركيزنا |
| Hemen! Bizi kapatmak için karalama yapan düşman hükümete karşı haklarımızı koruyoruz. | Open Subtitles | إننا نحمي حقوقنا ضد أعداءً حكوميين يستخدمون تهماً مزيفة لمحاولة إغلاق المكان |
| Dişi geyik korkaktır ve kendi adamları ve düşman aile önünde birisine böyle hitap etmek kavga çıkacağı anlamına gelir. | TED | الخادم الجبان هو خواف. و استدعاء شخصا ما في مقدمة رجاله و العائلة التي هي خصم يعني أن ثمة عراك سيحدث. |
| Ayrıca Başbakan'ın kaybolmasını, uzaylı düşman saldırısı sonucu olduğunu düşünebiliriz. | Open Subtitles | ويمكننا أن نفترض أن اختفاء رئيس الوزراء هو نتيحة مباشرة لتحركات فضائية عدائية |
| İkinci bir örnek olarak, müttefik bir ulus grubu hayal edin, işbirlikçi bir şekilde düşman ulusun nükleer savaş gemisinin bilgisayar sistemine sızıyor. | TED | كمثال آخر: تخيل مجموعة متحدة من الأمم يتعاونوا في إقتحام أنظمة الحاسب الآلي الخاصة بسفينة حربية نووية للأمة المعادية. |
| Siviller burada çünkü... düşman uçakları hakkında en iyi bilgiye onlar sahipler. | Open Subtitles | .... المدنيون هنا لأنهم أفضل مصادرنا فى الحصول على معلومات عن أعدائنا |