| Bütün o sıkıcı Amerikan kitaplarını taşımak zorunda kalmam iyi oldu. | Open Subtitles | كان من الجيد أن لدي كل هذه الكتب الأمريكية المملّة معي |
| Bu siteyi yöneten sapığın bana borcu olması iyi oldu. | Open Subtitles | من الجيد أن المنحرف الذي يدير هذا الموقع مدين لي |
| Neyse ki sıra pantolonuna gelmeden oyun bitti. | Open Subtitles | من الجيد أن اللعبة توقفت قبل أن ترهن بنطالك |
| İyi ki eşcinsel olduğumu anladım. Yoksa sen, ben ve dört daha! | Open Subtitles | كان من الجيد أن أدرك بأنني شاذة وإلا أنا وأنت بالملابس الرسمية |
| Seni yeniden görmek ve Clayton'un burada olması çok güzel. | Open Subtitles | منَ الجيد رُؤيتُكِ و من الجيد أن يكون كليتون معنا |
| Oh, hadi ama, Peter.İçerde birkaç piliç olması daha iyi olur. | Open Subtitles | بربك .. بيتر سيكون من الجيد أن نحظى ببعض الفتيات هنا |
| Genç olmak güzel. Peki dördüncü raunda hazır mısınız? | Open Subtitles | من الجيد أن تكون شباب لذا مستعدون للجوله الرابعه ؟ |
| Kime güvenebileceğimi en baştan görmem iyi oldu. | Open Subtitles | من الجيد أن أعرف من البداية من يمكنني الاعتماد عليه. |
| Aslında bir kaç dakikamızın daha olması iyi oldu. | Open Subtitles | في الواقع، إنه من الجيد أن نحصل على بضع دقائق إضافيه |
| Buffy'nin seni bulması iyi oldu. Çünkü ölmek üzereydin. | Open Subtitles | من الجيد أن بافي وجدتك لأنك كنت علي وشك أن تنفجر |
| Bu iyi. Yani bildiğimiz iyi oldu Yoksa yanlış olacaktı. | Open Subtitles | حسناً، هذا جيد أقصد من الجيد أن نعرف ذلك |
| Evet, Profesör B'nin koelakant tankında saklaması iyi oldu. | Open Subtitles | صحيح, من الجيد أن البروفيسور ب قد خبأه في حوض أسماك سيلكانث |
| Neyse ki gelgit oyukları çok nadirdir ama Ay, yılın her günü dünyadaki okyanuslarda güçlü gelgitler yaratır. | Open Subtitles | من الجيد أن هذه الظاهرة نادرة الحدوث، لكن بشكل عام، يتسبب القمر في حدوث ظواهر المد القوي في محيطات العالم |
| - Neyse ki seslendirme yapıyorsun. | Open Subtitles | يا إلهي ، من الجيد أن مهنتك تعتمد قليلاً على الصوت |
| Seni çok fazla eleştirdiğimi düşünebilirsin ama bana göre önceki deneyimlerimden yola çıkarak bu tür şeyleri "iyi ki biliyormuşum" sınıfına koyuyorum. | Open Subtitles | ربما أنتى وجدتيها صعبة المنال,لكن بالنسبة لى عندى معرفه أولويه بمثل هذه الأشياء و أنها تكمن تحت مسمى من الجيد أن تعرفى |
| İyi ki Wyatt bunlarla dolaşmamıza izin vermiyor. | Open Subtitles | من الجيد أن ويات لا يسمح لنا بحمل الاسلحة |
| Ve eğlence camiasında müttefiklerimiz olduğunu bilmek çok güzel bir şey. | Open Subtitles | وأنه من الجيد أن نعرف أن لدينا الناس في مجتمع الترفيه. |
| Sanırım, aynı şeyleri yaşayan biriyle arkadaş olmak iyi olur, değil mi. | Open Subtitles | أظن من الجيد أن يكون لي صديق يمرّ بما أمرُّ به، صحيح؟ |
| Dışarıda olmak güzel, ha? | Open Subtitles | من الجيد أن تكون فى الخارج ، أليس كذلك ؟ |
| Gelmek için güzel bir mekan değil mi? Kaçış yeri. | Open Subtitles | من الجيد أن يكون لديك مكان للذهاب إليه، تعلمين، الإنصراف |
| En sevdiğim yeğenimi görmek ne güzel! Çok uzun zaman oldu. | Open Subtitles | من الجيد أن أرى ابن أختى مجدداً لقد مر وقت طويل |
| Mevkiî sahibi bir arkadaşının olması iyi bir şey olsa gerek. | Open Subtitles | مؤكد أنه من الجيد أن يكون لديك صديق في هذه اللحضات |
| Hayallerinin olması güzel. Sıradaki hayalin arka kapısından girmek olsun. | Open Subtitles | من الجيد أن تحلم من الجيد أن تصوب نحو القمر |
| Kadının nerede olduğunu bilsek çok iyi olurdu. Nerede saklandığını. | Open Subtitles | سيكون من الجيد أن نعرف من أين أتت وأين تختبئ |
| Sonunda Otel Cortez'e gerçekten kayıt yaptırdığını gördüğüme çok sevindim. | Open Subtitles | من الجيد أن أرى أنك أخيرا,بحق تنزل في فندق كورتيز |
| Ara sıra bakmak daha iyidir ama sen sanki gidip becerecekmiş gibi bakıyorsun. | Open Subtitles | من الجيد أن تنظر للفتيات لكن يبدو أنك ستذهب لتجامعها |