| Burada olmak hoşuna gidiyor olmalı. Belki de bu karışım nihayet işe yarıyordur. | Open Subtitles | مؤكد أن المكان يروق لكِ، ربما هذا المصل الذي أخترعته سيقوم بوظيفته أخيراً |
| Sen vanilya seviyorsun, ben de çikolota. Evli olmayı seviyorum. | Open Subtitles | تروق لك الفانيليا، وتروق لى الشيكولاتة يروق لى أن أتزوّج |
| Hiç hoşuma gitmedi. Buraya gelince hoşnutsuzluğum daha da arttı. | Open Subtitles | لا يروق لي ذلك كل ما سمعته هنا ، وحتى لو كان أقل من ذلك |
| Daha önce hiç ev sürmedim. Bunu sevdim. Harika. | Open Subtitles | أنا لم أحب البيوت المتنقلة لكن هذا يروق لى، هذا رائع |
| Öyle mi? Ben her şeyin kendi vahşi doğasında akmasını severim, doğanın istediği gibi. | Open Subtitles | افعلها أنت ، ولكن يروق لي الأشياء الجامحة على طبيعتها |
| Bilmiyorum ama ben beğendim. Birçok yere gittim doğru ölçüyü bulmak için ama bunu önemsemez zaten. | Open Subtitles | أعلم أنه يروق لي ، لقد ذهبت لاماكن كثيرة لإيجادالحجمالمناسب،ولكن .. |
| Yukarıdaki hücre, farenin bulunduğu kutunun iki duvarı arasındaki orta kısımlarda ateşlenmeyi seviyor. | TED | وبالتالي تلك في الأعلى يروق لها أن تطلق نوعا من الطريق الوسط بين الجدران من الصندوق الذي يوجد فيه الجرذ. |
| Kapalı tutulmayı sevmiyor. Yalnızlık hoşuna gitmiyor. | Open Subtitles | لكنها لم يروق لها أن تكون محبوسة أو وحيده |
| Bu tarz bir evlilik hoşuna gidebilir. Ama yine de Leydi Lorna halktan birisiyle evlenemez. | Open Subtitles | ،إن الملكة تميل لطباع رومانسية قد يروق لها زواج من هذا النوع |
| Ve inan bana, bu hoşuna gitmeyecektir. | Open Subtitles | سأوصي بأن تتلقي رعاية نفسية ولن يروق لكِ هذا، صدقيني |
| Zaman içindeki uyumu, bir petrol rafinerisinin parlak ateşi gibi ve onu seviyorum. | Open Subtitles | إنها معاصرة لزمانها تماماً كشعلة اللهب في محطة تكرير النفط، وذلك يروق لي |
| - senin çantanı seviyorum teşekkür ederim,yeni aldım | Open Subtitles | لا يروق لكم , المعجبين بي؟ بالمناسبة انا معجبة بحقيبتك |
| Konuşmaya devam et, tatlım. Beni aşağılaman hoşuma gidiyor. | Open Subtitles | استمرى فى الحديث يا حبيبتى الأمر يروق لى عندما تحقريننى هكذا |
| Şimdi beni onlardan uzaklaştırıyorsun; arkadaşlarımızı kaybediyoruz ve bu hiç hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | والآن تبعدني عنهم ونحن نخسر أصدقائنا ولا يروق لي ذلك |
| - Hey kahrolası önüne baksana. - Hey, tişörtünü sevdim. | Open Subtitles | ـ انتبه لخطاك أيها الأحمق ـ يروق لى قميصك |
| Araba alma işini sevdim. Çok eğlenceliymiş. | Open Subtitles | يروق لي التبضع بحثاً عن سيارة، إنه أمر ممتع للغاية |
| Huzuru ve sessizliği severim, teğmen. | Open Subtitles | مكان مسالم وهاديء يروق لي، أيها الملازم. |
| Bunu beğendim. Duruma yakışan bir tanımlama oldu. | Open Subtitles | يروق لي هذا، إنّ له وقعاً جميلاً على الأذن |
| Alttaki örnekte, hücre, ne zaman güneye yakın duvar varsa ateşlenmeyi seviyor. | TED | الذي في الأسفل يروق له الإطلاق كلما وجد جدار قريب من جهة الجنوب. |
| Kin tutmayı sever onunla ters düşmek istemezsiniz. | Open Subtitles | يميل إلى حملِ الأحقاد، لذا، لن يروق لكم مرافقته. |
| 20 yıl içinde orayı seversin. Göreceksin. | Open Subtitles | سوف يروق لكَ , طوال العشرون عام و سوف تري هذا |
| Babam, arkasından iş çevirdiğimizi öğrendiğinde hiç hoşlanmayacak. | Open Subtitles | لن يروق لأبي ذلك حينما يعرف أنك تعملين بدون علمه |
| Rengini sevmedim ama. Pekâlâ, yapacağım şey senin reaksiyonlarına göre sürmek olacak. | Open Subtitles | لا يروق لي لونها لكن ما سأفعله هو قيادتها عن طريق الشعور بردود أفعالك |
| Ve o yasaları birçok, birçok kez çiğnedi. Şimdi, ben de onu sizin sevdiğinizden daha fazla sevmiyorum fakat olay şu, o sıradan bir suçlu değil. | Open Subtitles | ولقد خالف ذلك القانون مرات عديدة، والآن لا يروق لي مثلكم |
| -Bundan hoşlanmıyorum. -Ben de. | Open Subtitles | انا لا يروق لي هذا لا يروق لي هذا الوضع |
| Ayrıca, yaşlı hatunların gösterdiği minnettarlıktan hoşlanıyorum. | Open Subtitles | بالإضافة , يروق لي الإمتنان الذي تحصل عليه من السيدات الأكبر سناً |
| 16 yıllık evliliğimiz boyunca ondan hoşlandığını bir kere bile söyledin mi? | Open Subtitles | أتعلم ؟ خلال الـ 16 سنة من زواجنا أقمت بأخباره مرةً بأنه يروق لك ؟ |