| Bir bakıma, bu proje bir alışkanlığın boş bir jest halini alması hakkında. | TED | وبمنظور آخر، فإن المشروع بمجمله كان حول الطقوس التي تصبح فارغة من معانيها. |
| Bu, hiç boş portrenin olmadığı çok az rastlanan bir durum. | TED | هذا واحد من الحالات النادرة حيث لا يوجد لدي صور فارغة. |
| Acıdan başka bir şey getirmediğini bilerek geçirilen uzun ve boş günler. | Open Subtitles | أيام طويلة و فارغة عندما لم أكن أعيش إلا من خلال الألم |
| Ama bu eve eli boş geldiğim anlamına da gelmiyor. | TED | ولكن هذا لا يعني أنني عدت إلى وطني خالية الوفاض. |
| "Görev Birliği"'indeki adamlarından biri transfer oldu bana bir boş yer bıraktı. | Open Subtitles | واحد من رجال مهامي قد نقل خارجا وذلك يضعني مع مكان خالي |
| Sen de değerli boş vaktini yaşlı bir bayanla konuşarak geçiriyorsun. | Open Subtitles | إذا.. بوقتك الثمين الفارغ أنت تتكلم مع سيدة كبيرة في السن |
| Sonra bir gün odasına gittim ve yatağının boş olduğunu gördüm. | Open Subtitles | في أحد الأيام ذهبت إلى غرفته ولاحظـت أن سريره كان فارغاً. |
| Böyle bir gecede insanın boş bir eve girmesi ürkütücü oluyor. | Open Subtitles | في ليلة كهذه، إنه شيء مخيف، أن تدخل إلى شقة فارغة |
| Aslında onu boynuna bağlasak ellerin boş kalır. Daha rahat yersin. | Open Subtitles | يمكننا أن نربطها حول عنقكِ ونجعل يديكِ فارغة حتى تأكلى الكعك |
| Evet, Bay Koo'nun oğlu evlendi ve onun odası boş. | Open Subtitles | أجل إبن السيد كو تزوج واصبحت غرفته فارغة شكرا لكِ |
| Ama 3 hafta içinde, ofise dönüştürüyorlar, o yüzden şimdi boş. | Open Subtitles | لكن بعد ثلاثة أسابيع سيحوّلونها إلى مكتب لذا هي فارغة الآن |
| 14 sessiz insan 6 boş masa ve sizi cehennemde görüyorum. | Open Subtitles | لقد كنتم 14شخص هاديء و 6 موائد فارغة سأراكم في الجحيم |
| Bu patron konuşmaları eskiden boş yüzme havuzlarında ter döken birine yakışmıyor. | Open Subtitles | يبدوا متعاون جداً بالنسبة لشخص كان يجهد نفسه في حمامات سباحة فارغة |
| Canlı anılar, içi boş üniformalar sergi için titizlikle paketlendiler. | Open Subtitles | ذكريات حية, وازياء خالية كلها مُعبأة بعناية للمعرض ايها الملازم |
| Hadi ama. Evine eli boş gönderecek halim yok ya seni. | Open Subtitles | بالله عليك, لا أستطيع أن أرسلك . لمنزلك وأنت خالي اليدين |
| Size hiç dosya verilmediği için çok fazla boş vaktim var. | Open Subtitles | ،ليس هنالكَ قضايا مخصصة لَكِ .لذا عِنْدي الكثير مِنْ الوقتِ الفارغ |
| - Buldugumuzda kasanın boş olduğu anlamına gelmez, değil mi? | Open Subtitles | ألا يعني هذا بأن المدفن سيكون فارغاً عندما يجدونه ؟ |
| boş vakitlerinde, evsizler sığınağında çalışıyor ve Meksika yemeği yiyor. | Open Subtitles | في وقت الفراغ تعمل في ملجأ للمشردين وتأكل غذاءً مكسيكياً |
| Programının bu kadar boş zamana elverişli olması çok iyi. | Open Subtitles | أنا سعيدة لأن جدول أعمالك يترك لك وقت فراغ كبير |
| Ona boş bir oda bul Haleh Endokardit için biri onu muayene etsin. | Open Subtitles | هاليه , ابحثي عن غرفة شاغرة واطلبي شخصا اخر ليجري لها فحوصا داخلية |
| Bu kadar yol gelip eli boş dönmek yazık olur. | Open Subtitles | سيكُون من المُؤسف إن إبتعدنا كثيراً و نخُرج بأيدى خاوية. |
| Kasabada boş yer yok. Ancak ısrar ediyorsanız, onlara hemen burayı terk etmelerini söyleyeceğim. | Open Subtitles | لا يوجد مكان شاغر بالمدينة ان كنت تصر، سأبلغهن ان يغادرن |
| O bir Girit'li. Onlar boş tehditler savurmaz. | Open Subtitles | انه من كريت وهؤلاء الناس لا يقومون بتهديدات فارغه |
| - Şaka yapmıyorum. Her zaman olduğu gibi boş vakitlerinde Ar-Ge yapabilirsin. | Open Subtitles | لا أمزح، يمكنك القيام بالأبحاث والتطوير بوقت فراغك كما كنت تفعلين دائماً |
| Byland'ın tugayının dayanacağını sanmam. boş verin. Bir tadına baksın. | Open Subtitles | أشك أن لواء بيلاند سيصمد لا يهم , دعه يتذوقه |
| Burası, yılda 40 hafta boş olur. Buraya sadece ava gelirler. | Open Subtitles | وهذا المكان يكون خالياً باقي السنة إنهم هنا من أجل الصيد |
| Size kartımı vereyim. Kartı boş ver. | Open Subtitles | دعنى أعطيك أحدى بطاقاتى لا تهتم بالبطاقة |