| Hani benim postumu koruyup koruyucu meleğim olacaktın. | Open Subtitles | إنك وعدت أنك ستحمينى وتكون ملاكى الحارس. |
| koruyucu ruh yağmur dinene kadar burada kalmamıza izin ver. | Open Subtitles | أيها الحارس الأمين أرجوك دعنا نحتمي من المطر لفترة قصيرة هنا |
| Bu insanları sokaklardan uzak tutmalı ve koruyucu gözaltına almalısınız. | Open Subtitles | تحتاج إلى سحب هذه الناس من الشوارع وإلى الحماية القضائية. |
| O zaman sana kendini adamış bir koruyucu meleğin olmalı. | Open Subtitles | حسناً، لا بدّ أن لديك ملاك حارس متخصص بالاهتمام بك |
| O kadar hasta bir çocuk koruyucu ailenin yanında kalmamalı. | Open Subtitles | طفلة مريضة كهذه لا يجب أن تكون مع عائلة رعاية. |
| koruyucu büyünün yan etkisini kırmak için sadece bir eğlenceydi. | Open Subtitles | لكنه كان مجرد أثر سلبي مسلي لكسر تلك التعويذة الحامية |
| Ana durum, tahta geçmesine izin vermeyeceğiz. Efendi koruyucu ile konuşmalıyız. | Open Subtitles | المهمّ ألا ندعه يرث العرش يجب أن نتحدّث إلى السيّد الحامي |
| koruyucu bakım büyük tehlikede olan çocuklar için birincil koruma barınağı. | TED | صُممت دور الرعاية لتكون مأوى حماية عاجل للأطفال المعرضين لمخاطر عالية. |
| Şehrini koruyucu melek gibi gözleyip fark yaratarak insanları kurtarabilirsin. | Open Subtitles | اعتنى بمدينتك مثل الملاك الحارس. اصنع الفرق |
| koruyucu olarak huzurlu olmak zor olsa gerek. | Open Subtitles | لا بد وأن الحارس لا يعرف سوى القليل عن السلام. |
| Yardımcıya ihtiyacın varsa, şuradaki koruyucu meleğine ne dersin | Open Subtitles | اذا اردت تعاوناً ممكن ان تستعين بملاكك الحارس هناك. |
| - Bir koruyucu onu geri getirsin. - Evet en kurnaz olanı uyandırın. | Open Subtitles | لنترك الحارس يعيدها نعم، أيقظ أكثرهم دهاء |
| Güvende olman için seni bir süre koruyucu gözaltına alacaklar. | Open Subtitles | سيقومون بإبقائك في الحماية الوقائية لفترة فقط لتكوني في أمان |
| Hangi koruyucu donatimlarin bulundugunu sorun. | TED | وتعرفوا على معدات الحماية التي يملكونها |
| Ancak bir koruyucu melek beni buraya getirebilirdi. | Open Subtitles | فقط ملاك حارس كان بامكانه أن يجلبني إلى هنا. |
| Bir okuldan diğerine, bir koruyucu aileden ötekine koştururken arada kaynadı gitti. | Open Subtitles | لكي انتقل من مدرسة للتي بعدها من رعاية لأخرى لم تتناسب معي |
| Kalkıyor ve düşüyor, çünkü biz daha çok koruyucu kolumuza yatırım yaptık. | TED | إنها تذبل، إنها تموت لأننا استثمرنا الكثير في ذراعنا الحامية لنا. |
| koruyucu rolü oynamayı kesip gerçeği itiraf et. | Open Subtitles | لم لا تتوقف عن لعب دور الحامي وتعترف بالحقيقة |
| Sağlık hizmetini eve taşıyan bir kişisel sağlık hizmetine odaklanmalıyız. nasıl daha pro-aktif, ya da koruyucu olabiliriz bunu düşünmeliyiz. | TED | يجب أن نطور وجهة نظر للرعاية الصحية الفردية لننقل الرعاية إلى المنزل. كيف يمكننا أن نستبق الأحداث و نهتم بالوقاية؟ |
| Gerçek anlamda milyonlarca insanın yaşamına önemli değişiklikler getirebilme ve küresel çapta koruyucu hekimlik konusunda bir fırsat penceresi ile karşı karşıyayız. | TED | إذن توجد فترة زمنية حرجة علينا صنع فرق هام ليتمكن من التأثير على حياة ملايين البشر ونمارس الطب الوقائي على مستوى علمي |
| Bu yüzden hasta olmadan önce önce alman gerekiyor. koruyucu ilaç. | Open Subtitles | حسنٌ، لذلك يجبُ أن تأخذيه قبلًا .كيلا تصابي بالمرض، إنّه وقائي |
| Bilirsin işte, koruyucu melekler gibi. | Open Subtitles | هم يسألون عنا ويدققون وراءنا كما تعلم, كالملائكة الحارسة |
| Üç kız kardeşle büyüdüm ve on dört yaşıma kadar koruyucu taktım. | Open Subtitles | انا نشأت مع ثلاث شقيقات ولبست حامي قضيب حتى بلغت الرابعة عشرة |
| koruyucu ailem, tabak kırdığım için, iki gün araba bagajına kilitlemişlerdi. | Open Subtitles | لقد حبسني والدي بالتبني في صندوق السيارة ليومين عندما كسرتُ طبقاً |
| Görebileceğiniz gibi bir kilise bahçesinde. Scothland'da, koruyucu duvarın arkasında. | TED | إذن كما ترون, هذا فناء كنيسة موجود في إسكتلندا, و يحيط به جدران للحماية |
| Tabi ki bunu yalnızca tamamen adil koşullarda, koruyucu,akıl hocası ve arkadaş olursam kabul ederim. | Open Subtitles | وأنا لا أقبل إلا وفق شروط واضحه كرفيقة حامية ، معلمة ، و صديقة. |