"بطريقه" - Translation from Arabic to Turkish

    • şekilde
        
    • geliyor
        
    • yolda
        
    • Öyle
        
    • gidiyor
        
    • anlamda
        
    • doğru
        
    • yoldan
        
    • yoluna
        
    • olarak
        
    • yolunda
        
    • giderken
        
    • yola
        
    • yolla
        
    • bakıma
        
    Binbaşı Powers çığlık atarak, bir askere yaraşır şekilde ölmemizi istiyor. Open Subtitles ميجور باور يريد ان نموت هنا بطريقه عسكريه صاخبه و مريعه
    Ağzı avının etrafında gergin bir şekildeyken yılan normal bir şekilde nefes alamaz. Open Subtitles ومع تمدد وإتساع الفم بإحكام حول الفريسه لا يستطيع الثـعبان التنفس بطريقه طبيعيه
    Sonra hayat kesin bir şekilde çalışmaz, ve birden fazla yanlış seçim yaparlar. Open Subtitles ثم لا تسير حياتهم بطريقه معينه و الخيارات الخاطئه لها طريقتها في الإزدياد
    Bayım, bir kaza geçirdiniz. Yardım için bir ambülans geliyor. Open Subtitles سيدي، انت خرجت من حادث الاسعاف بطريقه الى هنا للمساعده
    Birleşik Devletler Dava Vekili yolda. Seni de tanık koruma programına almak istiyor. Open Subtitles الوكيل العام للولايات المُتحدة بطريقه للوصل و يُريد أن يضعكَ تحت الحرّاسة الوقائية.
    Oyununda Öyle bir şiirsellik vardı ki... hepimizi içine çekiyordu. Open Subtitles لقد لعب بطريقه مثل الشعر الذي جعلنا كأننا جزء منه
    Bir şekilde ortaya çıkacaklar sen istesen de istemesen de. Open Subtitles ستخرج للعلن بطريقه او بأخرى سواء اردتى ذلك ام لا.
    Bir dokudaki tüm hücreleri lekelemek yerine, bir şekilde sadece bir yüzdesini lekeliyor. TED بدلاً من تلوين كافة الخلايا داخل نسيج، فإنها بطريقه ما تلوّن واحد بالمئه من هذه الخلايا.
    Biraz garip. Ve günümüzde liderler, nasıl farklı bir şekilde öncülük etmeleri gerektiğiyle karşı karşıyalar, buna inanıyorum. TED و هذا نوع من الحرج و هكذا اليوم ، يتواجه القادة مع كيف تستطيع القيادة بطريقه مختلفة ، كما اعتقد.
    Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde. TED فالمشكله قابلة للحل, و بطريقه رخيصه نسبيا
    Bana ondan daha çok söz etmeliydin. Belki ona daha farklı bir şekilde yaklaşırdım. Open Subtitles كانيجبعليكاخبارى، لكنت تعاملت معها بطريقه مختلفه
    Buna mecburum. Kaçıp durmaktan bıktım. Bu işi bir şekilde temizlemeliyim. Open Subtitles انامضطر،لقدتعبتمنالفرار، يجب ان اصفى هذا بطريقه ما
    Silah olarak kullanmam için çok ağır olsa da başka şekilde istifade edebilirdim. Open Subtitles ثقيل جدا بالنسبه لى لاستخدامه كسلاح لكن ممكن استخدامه بطريقه اخرى
    Bu görevlerin seni en zalim yoldan sınamak amaçlı olduğu anlamına geliyor. Open Subtitles يعنى أنه يتعمد فعل ذلك ليقلقك بطريقه وحشيه ... تقريبا بأسلوب قاسى
    Bayım, bir kaza geçirdiniz. Size yardım edecek bir ambülâns yolda. Open Subtitles سيدي، انت خرجت من حادث الاسعاف بطريقه الى هنا للمساعده
    Öldüklerinde kurbanların üzerinde ne varsa şu anda incelenmek için laboratuvara gidiyor. Open Subtitles كل شيء كان بحوزة الضحايا عند موتهم بطريقه للمخبر كي يتم فحصه
    - klişe olduğunu düşünüyordun. - iyi anlamda söylemiştim. Open Subtitles أنت تعتقد أنها باليه عنيت باليه و لكن بطريقه إيجابيه
    Bu yüzden tırabzanları kullanmak ve videolarına doğru isim vermek çok önemli. Open Subtitles ولهذا يصبح استخدام الدرابزين أمراً مهماً للغاية وأن تعنون فيديوهاتك بطريقه صحيح
    Kasten engellemek yerine, A, B, C, D, F gibi oldukça değişken sonuçlar sunan bir konuya çalışma zamanınızı ve sürenizi sabitleyerek bunu farklı bir yoldan yapın. TED بدلا من التقييد ، التحديد متى وكم يستغرق من الوقت لعمل شيء معين، تأكيد الحصول على نتائج متغيرة، ممتاز، جيد جدا، جيد، مقبول، فشل.. أعملها بطريقه اخرى.
    Belki kovboyların zamanında kendi yoluna gitmek mümkündü. Open Subtitles ربما سابقا في زمن الرواد يمكن للرجل ان يسير بطريقه الخاص
    Yani onun akrabası olduğumu, deneysel olarak kanıtlamak için hiçbir yol yok. Open Subtitles لذلك لا يوجد مجال للإثبات بطريقه عمليه إنى ذات صلة قرابه بها
    Ve normal olarak herkesin kendi yolunda yürümesi gerektiğine inanırım fakat sadece sen yolunda yürümüyorsun. Open Subtitles أؤمن أن كل شخص يسير بطريقه الخاص لكن انت لم تفعل ذلك ، حسنا ؟
    6 yıl önce işe giderken para için... pusuya düşürüldü. Open Subtitles قبل 6 سنوات نُصِبَ له فخاً من أجل المال بطريقه للعمل.
    Kahrolası bir felç için vaktim yok, buradan diğer yola geçmeliyiz. Open Subtitles ليس لدي الوقت لمعوق حقير لأني سأخرج من هنا بطريقه , أو أخرى
    - Onu başka bir yolla kurtarırız. - Başka ne yol var ki? Open Subtitles .سوف ننقذه بطريقه اخري ما هي الطرق الاخري المتاحه؟
    Bir bakıma seni farklı düşünmeye itiyor. Open Subtitles انه يجعلك تفكرين بطريقه مختلفه

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more