| Burada ne yapıyorum? Sakın ona dokunma, sakın dokunma, sakın-- | Open Subtitles | ماذا افعل هنا لا تلمس ذلك، لا تمس ذلك، لا تمس |
| dokunma ona. Dokunursan, gider. Ya da biz gideriz. | Open Subtitles | قلت الا تمس ساركار اذا مسسته اما نحن نذهب او هو |
| - Yeminle! Hayalarıma dokunma. Ve bana öyle demeyi kes. | Open Subtitles | أقسم، لا تمس خصيتاىّ وثانياً، لا تنعتني بهذا الإسم |
| Neden oyuğun ön tarafındaki kablo bobinleri, neredeyse tamamen dokunulmamış bir halde bulunuyorlar? | Open Subtitles | لماذا لم تمس بكرات السلك المواجهة لفتحة الدخول على الأطلاق؟ |
| Ruhuma dokunuyor ve hatta bir ruhum olduğunu sanmamama rağmen. | Open Subtitles | أنها تمس روحي وأنا لا أعتقد أن كان لي واحدة. |
| Timo, maç boyunca oyundaydın, topa dokunmadın bile. | Open Subtitles | "تيمو " , طليلة المباراة لم تمس الكرة حتى |
| Ben dönene kadar saçlara dokunmayacağına söz ver. | Open Subtitles | عدنى أنك لن تمس الرأس حتى أعود |
| Sanırım hepimiz güven, dürüstlük ve tüm dokunaklı şeylerin ne kadar önemli olduğunu öğrendik. | Open Subtitles | أظن بأننا تعلمنا جميعا أهمية الثقة والصراحة وما إلى ذلك من الأشياء التي تمس الأحاسيس |
| Bu tekneye dokunmayın. Ne olursa olsun. Duydunuz mu? | Open Subtitles | لا تمس هذا المركب تحت أية ظروف، هل تسمع؟ |
| Beach Boys sana gününü gösterecek. Bir daha sakın bir siyahın radyosuna dokunma, tamam mı? | Open Subtitles | لا تمس ابدا اى راديو يخص رجل اسود |
| Asla bir zencinin radyosuna dokunma oğlum. | Open Subtitles | لا تمس ابدا اى راديو يخص رجل اسود |
| Saçlarıma bir daha asla dokunma. | Open Subtitles | لا تمس شعرى أبدآ |
| Bir daha asla PC'me dokunma. | Open Subtitles | لا تمس حاسوبي أبدا |
| Asla smokinime dokunma. | Open Subtitles | لا تمس بدلتي الرسمية أبداً |
| Ama manivelalara dokunma. | Open Subtitles | لا تمس أي شيء آخر غير ذلك |
| Kayıp kızın odasına 5 yıldır hiç dokunulmamış ama yakın bir zamanda birkaç parça bir şeyin alındığı çok açık. | Open Subtitles | . حجرة الفتاة المفقودة لم تمس منذ خمس سنوات لكن من الواضح ان هناك بعض الأشياء . إزيلت من هنا مؤخراً |
| Böylece bu yerdeki 8,300 hektar dokunulmamış muhteşem bir alan boş kalacak. | Open Subtitles | و بهذا تترك مساحة ساحرة لم تمس قدرها 32 ميل مربع |
| En büyük kötümserin bile umuttan vazgeçmediği yerde benliğinin idealistik merkezine dokunuyor. | Open Subtitles | إنها تمس الجوهر المثالي منك حتى عندما تكون أعظم ساخر لم تتخل عن الأمل لهذا السبب نستمع للموسيقى |
| Timo, maç boyunca oyundaydın, topa dokunmadın bile. | Open Subtitles | "تيمو " , طليلة المباراة لم تمس الكرة حتى |
| Erkekliğime dokunmayacağına söz ver. | Open Subtitles | عدني بألا تمس أعضائي التناسلية |
| Beni düşünmen çok dokunaklı, ama beni şaşırtıyor. | Open Subtitles | حَسناً، انت قلقة لعافيتِي ان تمس لكن يُحيّرُني. - سكارامانجا في بانكوك. |
| Ana Tanrıya dokunmayın. | Open Subtitles | و لكنك بعد كل هذا لا زلت لم تمس الاٍله |
| 1978'den beri el değmemiş. | Open Subtitles | لم تمس منذ عام 1978 |
| Ama her zaman bütün bir yabanmersinli turta dokunulmadan kalır. | Open Subtitles | ولكن هناك دائماً فطيرة توت تُركت دون أن تمس |