| Eminim, önümüzde bu harika zamanları tekrar yaşamak için çok fırsatımız olacak. | Open Subtitles | حَسناً، سنحظى حالياًً بفرص عديده حتماًً .لـ إعادة عيش تلك اللحظات المجيده |
| Temiz bir hayat yaşamak isteyen adam gelmiş soygunların en büyüğüne katılıyor. | Open Subtitles | رجل يريد عيش حياة نظيفة هنا انت تسجل لأكبر سرقة في المجمل |
| Ve bu şekilde yaşamaya devam edersem kendime olan saygımı yitireceğim anlıyor musun? | Open Subtitles | ولا يمكنني الاستمرار في عيش حياتي بهذه الطريقة، وأستمر في احترام نفسي, تعلم؟ |
| -Hayatını yaşa dostum. hayatını yaşa. | Open Subtitles | فقط يعيش لمدة قصيرة يا رجل عيش لمدة قصيرة |
| Ve sen çişini tuttuğun sürece bu oyuna devam ediyoruz. | Open Subtitles | وبعد بإِنَّنا فقط عيش ذِهاب حتى أنت أبداً لا تَتبوّلُ. |
| Düşünün. Nötr karbon bir yaşam yaşamayı seçin. | TED | خذوا هذا بعين الاعتبار. قرروا عيش حياتكم بدون كربون. |
| Kim olduğum ve hayatımı nasıl yaşamayı seçtiğim... sizi ilgilendirmez. | Open Subtitles | من اكون, وكيف اختار طريقة عيش حياتي ليس من شأنك |
| Ve bu insanların yaşama, hareket etme, şehrin keyfini çıkarma şeklini değiştirdi. | TED | وهذا يغير طريقة عيش الناس، تنقلهم و استمتاعهم بالمدينة. |
| Bu beyin gücünün bir kısmını, yalnızca karmaşık hayatlarını yaşamak için kullandıklarını biliyoruz. Ama, gerçekte yunus zekâsına dair ne biliyoruz? | TED | ونحن نعرف أنها تستخدم بعض تلك القدرات العقلية لمجرَّد عيش حياتها، ولكن ماذا نعرف حقاً عن ذكاء الدلافين؟ |
| Ama hep hatırlayın, her birimiz bireyiz, kalbi atan bir insanoğlu, umursayan ve kendilerine özgü hayatlarını yaşamak isteyen. | TED | لكن تذكروا دائما، كل واحد منا هو فردٌ، إنسان يملك قلبا نابضا، يهتم ويريد عيش حياة حقيقية يريدها. |
| Eminim kendi hayatını huzur içinde yaşamak için sizin bana Prozak ya da Lityum vermenizi ümit ediyordur. | Open Subtitles | أنا متأكد أنه يتمنّى بأنّك ستعطيني بروزاك أو ليثيوم إذا يستطيع عيش حياته بسلام |
| O sadece hastalığıyla savaşarak yaşamaya çalışan masum bir kadındı. | Open Subtitles | هي كانت.. إمرأة بريئة تحاول عيش حياتها بينما تقاتل المرض |
| Söz ver bana, güzel şeyler yaşamaya çalışırken kendini kötü hissetmeyeceksin, tamam mı? | Open Subtitles | عديني انكِ لن تشعري بالسوء في المحاولة في عيش أيام جيده . حسنا |
| Dürüst olmak gerekirse hala normal bir hayat yaşamaya çalışıyorum. | Open Subtitles | ولكن لـ اكون صريحً معكم مازلت احاول عيش حياه طبيعيه |
| Hadi git ve karınla birlikte mutlu bir şekilde yaşa. | Open Subtitles | ماذا تفعل هنا ؟ إذهب و عيش بسعادة . مع زوجاتك الإثنين |
| Yok artık amına koyayım ya. Shane, eve dön. Benimle yaşa. | Open Subtitles | انت تريد بكل سخافه ان تمزح معي شين, تعال البيت عيش معي |
| İnsanların yaşam kalitesi ve şartlarını ne kadar zenginleştirebiliriz? | TED | إلى أية درجة يمكننا تطوير جودة الحياة وشروط عيش الناس؟ |
| Ama korkarım ki, eğer bunu yapmazsam, bu şekilde yaşamayı kendime yediremem. | Open Subtitles | ولكنني خائف إن لم أفعل هذا، فلن أتمكنَّ من عيش حياة هانية. |
| Hayatımın uyanık olan her anında kadınların tam potansiyellerinde yaşama hakkı için çalıştım. | TED | ولكنني استنفذت كل لحظة من حياتي في العمل من أجل حق كل امرأة في عيش حياتها لأقصى إمكانياتها. |
| Hikâyenin kendine anlattığın versiyonunu bırakabilmek, ki böylelikle hayatına dair kendine anlatıp durduğun hikâyeyi değil de, kendi hayatını yaşayabilesin. | TED | هو أن تترك الإصدار الوحيد لقصتك الذي أخبرت به نفسك لتستطيع عيش حياتك، لا أن تعيش القصة التي أخبرت بها نفسك حول حياتك. |
| Altı yıldır buralarda yaşıyorum ve öyle bir yeri hiç duymadım. | Open Subtitles | انا عيش هنا منذ 6 سنوات ولم اسمع بشىء في هذا المكان |
| Diyalizle bir 80 90 yıl daha yaşayabilirsin. | Open Subtitles | ولكن مع غسيل الكلية يمكنك عيش 80 أو 90 سنة أخرى |
| Vahşi Mantar yahnisi ile kızarmış kuzu yiyor olacaksın. | Open Subtitles | يمكنك أن تتناول يخنة لحم الضأن المطهو ببطء مع عيش الغراب البري |
| Belki de cennet insanın en iyi zamanlarını tekrar yaşadığı yerdir. | Open Subtitles | حسناً، لربما هذه ماهية النعيم.. مكان حيث تعيد عيش لحظاتك الأفضل |
| Ve biz bu nedenle hayvanların daha uzun yaşadığını düşünüyoruz.. | TED | وتعتقد ان ذلك هو سبب عيش الحيوانات لفترة طويلة |
| "Hayatımın sahte olduğunun anlaşılması korkusuyla yaşamaktan bıktım. | Open Subtitles | لقد مللت من عيش حياتي خائفاً أن يتم اكتشاف مدى زيفي |
| Elbette planlamadığın bir hayatı yaşamanın ne demek olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | نعم، عيش الحياة التي لم نخطط لها أعلم ما يعني هذا |