"هنا" - Translation from Arabic to Turkish

    • burada
        
    • buraya
        
    • buradan
        
    • buradayım
        
    • var
        
    • geldi
        
    • geldim
        
    • buradaki
        
    • Burası
        
    • orada
        
    • buradasın
        
    • buradayız
        
    • Buralarda
        
    • burda
        
    • bu
        
    burada bulunanların çoğu çok fazla sayıda insanın bunu gördüğüne şahit oldu. TED العديد منكم هنا لديه الفرصة للتأكد من أن يشاهده الكثير من الناس.
    Ve anlayabileceğiniz üzere, burada ben bir yatırım fonu için analisttim. Sosyal değeri olan bir iş yapmak benim için çok garipti. TED لذا يمكنك أن تتخيل كنت هنا محلل مالي في صندوق هيدج كان غاية في الغرابة بالنسبة لي فعل شئ ذا قيمة إجتماعية
    Ve benim için size burada ilk defa gösterebiliyor olmak muhteşem bir onur. TED و انه لشرف عظيم بالنسبة لي ان استطيع ان اقدمه لكم هنا اولا
    Herşey buraya kadar çıkıyor, bir hayat döngüsü var dediler. TED كل الامور التي يعرضونها هنا .. تعبر عن دورة الحياة
    Ve bu nedenle, buraya gelmek için Inverleith Row'daki kestirme yolu kullanmış. TED ولذلك لابد أنها سلكت طريقاً مختصراً عبر ايفيرليث رو لتصل إلى هنا.
    Bugün burada, okyanusun ortasında teknede duruyorum ve çalışmamın gerçekten önemli etkisini konuşmak için buradan daha iyi bir yer olamaz. TED أقف هنا اليوم على هذا القارب في عرض المحيط، وما من مكان أفضل من هذا للحديث عن تأثير عملي بالغ الأهمية.
    Burası McMurdo'nun kendisi. Yazın burada bin kadar insan çalışır, ve kışın 200 kadar Burası altı ay boyunca tamamen karanlık iken. TED هذه ماكموردو نفسها. حوالي ألف شخص يعملون هنا في الصيف، وحوالي 200 في فصل الشتاء عندما تكون مظلمة تماما طيلة ستة أشهر.
    Niall Ferguson: Ben burada sadece... Dogu'nun yukselisi hakkinda konusmuyorum. Geri kalanlarin yukselisi hakkinda konusuyorum. Buna Guney Amerika da dahil. TED نيل فيرجوسون : حسناً أنا لا أتحدث هنا عن نهوض الشرق; أنا أتحدث عن نهضة بقية الدول، وهذا يتضمن جنوب أمريكا.
    Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım. TED انا أقف هنا اليوم لكي اخبركم عن استخدام السلاح كأداة للسلام والاستقرار
    İşlerin ilginçleştiği yer burası: burada her tik işareti izleyiciyi güldürdüğü anlar. TED هناك تصبح الأمور مثيرة نوعًا: كل علامة هنا تعبر عن إضحاكه لهم.
    Sonra, tam burada herkesin hatırlayacağı bir başrol devreye girer. TED ثم، هنا تحديدًا، يحظى بأهم لحظة.. وهي لحظة سنتذكرها دومًا.
    Fransa'da yurttaş senatosu için bir kampanya mevcut, İskoçya'da bir başka kampanya ve tabii ki burada, Macaristan'da bu yapılabilir. TED هناك حملة لبناء مجلس شيوخ مواطن في فرنسا وحملة أخرى في اسكتلندا، ويمكن، بطبيعة الحال، القيام بها هنا في المجر.
    Benim hikayem aslında iki yıl önce tam burada Rajasthan'da başlıyor. TED تبدأ قصتي هنا تماما في الواقع في راجستان منذ حوالي سنتين.
    burada yaptığımız şey, resmi alıp 3 boyutlu model uzayı içine getirmektir. TED فما نحاول فعله هنا هو أخذ الصور وبثها في النموذج ثلاثي الأبعاد
    burada planktonlar arasında, besin ağı o kadar dolaşık ve karışıktır ki, bilim insanları bile kimin kimle beslendiğini bilmezler. TED هنا بين كل العوالق تعد الشبكة الغذائية شديدة التعقيد و الإبهام والتشابك حتى العلماء ذاتهم لايمكنهم تحديد من يفترس من
    buraya kalpten inandığım bir besin devrimini başlatmak için geldim. TED لقد جئت إلى هنا لأبدأ ثورةً غذائيةً أؤمن بها بشدة.
    Sonuçta 2007'de, kampanyayı buraya getirdik ve bubu kampanya içın zemin hazırladı. TED لذلك في عام 2007، أحضرنا الحملة إلى هنا ولقد كان عرض للحملة
    bu gece buraya gelmeden önce kızlarımdan bir tanesi bağırmaya başladı. TED فقط، قبل مجيئي إلى هنا هذه الليلة، بدأت إحدى بناتي بالصراخ.
    Güney Asya’yı da buradan bölüyorum. Hindistan ortadaki büyük baloncuğu temsil ediyor. TED ويمكن أن أقسّم جنوب آسيا هنا. الهند هي الفقاعة الكبرى في المنتصف
    bu resmi sadece birkaç dakika önce buradan 10 blok uzakta çektim. TED إلتقطت هذه الصّورة منذ بضع دقائق على مسافة 10 مباني من هنا
    Şu an gerçekleşmekte olan inanılmaz dördüncü üretim devrimini size söylemek için buradayım. TED أنا هنا لأخبركم عن ثورة التصنيع الرابعة المذهلة والتي هي قيد التنفيذ الآن
    Yaklaşık bir saat. Crosbie'nin uşaklarından biri, beni almaya geldi. Open Subtitles حوالى نصف ساعة, لقد أحضرنى احد خدم منزل كروسبى هنا
    buradaki anahtar fizik prensibi su kaynamaya başladığında 1.600 faktöre kadar genişlemesidir. TED المبدا الفيزيائي هنا هو انه عندم يغلي الماء ويتبخر يتمدد بمعامل 1.600
    Bence Burası mükemmel bir yer. Bir an önce halledelim. Open Subtitles أعتقد أنّه موقع مثالي للكمين نستطيع أن نقضي عليهم هُنا.
    Son kez parmağını bastığında çıkan iz hala orada olmalı. Open Subtitles حسناً , لابد أن آخر بصمه إبهام ماذالت هُنا ,إذاً
    Bir saattir mi, bir gündür mü yoksa bir haftadır mı buradasın, hatırlamıyorsun, değil mi? Open Subtitles لا تعرفين إذا كُنتِ هُنا مُنذ ساعة, أو يوم أو أُسبوع, أليس كذلك؟
    Biz de şu anda bu metodolojiyi sunmak için buradayız. Open Subtitles القلق، الإكتئاب، العُزلة. هذه هي المنهجيّة التي نحَن هُنا لتقديمَها
    Ya senin lanet asker arkadaşlarından biri Buralarda yüzünü gösterirse... Open Subtitles .... أتمنى أن أرى وجه صديقنا ذلك الجُندى اللعين هُنا
    Saçlarınızı burda mı kestiriyorsunuz yoksa sadece takılıyor musunuz? Open Subtitles هل بوسعك قص الشعر السرح هُنا لو فقط المُجعد؟
    Bir şekilde bu adamlardan her biriyle arkadaş evliliği yapmıştım. TED في الحقيقة كان الامر كذلك .. فالامر هنا يشابه الزواج

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more