| Güzel, o halde sen de "sana söylemiştim" tavrıyla içiri girme. | Open Subtitles | حسناً، لا تدخل إلى هنا إذاً قائلاً لقد أخبرتكِ من قبل |
| içeri girme... wow anneciğim, ne oyunculuk işte demir hindistan cevizi,senin için. | Open Subtitles | .. لا تدخل آداء رائع يا أمّي هاكِ جوزة هند حديدية لكِ |
| Sadece gerektiğinde çocuk odasına girme imkânın olacak ama tek başına değil. | Open Subtitles | لن يُسمح لكِ بدخول الحضانة إلا عند الضرورة ولن تدخلي وحدكِ أبداً |
| Benim teklifin bizim Konferans binasına gizlice girme izni almamız ve... | Open Subtitles | أقترح , أن نحصل على إذن للدخول خِلسة إلى قاعة الإجتماعات |
| Dr. Collier'ın ofis bilgisayarlarındaki bilgilerine erişip elektronik postasına girme İzin istedim. | Open Subtitles | نحتاج لمعلومات من حاسبات مكتب الدّكتور كولير وصلاحية دخول إلى البريد الإلكتروني لعمله |
| Eğer işe alınırsan, tüm bu bölümlere girme yetkin olacak. | Open Subtitles | سوف تملكين تصريح بدخول هذا الجناح بالكامل إذا ماتم تعيينكما |
| Bay Sark'ın verdiği bilgiye göre ülkemizin bir düşmanı bu terminale girme imkânını bulmuş olabilir. | Open Subtitles | السّيد سارك زوّد الإستخبارات الجديدة إشارة إلى التي عدو هذه البلاد لربما إكتسب القدرة لدخول هذه المحطة الطرفية. |
| Hayır, bence içeri girme. Birisi seni tanıyabilir | Open Subtitles | لا ، من الأفضل ألا تدخل لربما يتعرف عليك أحدهم |
| -Tam bira soğutulacak yer. -Hayır, girme oraya. | Open Subtitles | ـ فقط هذا المكان لتبريد بيرتنا ـ لا؛ لا تدخل هناك |
| Sakın yapma, seni piç! İçeri girme! Duydun mu? | Open Subtitles | لا تدخل , ابن العاهرة لا تدخل الى هنا هل تفهمنى ؟ |
| Sen yedinci olarak geldiğinde bu bize içeri girme, yapacak olduğumuzu yapma, ve kaçma fırsatı verecek. | Open Subtitles | عندما تدخل الساعة سبع ذلك سوف يعطينا الفرصة اننا ندخل ونفعل ما نريد ونهرب |
| Bagaj vagonu, sakın içeri girme. Beni neredeyse vuracaklardı. | Open Subtitles | إنها عربة الأمتعة، لكن لا تدخل فقد أطلقوا علي بالداخل هناك |
| Selam. Banyodayım. Lütfen içeri girme. | Open Subtitles | مرحباً , أنا فى فى المرحاض أرجوك لا تدخل إلى الداخل , أتريد أن تخرج الليله ؟ |
| Bekle küçük kız. Oraya girme! | Open Subtitles | أنتظر ، أيها الفتاة الصغيرة لا تدخلي هناك |
| Mentalizm ile ilgili yeni bir şey de yapmaya çalışıyorum, birinin aklına girme şüpheli sanatı. | TED | التى هى فن مريب للدخول إلى دماغك و كانت ذروة هذا النوع من قراْة العقل |
| Sonra bir baktım, duş almanın şeytanın insanın içine girme yollarından biri olduğunu düşünen biriyle aynı hücredeyim. | Open Subtitles | بعد ذلك وجدتني أشارك زنزانة مع رجل يعتقد أن الإستحمام وسيلة دخول الشيطان إليك |
| Eğer işe alınırsanız, tüm bu bölümlere girme yetkiniz olacak. | Open Subtitles | سوف تملكان تصريح بدخول هذا الجناح بالكامل إذا ماتم تعيينكما |
| Ev sahibi olmanız kiracınızın evine istediğiniz an girme hakkı vermez. | Open Subtitles | أن تكون صاحب ملك لا يعطيك الحق لدخول غرفة مستأجرك أي وقت تريد |
| İlk polis raporuna göre zorla girme veya boğuşma izi yok. | Open Subtitles | لا دليل على الإقتحام عنوة أو الصراع وفقا لتقرير الشرطة الأولي |
| Yıkanma giysilerin olmadan girme oraya. | Open Subtitles | لا تذهب الى هناك دون ثوب السباحة الخاص بك. |
| Ve bir daha evime böyle girme. Hiç hoş değil. | Open Subtitles | وأرجوك لا تكرر اقتحام منزلي مرة أخرى إنه أمر مزعج |
| Ne derler bilirsin, asla yatağa öfkeli girme. | Open Subtitles | تعرف كيف يقولون دائما يجب أن لا تذهب إلى الفراش جنون؟ |
| İnsanların evine girme alışkanlığın-- | Open Subtitles | أتعلم ، هذه العادة التي لديك أن تقتحم الأماكن |
| Toprak sahiplerine yakışmayan kadın! Yaşlılar konuşurken araya girme. | Open Subtitles | ألتي ليست من نساء أصحاب الملك لا تتدخل عندما يتكلم الكبار |
| Gerçekten istedim Luke, ama o salonun içine girme fikri... | Open Subtitles | في الحقيقه لقد أردت هذا يا لوك و لكن فكره دخولي الي الملعب |
| Duygusal olarak sakinleşene kadar dükkanlara girme. | Open Subtitles | -حتى تستقر عاطفيا .. لاتدخل الى المخازن .. |
| - Sakın oraya girme! - Dişlerimi fırçalamam gerek. | Open Subtitles | لاتذهب إلى هناك - ولكن يجب أن أغسل أسناني - |