| Eğer onlara yardım etmek istiyorsan gerçek bir avukat tutmalarını söyleyin. | Open Subtitles | تعرف، إذا تريد حقا أن تساعد زبائنك، يحصل عليهم محامي حقيقي. |
| Belki senin kaderin onu sadece dünyaya getirmeye yardım etmek. | Open Subtitles | ربما قدرك أن تساعد في أحضار الطفل إلي هذا العالم |
| Hayır. Ben ona teşekkür ederim. Sen kendine yardım etmelisin. | Open Subtitles | لا انا اشكره هو انت لا يمكنك أن تساعد نفسك. |
| Ve elbette ki ilaçlar da kalp krizini önlemeye yardımcı olur. | TED | وبالطبع أيضاً، يمكن للأدوية أن تساعد في الوقاية من الإصابة بالنوبات القلبية. |
| Bakın, karınıza yardımcı olmak istiyorsanız kürtajı ciddi bir şekilde düşünmelisiniz. | Open Subtitles | إذا أردت أن تساعد زوجتك يجب أن تفكر بالإجهاض |
| Bir kişi herkese yardım edemez, ama herkes birine yardım edebilir. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تساعد الجميع لكن يمكن للجميع أن يساعدوا أحدهم |
| Körfezde, kriz içinde olan insanlara nasıl yardım etmek istersin? | Open Subtitles | كيف تريد أن تساعد الناس على المعاناة فى أزمة الخليج؟ |
| İhtiyacı olan düzenli bir içiciye yardım etmek bir tür gelenektir. | Open Subtitles | في الحقيقة انه شيء معتاد أن تساعد مدخن في وقت حاجته |
| Şimdi, bu, açıkça, eğer insanlara yardım etmek... ...istiyorsanız, insanların olduğu yere gidin sağduyusunu oluşturuyor. | TED | الآن ، فإنه من الواضح أن من المنطق السليم ، انك إذا أردت أن تساعد الشعب ، أن تذهب حيث يكون الشعب. |
| Fazla şey istiyorsun. Çocuklara yardım etmek için başka yol bul. | Open Subtitles | أنت تطلب أكثر من اللازم أنت تريد أن تساعد أولئك الأطفال... |
| Bir çifte bebek sahibi olmaları için yardım etmek önemli bir şey elbette. | Open Subtitles | إنه شيء أن تساعد زوجين في الحصول على طفل |
| Bu ülkenin bir parçasısın. yardım etmelisin. Saklanmamalısın. | Open Subtitles | أنت جزء من هذه الدولة ينبغي عليك أن تساعد لا تختبيء |
| Bir aile daha şu anda sizin yaşadığınız cehennemi yaşıyor. yardım etmelisin. | Open Subtitles | عائلة أخرى تمر بنفس الجحيم عليك أن تساعد. |
| Sence senin annenler düğün için yardımcı olur mu? | Open Subtitles | لا أستطيع أن أصدق هذا. هل تعتقد الديك يمكن أن تساعد في دفع ثمنها؟ |
| Ölüm hücresindeki şu zavallıya yardımcı olmak istiyorsan şu an, burada bir çıkar yolu bulmalısın. | Open Subtitles | ولو تريد أن تساعد هذا الوغد المسكين من سجن الاعـدام عنده من الأفضل لك أن تـجد طريقة لفعلـها هنا والان |
| Peki burada endüstriyel internet nasıl yardım edebilir? | TED | فكيف يمكن أن تساعد شبكة الإنترنت الصناعي هنا؟ |
| Yine de bu senden soruşturma için yardım etmeni talep etme isteğimi arttırıyor. | Open Subtitles | لكن ذلك الشعور أريدك أن تساعد في التحقيق وأيضاً أن تكون أقوى بنفس النسبة |
| Dün gece yemekte bir beyefendinin yanında oturdum ve bana öfkeyle neden şehrimizin bu kendilerine yardımı olmayanlara yardım etmesi gerektiğini sordu. | Open Subtitles | الليلة الماضية، جلست بجانب رجل وسيم في العشاء و سألني في غضب لماذا يجب على مدينتنا أن تساعد الذين لا يساعدون أنفسهم. |
| Gördüğüm kadarıyla dava konusunda Dr. Brennan'a yardım etmeye karar vermişsin. | Open Subtitles | أرى بأنك قد قررت أن تساعد الطبيبة برينان في القضية |
| Kendi gibi acı çekmesinler diye insanlara yardım etmeyi istemişti. | Open Subtitles | لقد أرادت أن تساعد الناس حتى لا يعانوا مثل ما عانت |
| Peki, gözüken o ki kendi insanlarınızın da engelleri aşmasına ... yardım etmelisiniz. | Open Subtitles | حسناً يبدو أنه عليك أن تساعد الناس الذين يخصونك |
| O zaman, ağzınızdaki bir jilet ve sigara çok yardımcı olabilir. | Open Subtitles | قطعة نصل و سيجارة في الفم من الممكن أن تساعد أيضا |
| İstersen benimle bir daha konuşma ama lütfen Herbie'ye yardım et. | Open Subtitles | لا يهمني إذا لم تتحدث معي ثانية , لكن عليك أن تساعد هيربي |
| Kendine yardım etsen iyi olur. Görünüşe göre... ihtiyacın da var. | Open Subtitles | أفضل لك أن تساعد نفسك من منظرك، أنت محتاج للمساعدة أيضا |
| ..görmeni istiyorum.Orda bi bayan var ona yardım etmen gerek | Open Subtitles | أرغب منك أن تساعد المديرة هناك , غرفتها في الحضيض الآن |
| Bir silahşöre yardım etmekten daha önemli ne işin olabilir ? | Open Subtitles | ما المهم فى ذالك أنت لا يمكن أن تساعد يا فارس ؟ |