"إنه لا" - Traduction Arabe en Turc

    • hiç
        
    • etmiyor
        
    • vermiyor
        
    • bile
        
    • Yok bir
        
    • pek
        
    • Beni
        
    İnan bana, bizi yakalasalardı olacakların yanında bu hiç kalır. Open Subtitles صدقيني .. إنه لا شيء إن ما .حدث و أمسكونا
    Şerif'in merhameti yok. Sempatisi ya da acıması hiç yoktur. Open Subtitles المارشال لا يعرف الرحمة إنه لا يتعاطف، إنه لا يرحم
    -Babanın benden nefret ettiğini hissediyorum. -O senden nefret etmiyor, tatlım. Open Subtitles ـ أشعر أن أبوك يكرهنى ـ إنه لا يكرهك يا عزيزى
    Evet, Buraya taşınayım. Senin tuvaleti kullanmana bile izin vermiyor. Open Subtitles أجل، سأنتقل للعيش معه، إنه لا يسمح لك بإستعمال الحمّام
    Öz annesine bile güvenmez. Sahip olduğu herşeyin bir koruması vardır. Open Subtitles وقال إنه لا يثق أمه كل ما لديه ،وقال انه الحراس.
    Planı yok. Bir anda kafasına esmiş. "Hadi banka soyalım!" Open Subtitles إنه لا يملك خطة إنها مجرد نزوة ، سرقة بنك
    Tabiri caizse plan patlamış. pek hızlı öğrenmiyor, değil mi? Open Subtitles فشلت الخطة، إذا جاز التعبير إنه لا يتعلم سريعاً، صحيح؟
    Beni anlamak öyle altyazi gibi degil. Bilinçaltiyla da alakasi yok. Open Subtitles فهمي لا علاقة له بما بين السطور إنه لا يتعلق باللاشعور
    hiç kimsenin, beğendiği kadının bir Yahudi olduğunu bilmesini istemiyor. Open Subtitles إنه لا يريد أي أحد أن يعرف أنه يستمتع باليهود
    Onun hiç parası yoktur. - hiç sinema yıldızı gördün mü? Open Subtitles إنه لا يملك أية أموال هل رأيتى أى نجم سينمائى ؟
    Umrunda değil. İnsanlara ve yetişen şeylere hiç saygısı yok. Open Subtitles إنه لا يبالي ولا يملك إحتراماً للناس أو المنتجات الغذائية.
    Evet, O da aramalarımıza dönmüyor. hiç onun tarzı değil. Open Subtitles إنه لا يجيب على هاتفنا أيضاً وهذا على غير عادته
    Sorumluluklarım var benim. Seçim hakkımız mı var amına koyayım, bizden rica etmiyor. Open Subtitles ـ سيكون العبء عليّ ـ ليس لدينا خيار آخر، إنه لا يطلب منا
    - Günaydın, Onbaşı! - Bizimle konuşmaya tenezzül etmiyor. Open Subtitles صباح الخير ، عريف إنه لا يتكلم مع أمثالنا
    - Arabanın sorunu ne? Ha, araba. Start etmiyor. Open Subtitles ـ أقصد بشأن السيارة ـ السيارة, إنه لا يعمل
    Evet, Buraya taşınayım. Senin tuvaleti kullanmana bile izin vermiyor. Open Subtitles أجل، سأنتقل للعيش معه، إنه لا يسمح لك بإستعمال الحمّام
    Tepki vermiyor. Baylar ve bayanlar, bu görev müdürü Sara Holland. Open Subtitles إنه لا يستجيب أبداً سيداتي وسادتي هذه مديرة المهمة سارة هولاند
    Johnny cevap vermiyor. Buraya gelmeye karar vermeden önce aradım. Open Subtitles إنه لا يجب , لقد حاولت قبل المجيء إلى هنا
    Kahretsin, o şeyin kaç para edeceğinden haberi bile yok üstelik. Open Subtitles تبًا, إنه لا يعلم كم تبلغ قيمة هذا الشيء في الحقيقة.
    Planı yok. Bir anda kafasına esmiş. "Hadi banka soyalım!" Open Subtitles إنه لا يملك خطة إنها مجرد نزوة ، سرقة بنك
    pek fazla bilgisi yok, ama birçok ilgi alanı var. TED إنه لا يعرف الكثير لكن لديه اهتمام كبير.
    - Seni istemiyor, Beni istiyor. - Seninle orada buluşacağız. Open Subtitles ّ إنه لا يريدك ، بل يريدني ّ سنراكِ هناك

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus