| Kraliçenin neden kendi yortusunu yaptığına dair sizinkine katılmak yerine. | Open Subtitles | لماذا تصنع الملكة حفلاً خاصاً بها بدلاً من حضور حفلك |
| Şey, önceden, partine gelmek istemediğimi söylediğimde sadece dalga geçiyordum! | Open Subtitles | سابقاً عندما أخبرتك بأني لا أريد حضور حفلك، كنت أمزح |
| Kızına bir erkeğin huzurunda dilini tutmasını öğretseydin iyi yapardın. | Open Subtitles | يجب أن تعلم ابنتك لكي تمسك لسانها في حضور رجل |
| Kilisede pantolon giymek ve erkeklerin toplantılarına gitmek gibi göz ardı edilemez şeyler yapmaya çalıştık. | TED | حاولنا فعل أشياء لايمكن تجاهلها، مثل ارتداء السراويل في الكنيسة ومحاولة حضور الاجتماعات المحصورة على الرجال. |
| beni herkesin önünde rezil etmediğin için teşekkür etmek istedim. | Open Subtitles | أردت أن أشكركِ لأنكِ لم تذكري الأمر في حضور إد |
| Tanrı bu yeri unutmadı Bay Allnutt, ...kardeşimin varlığı bunun en büyük kanıtıdır. | Open Subtitles | الله لم يتخلى عن هذا المكان سيد الينوت حضور اخي هنا يبدو كشاهد |
| Tamam, bekleyin bir dakika. Askeri varlık artmasın demiyorum zaten ama görev aynı kalmalı... | Open Subtitles | حسنًا، انتظر لحظة، أنا لا أقول أنه يجب ألا يكون هناك حضور عسكري |
| katılım şartı iyi hal olur. | Open Subtitles | نجعلُ السلوك الجيد هوَ ثمنُ حضور المباراة |
| Senin acınacak kıçının gelmesini beklerken Çin restoranındaki köpek gibi terledim! | Open Subtitles | لقد إبتدأت أتصبب عرقاً ككلب في مطعم صيني منتظراً حضور خلفيتك لتظهر هنا |
| Cenazeye katılmak isterseniz, gece yarısı evin arka tarafında kalan mezarlıkta cenaze defnedilecek. | Open Subtitles | لو رغبت في حضور الجنازة، فإنها ستبدأ في منتصف الليل في المقبرة الموجودةخلفالمنزل. |
| Fakat gerçek şu ki: Amy'yi onurlandıran aile toplantılarına, düğünlere ve etkinliklere katılmak, her ne kadar sevgi dolu olsalar da, katlanması çok zordu. | TED | ولكن ها هي الحقيقة: تلك التجمعات العائلية، حضور زفاف وفعاليات علي شرف إيمي، بمحبة كما هي، كل هذا كان من الصعب تحمله. |
| - Selam Oyunlarıma gelmek İçin Çok Büyük olan Bay. | Open Subtitles | -أهلاً بك ، أيها السيد الأعظم قدراً من حضور مسرحياتي. |
| Köpeğinin doğum günü partisine ne kadar gelmek istesem de kedi düğünü için sözüm var. | Open Subtitles | بقدر ما أريد حضور حفلة كلبك لكنني مرتبطة بالفعل بزواج قطة |
| Sevgili misafirler, bugün burada Tanrı'nın ve misafirlerin huzurunda bu erkeğin ve kadının kutsal birliği için toplandık. | Open Subtitles | أحبائي لقد تجمعنا هنا في رؤية الله وفي حضور هؤلاء الشهود لنربط هذا الرجل وهذه المرأة برباط الزواج المقدس |
| Tanrı'nın huzurunda ve bu şahitlerin önünde bu erkek ile bu kadını kutsal evlilik bağı ile birleştirmek için toplanmış bulunuyoruz. | Open Subtitles | أحبائي لقد تجمعنا هنا في رؤية الله وفي حضور هؤلاء الشهود لنربط هذا الرجل وهذه المرأة برباط الزواج المقدس |
| Bir değişiklik olsun diye artık gerçekten sevdiğim birinin düğününe gitmek istiyorum. | Open Subtitles | أود حضور عُرس أحد ما أحببته من باب التغيير |
| Unutmayın, subayların önünde askerler olarak yer alacaksınız.. | Open Subtitles | أنتم ستكونون جنودا في حضور ضباط من رتب أعلى |
| Göz alıcı varlığı karşı konulamaz, bakmadan duramıyorum. | TED | لها حضور برّاق مهيمن، لا يسعني إلّا التحديق بها. |
| Ayrıca burada daha fazla varlık göstermemiz dikkat çeker ve olumsuz etkileri olabilir. | Open Subtitles | و حضور أكبر هنا ربما قد يلفت الأنتباه و يمكن أن يكون ذو نتائج عكسية |
| Aile yemeklerine katılım konusunda çok iyiydim anne. | Open Subtitles | تصرفت جيداً بخصوص حضور العشاء العائلي هذا |
| Böyle bir yol yok. Eyaletin kefalet yasası sanığın duruşmalara gelmesini garantiler. | Open Subtitles | قانون الكفالة بالولاية يضمن حضور المتهم عند المحاكمة |
| Kraliyet standartlarına göre, o bayrak yalnızca monarşinin varlığını göstermek için dalgalanır. | Open Subtitles | هناك العلم الملكي، الذي يرفرف لسبب واحد فقط للدلالة على حضور الملكة |
| yanında birisi olmadan reşit olmayan birisini sorgulayamazsın. Biliyorsun bunu. | Open Subtitles | لا يمكنك استجواب قاصرة دون حضور وليّ أمرٍ، تعلمين ذلك. |
| Şu bakışın var ya, partine gelmeden önce insanların yemek yeme sebebi. | Open Subtitles | نعم، تلك النظرة هي السبب التي تجعل الناس يأكلون قبل حضور حفلاتك. |
| Kayıtlara geçirin... Bay Ingersol mahkeme emri olan yeminli ifadeye katılmayı reddetti. | Open Subtitles | سجلي في المحضر أن السيد إنغرسول رفض حضور |
| O zaman bir kişi dışında kimse bilmiyorsa, hırsızın tamamiyle tesadüfen orada bulunduğunu kabul etmelisiniz . | Open Subtitles | ثم لا أحد يعرف سواكما وتتقبل فكرة حضور لص لغرفة ابن أخاك كان عرضي تماماً |
| Tanrım, benim doktorum bırak kitap partime gelmeyi evime bile gelmez. | Open Subtitles | طبيبي لن حتى إجراء مكالمات المنزل، ناهيك عن حضور حفل الكتاب. |