| Diğer odada bir kanepe var. Neden biraz uzanıp uyumaya çalışmıyorsun? | Open Subtitles | توجد أريكة في الغرفة المجاورة لم لا تتمددين وتنامين قليلاً ؟ |
| 1 numaralı odadaki konuktan 2 numaralı odaya geçmesini rica eder. | TED | فيطلب من الزبون في الغرفة الأولى أن ينتقل إلى الغرفة الثانية |
| Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti. | TED | وادعت أنها المدير العام لمنظمة الصليب الأحمر في الغرفة التجارية |
| Biz boş odadayken o neredeydi? | Open Subtitles | أين كان هذا الصباح عندما كنا في الغرفة الإحتياطية؟ |
| Sana altı numaralı odada birinin olup olmadığını sorduğumda bana hayır dedin. | Open Subtitles | عندما سألتكِ هل كانَ هناكَ أحد في الغرفة السادسة ،،، فقلتِ لا |
| Onunla bu akşam batı tünelinin içinde bir odada saat 03:00 buluşmamızı söylüyor. | Open Subtitles | في الغرفة الواقعة بآخر الطرف الغربي من النفق، تمام الساعة الثالثة مساءاً الليلة |
| Hizmetçiye senin için diğer odada bir yatak hazırlamasını söyleyeceğim. | Open Subtitles | سأطب من الخادمة أن تُحضر .لكِ السرير في الغرفة الآخرى |
| Bunun sürekli elektrik veya odada bir tıbbi çalışana ihtiyaç duymadan bile olabileceğini hayal ediyorum. | TED | أتخيل إمكانية حدوث ذلك دون الحاجة إلى مصدر كهربائي دائم، أو وجود متخصص طبي في الغرفة. |
| odada bir pencere olduğunu hissetmiş. | Open Subtitles | شعرَ بوجود نافذة في الغرفة التي كان فيها |
| odadaki çuvalda hangi bilim adamı var? Doktor Escobar mı? | Open Subtitles | من العالم في ذلك الكيس في الغرفة الأخرى دكتور ايسكبور؟ |
| Ve eğer beni gitmek istediğim yere götürmezsen bu odadaki herkes ölecek. | Open Subtitles | سوف أقتل كل من في الغرفة إذا لم تدلني على مكان الذهب |
| Bu odadaki tek kız şirin sarı bir kemer takıyor. | Open Subtitles | الفتاة الوحيدة في الغرفة هيّ التي تلبس حزام أصفر جميل |
| Arkadaşlarımla birlikte dersi kırıp, oturma odasında sigara içiyor kıyasıya oyun oynuyoruz. | Open Subtitles | اصدقائي وأنا كنا نفوت الحصص ونجلس في الغرفة العامة وندخن. ونلعب كالمتوحشين. |
| Oyunun ilk yarısı boyunca soyunma odasında olan şey yüzünden dikkatim dağınıktı. | Open Subtitles | لقد كنت مشتتاً طوال الشوط الاول بسبب ما حدث في الغرفة المغلقة |
| Pembe oda var. Lilian'ı her zaman pembe odaya koyabiliriz. | Open Subtitles | هناك الغرفة الوردي لقداستطعنا دائما وضع ليليان في الغرفة الوردي |
| Benim aptal taşralı y***ğımı içine al kocan yan odadayken. | Open Subtitles | أدخلي قضيبي الأخرق الَذي من أصول فرنسيَة فيك وزوجك في الغرفة المجاورة |
| 19 numaralı odada bir cinayet işlendiğini söyledi. | Open Subtitles | . قال: كان هناك جريمة قتل في الغرفة رقم 19 |
| Pekala benim de aydınlık bir odada, ...poker oynamak gibi bir sorunum var. | Open Subtitles | حسنًا، لديّ مشكلة صغيرة في لعب البوكر في الغرفة المضيئة تعال إلى هنا |
| Kuantum tünelleme sayesinde, bu odadan yok olabilir ve pratikte duvardan geçerek yandaki odada ortaya çıkabilirim. | TED | بسبب نفق الكم, من الممكن أن اختفي من هذه الغرفة و أظهر في الغرفة التالية, عمليا, مخترقا الجدار. |
| Ev arkadaşım tatlarının cennetten düşme birer parça gibi olduğunu söyledi. | Open Subtitles | زميلتي في الغرفة وتقول أنها طعم مثل قطرات صغيرة من السماء. |
| Koridorda ya da başka bir oda da onların saklanmadığına emin misiniz? | Open Subtitles | وأنت متأكد من أنه لم يختفي في الغرفة أَو في الممرِ؟ |
| Amerikalı subay. Tutuklu yan odadaydı. | Open Subtitles | كلا، الضابط الأمريكي، لقد كان السجين في الغرفة المجاورة |
| bu odada olup da, bize ateş eden kim ise. | Open Subtitles | أيّاً كان الذي فعلها، فحدث في الغرفة التي أُصبنا بها |
| Eğer yeni bir aile düşlemeye çalışıyorsan Mia muhtemelen benim de o tabloda veya o odada olmamı istiyorsun. | Open Subtitles | لذلك، إن كنتِ ستنشئين عائلة يا ميا من الممكن أنك تودّين أن أكون متواجداً في الصورة، أو في الغرفة |
| Son üç saattir 502 nolu odadalar. | Open Subtitles | لقد كانوا في الغرفة 502 في الساعات الثلاث الماضية. |