söyleyin bana neden bu şehri yakıp içindeki herkesi öldürmeyeyim! | Open Subtitles | أخبروني لم لا أحرق هذه المدينة وأقتل كلّ من فيها. |
Beyler ben hiçbir şey bulamadım. Bir şeyler bulduğunuzu söyleyin. | Open Subtitles | ليس لديّ معلومات هنا يا رفاق أخبروني أنّ لديكم شيء |
Ajans bana son 6 ayda 4 İngilizce öğretmeni kaybettiğinizi söyledi. | Open Subtitles | المكتب أخبروني أنكِ فقدتِ أربعة معلمين للغة الإنجليزية في ستة أشهر |
Nadide bir parça, değil mi? Mycenaeliler'e ait olduğu söylendi. | Open Subtitles | إنه جميل ، أليس كذلك ، لقد أخبروني أنه أغريقي |
Senin para için gelebileceğini söylemişlerdi... ve sana hiçbir şey vermememi de. | Open Subtitles | أخبروني بشكل محدد إنك ستأتي لطلب المال وعندها يجب ألا أعطيك شيء |
Tamam, zeka küpü o zaman söyle bana, gerçek istediğim ne? | Open Subtitles | .. حسناً يا عباقرة أخبروني ، مالذي حقاً أنا أريد ؟ |
Lütfen onların yerine geçtiğimiz yıl bu kadar iğrenç olmadığımızı söyleyin. | Open Subtitles | أرجوكم أخبروني بأننا لم نكن بهذا الإزعاج عندما قمنا بتغطيه غيابهم |
Şimdi bana 10 yıl sonra bilgisayarlar için geçerli olacak bir şey söyleyin. | Open Subtitles | الان، أخبروني شيئاً واحداً سيصبح حقيقة عن الحاسبات بعد 10 سنوات من الان |
Hangi Obama'nın gerçek olduğunu söyleyin. | TED | الآن، أخبروني أيّ منهم هو أوباما الحقيقي. |
Şimdi, birkaç şeyi aynı anda neden yapmamanız gerektiğini tekrar söyleyin. | TED | لذا أخبروني مرة أخرى كيف لا يجب علينا أن نفعل عدة أشياء في نفس الوقت. |
Şehrin her yanında insanlar bana aynı şeyleri söyledi. | TED | وجميع الناس بالمدينة أخبروني نفس الشيء. |
Tanıdığım itfaiyeciler bunun alışılagelmiş olduğunu söyledi. | TED | الناس الذين اعرفهم من رجال الاطفاء أخبروني أن ذلك غير استثنائي |
Sıradışı adaylar olduğunuz söylendi ama bizzat gördüğüme de sevindim. | Open Subtitles | لقد أخبروني أنكم ،متدربون إستثنائيون ولكن سررت لرؤيتي ذلك بنفسي |
Annemi çok seviyorum ve aniden bana öleceği söylendi, | TED | أحب والدتي وكانوا أخبروني فجأة أنها ستموت. |
Ünlü birisinin olduğunu söylemişlerdi ama sen olduğunu hiç düşünmemiştim. | Open Subtitles | لقد أخبروني إنّه ملك لشخص مشهور ولكنّ لم أفكّر فيك |
Bir dahaki sefer sıçtığımı söyle ve kıçıma bir tıpa tak. | Open Subtitles | في المرة القادمة أخبروني أنني متورط وأخرجوا سيارة أجرة من مؤخرتي |
Tamam, tamam. Bugün bana gümüş ve porselen işi çıkabilir dediler. | Open Subtitles | حسنٌ، حسنٌ هم أخبروني أنّه ستكون هناك حمولة من الفضةِ والخزف. |
Çok tehlikeli biri. Kurşunlar işe yaramayabilir. Eğer onu görürseniz, bana haber verin. | Open Subtitles | إنه خطر ، الرصاص لن يكون ذو فائدة معه لو رأيتموه ، أخبروني |
Senin yerine birinin geleceğini söylüyorlar. | Open Subtitles | لقد أخبروني أن هناك من سيغطّي مكانكِ أو سيأخذه. |
Cosmo, yıllar önce bana kız kardeşimle evleneceğini söylediklerinde mutlu olmuştum. | Open Subtitles | كوزمو، منذ عدة سنوات .. عندما أخبروني .. أنك ستتزوج أختي كنت سعيداً |
Polis beni sorgulamaya geldiğinde bana bir sürü şey anlattılar. | Open Subtitles | كما تعلم, عندما أتت الشرطة لإستجوابي لقد أخبروني بالكثير من الأشياء |
Dışarı çıkın gerçek dünyanın neye benzediğine bir bakın ve bana anlayabileceğim bir şeyler anlatın! | Open Subtitles | ، اكتشفوا كيف يبدو العالم و عندئذ أخبروني شيئاً أستطيع تقبله |
Adamlarım çocuklarının bağrışlarını anlattı Kurtların kemiklerini parçalarken, | Open Subtitles | رجالي أخبروني كيف أطفالك كانوا يصرخون كيف نزعت الذئاب عِظامهم |
İnsafsızlık, ama bana söyledikleri devam eden bir savaş olduğu, Bunny. | Open Subtitles | هذا غير معقّول، لكن أخبروني أن الطهاة يعملون بأقصّى جُهد، عزيزتي. |
Ancak bana, içinde sadece iki kadın olmasına rağmen, insanın hikâyesi olduğu söylenmişti. | TED | لكنهم أخبروني أن هذه قصة عن جميع البشر، برغم حقيقة أنها تشمل امراتين فقط. |
Arkadaşlarım aklımın böyle şeylere çalıştığını söylüyor. | Open Subtitles | حسنٌ، أصدقائي أخبروني بأنّني أملك ذاكرةً جيدة لمثل هذه الأمور |