| Neden bahsettiğimizi biliyorsun. özgür bir ülkede seçme özgürlüğünden bahsediyoruz. | Open Subtitles | أنت تعرف عمّاذا أتحدث عن حرية الإختيار في بلد حرّ |
| Güzel bir günde havadayken kendinizi bir kuş gibi özgür hissediyorsunuz. | Open Subtitles | عندما تحلق عاليا في يوم جميل، أنت حرّ بالتّأكيد مثل طائر |
| Onun sayesinde bir gün binlerce Fransız özgür olacak. | Open Subtitles | بسببها، آلاف الفرنسيين سَيَكُونُ حرّ يوماً ما. |
| Artık sonsuza kadar özgürsün dostum. Hem bedenin, hem de ruhun. | Open Subtitles | أنك حرّ إلى الأبد الآن يا صديقي، بالجسد والروحِ. |
| Mahkeme gününe kadar New York'ta beklemeye özgürsün. | Open Subtitles | ستكون حرّ أن تظل في نيويورك حتى تاريخ محاكمتك |
| Bay İwakura söz verdiğiniz gibi Yuki'yi serbest bırakacaksınız. | Open Subtitles | سيد ايواكورا، كما وُعِدَ، أنت سَتَتْركُ يوكي حرّ. |
| İstediğiniz zaman arabayı durdurup gitmekte özgürsünüz. | Open Subtitles | أنت حرّ لإيقاف السيارة وينصرف في أي وقت كان. |
| Aramızda hiçbir akit yok, dilediğini yapmakta serbestsin. | Open Subtitles | لإعتراض عليك النوم مع نساء أخريات ليس علينا إلتزام أنت حرّ بما تفعل |
| Ama özgür bir ranger bu tür şeyleri bilmek istemez. | Open Subtitles | لا أتوقعُ من جوّال وَحيد حرّ أن يعرفَ أيّ شيء عن ذلك |
| "bu sebeple her özgür davranış bir nevi suçtur, suç bireyi toplum yığınından uzaklaştırır ve farklılaştırır. | Open Subtitles | لذا كل فعل حرّ هو جريمة والجريمة تقع بشكل خاص على عاتق المجتمع ككلّ |
| Yemin ederim ki, 8 ay içerde kaldım evde olduğumdan daha fazla özgür hissettim kendimi. | Open Subtitles | أقسم بالله كنت في السجن طيلة 8 أشهر وكنت حراً في السجن أكثر ممّا أنا حرّ في منزلي |
| Belki temelli dolaşmaya çıkarda, sende özgür kalırsın diye. | Open Subtitles | لَرُبَّمَا هي سَتَتِيهُ للأبد، وبعد بأَنْك سَتَكُونُ حرّ. |
| Baba onları şimdi durdurmazsak hiçbirimiz asla özgür olamayız. | Open Subtitles | لتأكيد أن شركة لويد ستحصل على العقد أبي، إذا لم نوقّفهم الآن لا أحد منا سيكون حرّ |
| Nafakasını kaybetme korkusu olmadan ahlaki görüşlerini uygulamakta özgür olmalı. | Open Subtitles | يجب أن يكون حرّ في ممارسة إداناته الأخلاقيّة بدون معاناة خسارة رزقه. |
| Mahkeme gününe kadar New York'ta beklemeye özgürsün. | Open Subtitles | ستكون حرّ أن تظل في نيويورك حتى تاريخ محاكمتك |
| İhtiyacın yok. Gitmekte özgürsün. Git buradan. | Open Subtitles | لا حاجة لذلك، أنتَ حرّ لتذهب ، أخرج من هنا. |
| Gitmekte özgürsün ancak gözümüz üstünde olacak. | Open Subtitles | أنت حرّ لتذهب بحال سبيلك و لكن سوف نظل نراقبك |
| Bu yüzden, sizi serbest bırakmaktan başka seçeneğim yok. | Open Subtitles | وبناء على هذا لا أملك خياراً لكن لنطق أنك حرّ بالذهاب |
| Bu yüzden, sizi serbest bırakmaktan başka seçeneğim yok. | Open Subtitles | وبناء على هذا لا أملك خياراً لكن لنطق أنك حرّ بالذهاب |
| Uluslararası yolcu salonundan istediğiniz yere gitmeye özgürsünüz. | Open Subtitles | حرّ لتذهب الى أى مكان تحب فى غرفة جلوس العبور الدولية |
| Ancak istediğin şekilde öldürmekte serbestsin. | Open Subtitles | لكن أنت حرّ في استخدام ماتريد حتى تنفّذ مهمتك |
| Akılları fikirleri buraya geldiklerinde "Amerikalıyım ve Özgürüm" diyebilmek. | Open Subtitles | ثم يصلوا إلى هنا وكلّ منهم يظنّ بأنّه أمريكيّ وبأنّه حرّ |
| Çok sıcak günler yaşıyoruz, ve klimanın bozuk olduğunu anlamışsınızdır. | Open Subtitles | والدي. نحن بمنتصف موجة حرّ وكما لاحظتم أن التكييف معطّل. |
| Artık özgür bir adamsın ve... Özgürlük sorumluluğu beraberinde getirir. | Open Subtitles | أنت رجل حرّ الآن... وبالحرية تجيء مسؤولية. |
| Çünkü hapiste olması gerekenler sokaklarda özgürce dolaşıyor. | Open Subtitles | بينما الناس انا يَجِبُ أَنْ يَكُونَ خلف قضبان... حرّ على الشوارعِ. |
| Herkes gelip gitmekte özgürdür. | Open Subtitles | كلا، الكل هنا حرّ في الذهاب والإياب كيفما يشاء. |
| Gitmekte serbestsiniz. Mahkeme sona ermiştir. | Open Subtitles | أنت حرّ لذِهاب، ومحكمة مُؤَجَّلةُ. |