| Sosyal arama motorundan kastım arkadaşlarını nasıl seçtiğin, onları nasıl bulduğun. | TED | ما الذي أقصده بمحرك البحث الاجتماعي هو كيف تجد وتختار أصدقائك |
| Ve gerçekten de, nihai arama motoru da zeki olacaktır. | TED | وفي الحقيقة، أن ماكينة البحث الممتازة يجب أن تكون ذكية. |
| Bu manzara Los Angeles'ta "olası cinayet" kabul edilir ve arama emri gerekmez. | Open Subtitles | وفي لوس أنجليس، هذا سبب معقول لذا أنت لست بحاجة إلى أمر تفتيش |
| Beni arama sebebini sandım ki... - Şimdi konuşmak zorunda değiliz. | Open Subtitles | كان يجب عليها فعل ذلك كنت أظن أنك تتصل بي بسبب |
| Ancak hiç iz yok. Dişle ilgili bir arama yapıyoruz. | Open Subtitles | هناك ما زال لا مباريات، ونحن نعمل بحث أسنان القياسي، |
| 2009'da, gecenin bir yarısında telaş dolu bir arama aldım. | TED | في العام 2009، تلقيت مكالمة شديدة الاهتياج في منتصف الليل. |
| arama sonuçlarımızda asla arama sonucu için ödeme kabul etmiyoruz, | TED | ولذا ففي نتائج بحثنا، لا نقبل بتاتاً المال لنتائج البحث. |
| Bir arama motoru kim yaşayacak ve kim ölecek belirleyebilir. | TED | محرك البحث على الانترنت يمكنه تحديد من يحيا ومن يموت. |
| arama motorlarına karşı ailemize olduğundan çok daha fazla dürüstüz. | TED | نحن أكثر صدقا مع محرك البحث من نحن مع عائلاتنا. |
| En azından ev için arama emri çıkartacak kadar sebebimiz oldu. | Open Subtitles | حسنًا، على الأقل كان لديّه سبب محتمل كافي لأمر تفتيش المنزل |
| 3 yıldır kendimi yiyip bitiriyorum, Frank. Al şu arama iznini bana. | Open Subtitles | هذا كل ما أردته طوال الثلاث سنين، فرانك، أخضر لي مذكرة تفتيش |
| - Beni bir daha sakın arama! - Bir dakika. Birkaç sorunumuz vardı. | Open Subtitles | ـ لا تتصل بي مُجدداً ـ مهلاً، لقد وصلنا إلى نهاية ناقصة |
| Bana bir iyilik yap. Bir daha beni arama olur mu? | Open Subtitles | هيه , اصنع فى معروفا ولا تتصل بى مره اخرى , اوكى ؟ |
| arama Kurtarma ekibini gönderiyorum. Umarım bunu sen de istersin. | Open Subtitles | سنرسل اليها فريق بحث وانقاذ وكنت اتمنى ان تنضم اليه |
| arama timi gönderilsin. Belki başka vücut parçalarını da bulabilirler. | Open Subtitles | فلنحضر فريق بحث إلى هنا، لعلّهم يجدون أطراف جثّة أخرى |
| Veya yıldırım arama denilen şey için sekiz kat arama hesabı öderdiniz. | TED | أو بإمكانك أن تدفع ثمان أضعاف سعر الاتصال لمكالمة تسمى مكالمة برق. |
| Ve o yayınlandığında beraber olduğum o insanlardan telefon alıyorum ve bana kendilerini tebrik eden yüzlerce arama aldıklarını söylüyorlar. | TED | وعندما تم بثة تلقيت مكالمات من جميع الرجال الذين كنت معهم جميعهم يقولون لي أنهم تلقوا مئات من المكالمات تهنئتهم. |
| Ve o geçen ki garip arama, bugün aranmış gibi görünüyordu. | Open Subtitles | وبعد ذلك ، تلك المكالمة الهاتفية الغريبة وكانت مؤرخة بتاريخ اليوم |
| Daha girişken bir arama yaparsam, farkına varmaları kaçınılmaz olur. | Open Subtitles | وإذا قمت بمزيد من التفتيش العدواني سيرفع هذا الراية الحمراء |
| Eğer mobilimden ulaşmak istemiyorsan, o zaman mobilimden arama sen de. | Open Subtitles | إن لم تريدي أن تتكلمي معي على النقال، لا تتصلي عليه. |
| - Müvekkilinizin kabartma tabakları için stüdyosunu arama amaçlı arama emri. | Open Subtitles | لدي مذكرة رسمية هنا للبحث في استديوا موكلك عن أطباق منقوشة |
| İsimsiz arama bir kaç saat önce geldi. Daha cesedi bulamadık. | Open Subtitles | جرى اتصال من مجهول منذ حوالي ساعتين لا أثر له بعد |
| arama yaptığında, en yakın baz istasyonu onu böyle izleyecek. | Open Subtitles | عندما يقوم بالإتصال فإن برج الإتصال الأقرب سيتعقبهُ مثل هذا |
| Efendim, az önce ölü Libyalının telefonuna bir arama geldi. | Open Subtitles | في الثواني الماضية، سيدي ورد إتصال إلى هاتف الليبي المقتول |