| Banning Şirketi için iyi iş çıkardığımı biliyordum ama Bay Banning'in bu kısa sürede, beni fark edeceği aklıma gelmedi. | Open Subtitles | عرفت بأنني كنت أفعل عمل جيد لشركة بانينج الدولية لكني لم أعرف السيد بانينج سيأخذ ملاحظات كثيرة عني بهذا السرعة |
| Banning Şirketi için iyi iş çıkardığımı biliyordum ama Bay Banning'in bu kısa sürede, beni fark edeceği aklıma gelmedi. | Open Subtitles | عرفت بأنّني كنت افعل عمل جيد لشركة بانينج الدولية لكنّي لم أعرف السّيد بانينج سيأخذ ملاحظات كثيرة عني بهذا السرعة. |
| - Çok etkileyiciyi. İyi iş çıkardınız. - Bir saniye. | Open Subtitles | هذا عمل مبهر للغاية عمل جيد لحظة دعيني أشغل الجهاز |
| İyi iş çıkardınız Yüzbaşı. Biz de dönüş planınızın düzenlemelerini yapıyoruz. | Open Subtitles | عمل رائع أيها القائد، لكن طراء تعديل على الأخلاء من هناك. |
| Sıkılana ve olayı batırana kadar, tabi ki iyi iş çıkaracaktır. | Open Subtitles | وستقوم بعمل رائع حتى تصاب بالملل وتبدأ وتخرب كل شيء بنفسها |
| Bir şey yapmalısın, hemen. Bunu uzun süre tutamam. İyi iş çıkardın. | Open Subtitles | يجب ان تفعل شيئا سريعا , لا استطيع التحمل اطول عمل جيد |
| İyi iş, aşırı duygusal değil, güzel fotoğraflar birileri orada ne yaptığını biliyor. | Open Subtitles | عمل جيد ؛ ليس عاطفياً صور جيدة أحدٌ ما يعرف ما يفعلونه هناك |
| En azından iyi bir iş, umutla, en azından, bu iyi bir iş-- umutla iyi iş. | TED | علي الأقل عمل جيد علي أمل القيام بعمل عظيم |
| Bu yüzden, diğer bilim dallarındaki yeterli sayıda bilim adamı insanlardan gerçekten yardım istiyorlar ve bundan iyi iş çıkarıyorlar. | TED | لذلك , ما يكفي من العلماء في مجالات آخري حقيقة يسألون مساعدة من الناس , وإنهم يتممون عمل جيد . |
| - İyi iş, evlat. Gerçekten iyi iş. - Teşekkürler, Ranger. | Open Subtitles | عمل جيد، يا فتى حقاً عمل جيد شكراً ،أيها الجوال |
| Görünüşe göre hepsi kaçmış. İyi iş başardın memur bey. | Open Subtitles | يبدو كأنهم جميعاً أفلتوا عمل جيد ايها الضابط |
| Çok iyi iş. Herhalde kendimi tanıtmama gerek yok. Kendimi şimdiden daha iyi hissediyorum. | Open Subtitles | عمل جيد انا لا أعتقد إني بحاجة الى تقديم أشعر بتحسن الأن لقد دعوته |
| İyi iş çıkardık. - Sana minnettarım. | Open Subtitles | ـ لقد فعلنها , عمل رائع ـ انا مُدين لكَ بواحدة |
| İyi iş, çocuklar. Bana onlardan birini ver. | Open Subtitles | عمل رائع يا اطفال , اعطوني احدي هذه الاشياء |
| - Pardon. Bu gece iyi iş çıkardın Chris. | Open Subtitles | عمل رائع الليلة يا كريس لقد مسحت الأرضية بتلك المنشفة |
| Orada iyi iş başardın ve sana minnettarım. | Open Subtitles | يعني قمت بعمل رائع جدّاً هناك، وأنا مقدّر جدّاً. |
| Aferin sana. İyi iş çıkardın. | Open Subtitles | أحسنت عملاً , لقد قمت بعمل جيد , أجل , أجل |
| Bay Rreecha gibi iyi iş takip eden bir avukatımız olduğu için mutluyuz. | Open Subtitles | حسناً بمساعدة محامي مثل السيد بريشهي مع العمل الجيد سيكون عندنا بيت رائع. |
| Özür dilemekten başka ne yapabilirim bilmiyorum ve iyi iş çıkarttın. | Open Subtitles | أنظري، ليس هنالك ما يقال، عدا أنّني آسف، و عمل جيّد. |
| Plânının pek çok açıdan başarısız olmasına rağmen oldukça iyi iş çıkardın. | Open Subtitles | بالنظر إلى أنَّ خطتك فشلت في العديد من النواحي, لقد أحسنت صنعاً. |
| Bugün ise, Arnavutluk'a bağlısın. Ne iyi iş. | Open Subtitles | أما اليوم فأنت مركزك بجانب ألبانيا لذا عمل عظيم |
| Kliniğimi görmezden gelerek iyi iş çıkarıyorlar hakikaten. | Open Subtitles | هم هم يقومون بعمل جيّد جداً باهمالُ ممارستَي |
| Bugün, iyi iş çıkardığını düşünüyorsan öyledir. | Open Subtitles | أجل، إذا كنت تشعر أنك أديت يوم عمل ممتاز |
| İyi iş çıkardın. Çok iyi iş çıkardın, Brophy. | Open Subtitles | عملٌ جيد ، عمل جيدٌ جداً " بروفي " |
| Hey, bir dakika İyi iş bana içki veriyor | Open Subtitles | مهلا، دقيقة واحدة. وعلى وظيفة جيدة. يعطيني وقت للشرب. |
| Şerif'in askerlerini buradan göndermesini sağlayarak iyi iş çıkardın! | Open Subtitles | أبليت حسناً إقناعك العمدة التخلي عن قواته |
| Demek istediğim, iyi iş başardın. Gerçekten hallettin. | Open Subtitles | أعنى أنك عملت عملاً جيداً ، لقد أصلحت الأمر حقاً |