| Bak şimdi şöyle yapacaksın. Bu silahı alıp kıça gideceksin. | Open Subtitles | هذا ماأريدك أن تفعله خذ هذا المسدس وارجع لمؤخرة المركب |
| - silahı balistikçiye götürün. - Sabaha kadar olma şansı yok. | Open Subtitles | وصل هذا المسدس الى خبير الاسلحة لا فرصة لهذا حتى الصباح |
| Hepsi bu kadar teşekkürler. Sayın Yargıç, size bu silahı göstermek istiyorum. | Open Subtitles | هذا كل شيء، شكرا لك فضيلتكم، اود ان اعرض عليكم هذا المسدس |
| Hatta kafalarına silahı dayayınca daha orada şansın yaver gidebilir. | Open Subtitles | إن وضعت مسدس على رأس أحدهم ، قد تواجه الحظ |
| silahı alıp, pişman olacağım bir şey yapmaktan alıkoydu beni. | Open Subtitles | منعني من رفع البندقية , وعمل شي يجعلني ااسف علية |
| Ver şu silahı. Ne zamandan beri sert erkeklik taslıyorsun? | Open Subtitles | أعطني سلاحك اللعين منذ متي وأنت تلعب دور الفتي القوي |
| O silahı sana yönelttikleri zaman bütün vücudum şok oldu. | Open Subtitles | جسمي كان في حالة صدمة عندما وجهوا ذلك المسدس عليك |
| Kimse! Kurşun yarası yok! Birisi karanlıkta silahı benden aldı ve kayboldu. | Open Subtitles | لاشئ،لايوجد جرحمنمسدس، أحدهم أخذ المسدس مني و أطلق و لكنها لم تصبه |
| Bebeğim, Bunu biliyorum. Düştüğünü gördüğüm anda.. silahı şakağıma dayar.. | Open Subtitles | حين رأيتك تسقطين كدت أضع المسدس في فمي وأسحب الزناد |
| silahı bulamıyoruz ve senin gidip başka bir şeyimi halletmen gerekiyor? | Open Subtitles | ،ولا نستطيع العثور على المسدس وهناك مسأله ما يجب ان تعالجها؟ |
| Ayrıca arkadaşımın silahı yanlışlıkla ateşlediğini gördüm. Haksız mıyım? Evet istemeden oldu. | Open Subtitles | ومن الجيد أني هنا ورأيتك لم تعني استخدام المسدس على صديقي، صحيح؟ |
| Eğer o silahı alacak biri varsa o da benim. | Open Subtitles | إذاً أى أحد سيذهب ليحضر ذلك المسدس سوف يكون أنا |
| silahı kafasına dayayıp, tetiği çekmesinin sebebi köpek miydi, yoksa ben mi? | Open Subtitles | هل كان انا السبب ام الكلب في ضغطها على زناد المسدس ؟ |
| Birinin silahı vardı ve kötü bir şeyler olacağını biliyordum. | Open Subtitles | هذا الرجل كان لديه مسدس و عرفت أن الأمر سيسوء |
| Eğer silahı ateşlediyseniz sağ ön kolunuzda yanık izleri olması gerek. | Open Subtitles | إن أطلقت من مسدس سيكون لديك جروح في ساعد ذراعك اليُمنى. |
| silahı alıp, pişman olacağım bir şey yapmaktan alıkoydu beni. | Open Subtitles | منعني من رفع البندقية , وعمل شي يجعلني ااسف علية |
| Hemen silahı bırak ve beni ateş etmeye mecbur etme. | Open Subtitles | ارمى سلاحك لا تجبرني على ضربك .. الق سلاحك انهض |
| Sheldon sıkıştır onu! Ateş et! Plazma silahı'nı şarj ediyor! | Open Subtitles | شيلدن، إنه أمام عينيك أطلق النار، إنه يشحن بندقية البلازما |
| Bugüne kadar bunca silahı ithal etmişsin, bununla ilgili küçük bir görüşme olacak. | Open Subtitles | هذه الايام ,عندما تستورد أسلحة بهذه الكمية فهناك تسمية تطلق على هذا العمل |
| silahı elinde. Mekanizma takılı kalmış. Her tarafta boş kovanlar var. | Open Subtitles | المسدّس في يدّه، هبوط قفل مفتوحا، أغلفة صدفة في كل مكان. |
| Otları kim çaldıysa silahı vardı ve bodrum kapısına ateş etti. | Open Subtitles | من سرق الحشيش كان يحمل سلاحاً .. وأصاب قفل باب القبو |
| Her zaman, babamın evde çok fazla silahı olduğunu düşünmüştüm. | Open Subtitles | لطالما ظننت أن والدي لديه الكثير من الأسلحة في المنزل |
| Eve gittik, bir adam vardı ve yanında silahı vardı. | Open Subtitles | نحن ذهبنا الى بيتاً, كان هناك رجلاً, كان يمتلك مسدساً. |
| Öyle olmasaydı neden silahı ve ordusunu bırakıp gitsin ki? | Open Subtitles | إنْ لمْ يكن كذلك ، لماذا يَخْسرُ سلاحه وجيشَه ؟ |
| Umarım bu senin en sevdiğin silahındır. Umarım bu silahı seviyorsundur. | Open Subtitles | أتمنى أن هذا كان مسدسك المفضل أتمنى أن تكون قد أحببته |
| silahı sadece bana kasanın anahtarlarını vermesi için getirdiğimi söylemeye çalışıyordum kendime. | Open Subtitles | حاولتُ أن أقول لنفسي أنّ المُسدّس كان هناك حتى يُعطيني مفاتيح الخزنة. |
| silahı kalçasının üstünde duruyor ve yeterince yakışıklı birine benziyor. | Open Subtitles | ما زال مسدسه على خصره و يبدو وكأنه شاباً لطبقاً |
| Bu si...min Oskarı, niye hala silahı bana doğru tutuyor? | Open Subtitles | لماذا اللعنة هو أوسكار لا يزال يوجه مسدسا في وجهي؟ |