| Aşırı stres kan basıncını yükseltip kanamaya yol açmış olabilir. | Open Subtitles | التوتر الشديد قد يرفع ضغط الدم و الذي يسبب النزيف |
| Ama stres yaratıp kalp krizine neden olacak her şey olabilir. | Open Subtitles | لكن قد يكون اي شيء يسبب التوتر مما يسبب النوبة القلبية |
| (iltihap sökücü) Aynı zamanda stres altındayken damarlarınızın gevşemesini sağlar. | TED | كما أنه يساعد في إبقاء أوعيتكم الدموية مسترخية خلال الضغط. |
| Kalbinizde bu hormonun reseptörleri var ve oksitosin kalp hücrelerinin yenilenmesine ve stres sebepli hasarları onarmasına yardım ediyor. | TED | فقلوبكم تحتوي على مستقبلات لهذا الهرمون، ويساعد الأوكسيتوسين خلايا القلب على تجدد والشفاء من أي ضرر ناتج عن الضغط. |
| RH: Evet emin değildik. Demek istediğim tüm stres bu yüzdendi. | TED | ر.ه: صحيح،لم نكن واثقين. أعني، كان ذلك يضعنا تحت ضغط كبير. |
| Kardiak stres testi, tüm vücut için manyetik rezonans, EMG CBC, glukoz testi. | Open Subtitles | فحص إجهاد القلب،تصوير رنين مغناطيسي كامل تخطيط كهربائي لعمل العضلات،عدّ الدم الكامل،معدّل السكر |
| Yemenlilerin stres analizini yapabilmek için kapalı devre kameraları izliyor. | Open Subtitles | هو يراقب الدائرة المغلقة للكاميرات لكي يحلل التوتر على اليمنيين |
| Doktorlar dedi ki, belki de stres buna sebep olabilir. | Open Subtitles | أتعلمين , ولكن الطبيبه قالت ان التوتر قد يكون سبب |
| Sol taraf ağrısı anjina olabileceği anlamına geliyor ki stres bunu artırır. | Open Subtitles | الألم بالجانب الأيسر قد يكون بسبب الذبحة الصدرية و يسوء بسبب التوتر |
| Tüm o yaşadığım stres ve sızlanmalarım yüzünden kendimi kanser etmiştim. | Open Subtitles | أن كل هذا التوتر اللعين وكل ذلك التذمر سببت لنفسي السرطان |
| Aslında çoğu majör depresif bozukluk durumuna, öncelikle stres neden olur. | TED | في الواقع، إن أغلب حالات الاكتئاب ناجمة في البداية عن الضغط. |
| Her akşam ofisimin kapısını kapıyordum ama kafamın içindeki kapı tamamen açık kalıyordu ve kapıdan içeri stres geliyordu. | TED | أغلق باب مكتبي كل ليلة، ولكن يظل الباب الذي في دماغي مفتوحًا على مصراعيه ثم يغمره طوفان الضغط العصبي. |
| Sevgi ya da şefkat değil. Sadece stres atıcı seks. | Open Subtitles | لا أتحدث عن الحب أو العاطفة الجنس لتخفيف الضغط فقط |
| Yeni Gine'deki Yolngu kabilesi Paava yaprakları yiyerek stres atıyor. | Open Subtitles | قبيلة يولنجو في غينيا الجديدة تأكل أوراق البافا لتخفيف الضغط. |
| stres, baskı olmamalı, gereksiz yere güç sarfetmeni sağlayacak hiçbir şey olmamalı. | Open Subtitles | بدون تعب، أو ضغط لا شيء قد يتسبب بمجهود لا حاجة له |
| İçkiler ve ilaçlar seni hissizleştirip travma sonrası stres bozukluğu semptomlarını iyice azdırıyordu. | Open Subtitles | كانت المُسكرات والمخدّرات تبقيانكِ خدرةً جاعلةً أعراض اضطراب إجهاد ما بعد الإصابة أسوأ |
| Onları bana doktor verdi, stres için olduklarını söyledi, bilirsin? | Open Subtitles | الدكتـور اللي أعطانـي إياها يقـول لإزالة الضغوط ، أتعلـم ؟ |
| Sadece bir tane, büyük stres ya da memnuniyet anlarında. | Open Subtitles | اسمح لنفسي بتدخين واحدة فقط في أوقات الاجهاد أو الرضا. |
| Yarığın neden olduğu stres eminim ki birçok ruh eşinin takışmasına neden olmuştur. | Open Subtitles | أنا واثقة أن ضغوط الفجوة تسببت .في مشاجرات بين الكثير من توأم الأرواح |
| Şunu öğrendim ki duygusal stres çoğu zaman hayatla ölüm arasındaki fark. | TED | وقد تعلمت أن الإجهاد العاطفي هو مسألة تتعلق أكثر بالحياة منه بالموت. |
| Bu hastalardaki en yüksek iyileşme, stres seviyesinde, endişe bozukluğunda ve depresyonda azalmalardı. | TED | ومن أفضل التحسينات لهؤلاء المرضى والتي كانت تقلل من التوتر، واضطرابات القلق والاكتئاب. |
| Fakat ayrımcılıktan kaynaklanan stres meselenin sadece bir yönü. | TED | لكن وعلى الرغم من ذلك، فإن الضغوطات الناتجة عن وطأة التمييز العنصري ليست إلا جانباً واحداً من جوانب متعددة. |
| Tıbba hazırlık okuduğun için stres içindeydin, hatırladın mı? | Open Subtitles | كنتِ متوترة جداً, أتتذكرين؟ بشأن كونكِ طالبة تحضير للطب. |
| Travma Sonrası stres Bozukluğu tedavisi görmüş. Metaamfetamin bağımlısı olmuş. | Open Subtitles | تمت معالجته في شوؤن المحاربين من اضطراب ما بعد الصدمة. |
| stres altındayken beni tek rahatlatan şey oydu. | Open Subtitles | كان الشيء الوحيد الذي يهدئني عندما أكون متوتر |
| Bilirsin, zorlama yok, stres yok. Sürekli sakin olmaya çalışıyorum. | Open Subtitles | أنت تعرف ،مفيش إرهاق ،مفيش إجهاد أحاول أن أكون هادئ معظم الوقت |
| Gülmek stres arttıran kortizon, adrenalin ve dopamin gibi hormonların seviyesini düşürürken endorfin gibi ruh halini düzelten hormonların seviyesini yükseltir ve tansiyonu düşürür. | TED | والابتسام يساعدك في تقليل الهرمونات الناتجة عن للتوتر مثل الكورتزول والادرلينالين والدوبامين ويرفع الابتسام دفق هرمونات السعادة مثل الاندورفين ويقلل بصورة عامة ضغط الدم |