| Sana iyi şanslar o zaman çünki diğer söylediklerim yalandı. | Open Subtitles | حَسناً، حظّ سعيد بذلك لأنى كُنْتُ أَكْذبُ حول الأشياء الأخرى. |
| - İyi şanslar dilerim Ferguson. | Open Subtitles | حَسناً، حظّ سعيد، فيرغسن. شكراً لكم، سيد |
| Zaman ayırdığınız için teşekkürler. İyi şanslar. Tanrı Amerika'yı korusun. | Open Subtitles | .شكراً لوقتِكَم .حظّ سعيد، وبَارَكَ اللَّهُ في أمرِيكَا |
| İyi. Acemi şansı. | Open Subtitles | ذلك جيد حظّ المبتدئ المرّة الأولى هناك السحر |
| İlk kez sürdün pek de şansın yoktu bu arada. | Open Subtitles | إنّها أوّل مرة تقود فيها زلّاقةً دونما حظّ وفير، بالمناسبة. |
| Evet, Bizi Madison'da kontrol etmeniz için iyi şanslar | Open Subtitles | نعم، حظّ سعيد يُحاولُ إلى سيطرْ علينا في ماديسن. |
| Ve her birinizi Antarktika'da görmek üzere! İyi şanslar! | Open Subtitles | وسوف نراكم جميعا في القطب الجنوبي حظّ سعيد لكم جميعا |
| - Sana iyi şanslar, dostum. - Hastaneye ihtiyacım yok! | Open Subtitles | حظّ سعيد إليك، مكان أنا لَستُ بِحاجةٍ إلى a مستشفى! |
| Ama ben size iyi şanslar dilemek istedim, ve sizin kazanmanızı izlerken gururlanıcam. | Open Subtitles | لَكنِّي أردتُ المَجيء واتمنى لكم حظّ سعيدَ، وسَأكُونُ فخورَة بمشهادتكم تربحون. |
| Sadece iyi şanslar diyecektik. En hayırsever kimse o kazansın. | Open Subtitles | لذا نحن فقط أردنا القول حظّ سعيد للفوز بأفضل حفلة جمع تبرعات |
| Elenmiş arkadaşımız Jason'a bir sonraki sefer için iyi şanslar. | Open Subtitles | حظّ أوفر في المرة القادمة لصديقنـا، جيسن، الذي خرج. |
| Size iyi şanslar. | Open Subtitles | حَسناً، نحن في الخارج هنا، حظّ سعيد لذا. |
| Şansa ihtiyacı olan biri gibi görünmüyorsun ama yine de iyi şanslar. | Open Subtitles | لا تبدوين مثل النوع المحتاج للحظّ، لكن حظّ سعيد. |
| Üzgünüm bayanlar, ama size yardımcı olamayacağım. İyi şanslar. | Open Subtitles | ،أنا آسف، يا سيّدات لكن لا أستطيع مساعدتكم، حظّ طيب |
| Pekâlâ Komutan Lassard, iyi şanslar efendim. | Open Subtitles | حسنا, عميد لاسارد, حظّ سعيد, سيدي |
| Pekala, o halde, iyi şanslar... ve umarım maçtan sonra şampiyonluğun şerefine kadeh kaldırırsınız. | Open Subtitles | حسنا، في تلك الحالة، حظّ سعيد... وأنا أتمنّى ان نشرب نخب بطولتك بعد المباراة. |
| Sadece iyi şanslar demek için geldim. | Open Subtitles | أنا فقط جاءت لأقول لكي حظّ سعيدا. |
| Hayır, burada sadece daha fazla kayıp verilmemesini sağlayan aptal şansı vardı. | Open Subtitles | لا، في هذه الحالةِ كَانتْ مجرد ضربه حظّ أنه لم يكن هناك المزيد مِنْ الأرواح فَقدتْ |
| Boku temiz tarafından tutmaya kalksan daha fazla şansın olurdu. | Open Subtitles | لحالفك حظّ أوفر في التقاط قطعة غائط من طرفها النظيف. |
| -Bunun yanında, bu kötü Şans değil. Bu iyi Şans. | Open Subtitles | إضافة إلى أن هذا ليس حظّا سيئا هذا حظّ سعيد |
| Haftalardır onun insanı olmak için uğraşıyorum. Hiç şansım olmadı. | Open Subtitles | أنا أحاول أن أكون من شلتها لأسابيع ولم يكن لدي حظّ |
| İkinize de bol Şans dilemek istiyorum. | Open Subtitles | اريد اخْباركما معا حظّ سعيدِ كلنا نَعتمدُ عليكما. |
| Ben şanslı doğmuşum,çavuş. | Open Subtitles | أنا لا احتاج لأيّ حظّ يا سيرجنت لقد ولدت محظوظا |
| Senin uydu çanağından bir şey çıktı mı? | Open Subtitles | إذًا ألديّك أيّ حظّ مع صحن القمر الصناعي هذا؟ |
| Kötü talih getirir ,bilirsin aynadaki bu tip yansımaların. | Open Subtitles | إنه حظّ سئ،أتعلمين؟ حديثو الولادة من المفترض أنهم يشاهدون إنعكاسهم الشخصي حتى يبلغون 8 أعوام |
| O çirkin, şanssız savaşın çalkantılarının ardından öyle sakin ve durgunum ki. | Open Subtitles | لذا الفراغ والهدوء كأنهما معركة ضارية لا حظّ فيها. |
| Kapalı yerde de şemsiye açma... kötü Şans getirir. | Open Subtitles | أبداً لا يَفْتحُ شمسيةَ في الداخل. هو حظُّ سيئُ. حظّ سيئ جداً. |