| Muhabirin görüşüne göre, domuz yağı yüklü hanımlarımız için çalışma zamanı. | Open Subtitles | في تقرير مراسلنا ، فإنّ الوقت . حانَ ليستعدل أطفالنا أشكالهم |
| Ve spermin kuyruğundaki bozulmaya göre meni gelmesi, cuma gecesi olmuş. | Open Subtitles | ووفقاً لتدهور ذيل الحيوان المنوي، فإنّ السائل المنوي من ليلة الجمعة. |
| Ama eğer yerlerini tespit edebilirseniz bulunduğu şehir bile olur; anlaşmalı adamlarım var. | Open Subtitles | ولكن لو بإمكانكم تحديد مكانها، حتى المدينة التي هي فيها، فإنّ لديّ مُقاولين. |
| Eğer tasarrufu gelecekteki zevk karşılığında halihazırdaki acı olarak alırsak, sigara da bunun tam zıddı. | TED | إن كان الادّخار ألما في الحاضر مقابل متعة في المستقبل، فإنّ التّدخين هو العكس تماما. |
| Farkında olun ya da olmayın eğer sörf yapıyorsanız karmaşık fizikte ustasınız demektir. | TED | سواء كنت تدرك ذلك أم لا، فإنّ كونك تمارس ركوب الأمواج يجعلك سيدًا للفيزياء المعقدة. |
| - Eğer sağlam kanıtı olursa seni tutuklaması gerektiğini söylemiştin. | Open Subtitles | لقد قلت أنّه لو حصلت على أدلّة فعليّة، فإنّ عليها القبض عليك. |
| Aynı anda bu kadar çok yerde bulunan kimse görmedim. | Open Subtitles | رغم ذلك فإنّ رجل واحد لا يمكنه التواجد بعدة مناطق |
| Evet, ama çabuk çıktım. Dostların varsa her şeyin vardır. | Open Subtitles | نعم، لكن خرجت بسرعة، حينما يكون لديك أصدقاء، فإنّ لديك كلّ شيئ |
| Eğer kafanı düşmanını yenmeye takarsan sonunda onun gibi olursun. | Open Subtitles | بغدوّك مهووساً بضرب عدوّك، فإنّ من السهل أن تغدو العدو. |
| Maalesef mevcut doktoruna göre yayılgan doğası gereği bir enfeksiyon. | Open Subtitles | وللأسف فإنّ رأي طبيبكَ الحاليّ أنّ طبيعتهُ المنتشرة توحي بالإنتان |
| Doktorlarının dediğine göre Başkan Yardımcısı uyanmış ve kendindeymiş. Sorulara cevap verebilecek haldedir. | Open Subtitles | وفقاً لأطبّائه، فإنّ نائبَ الرئيس يقظٌ و واعٍ، و بإمكانه الإجابة عن الأسئلة |
| Adli tıp doktoru çürüme seviyesine göre yaklaşık iki aydır ölü olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | استناداً لمُستوى التحلل، فإنّ الطبيب الشرعي يعتقد أنّه كان ميتاً منذ شهرين تقريباً. |
| Ve yönlendirme sistemini hacklediğime göre, ona gelen her çağrıyı duyabilirim. | Open Subtitles | بعد أن اخترقتُ نظام التوجيه، فإنّ بإمكاني مُراقبة كلّ اتّصال تستلمه. |
| Şu an ki hızımıza göre çarpışmaya 40 saniye kaldı. | Open Subtitles | بناءً على مدى تسارعنا الحاليّ، فإنّ وقت الاصطدام أربعون ثانية. |
| Ben bir tek rakamı kaçırsam bir şirket tarhi olur. | Open Subtitles | لو أغفل عن رقم واحد فإنّ الشّركة بأسرها تذهب إلى الهاوية |
| Aksi taktirde denge bozulur, ve mühürleri aktardığımız heykel paramparça olur. Bunu Lider söylemişti. | Open Subtitles | وإلّا فإنّ التوازن سيتلاشى، ووضع الختم سيتدمّر هذا ما قاله القائد |
| Sayısal olarak konuşursak, bu bir tek gökada kümesinin kütlesi bir katrilyon güneş kütlesinden büyüktür. | TED | لإعطائكم رقما، فإنّ هذا العنقود المجريّ ذو كتلة تساوي مليون مليار شمس. |
| Dikey olarak entegre olan organizasyona daha az ihtiyaç vardır ve değer zincirleri en azından kırılabilir. | TED | هناك حاجة أقل للمنظمة المتكاملة رأسيًا، وعلى الأقل فإنّ سلاسل القيمة يمكن كسرها. |
| PCR makinesi floresan algılarsa örnek virüs için test pozitiftir, yani bireye virüs bulaşmış demektir. | TED | إذا استشعر جهاز الـ بي.سي.آر وجود تفلور، فإنّ نتيجة عينة فحص الفيروس ستكون إيجابية، يعني بذلك أنّ الشخص مصاب. |
| Ve eğer bu doğruysa... ..uygarlığımız baştan aşağıya günah üzerine kurulmuş demektir. | Open Subtitles | إذا كان ذلك صحيحا فإنّ حضارتنا بأكملها مبنية على الخطيئة من بدايتها حتى نهايتها |
| Bir enerji santralinin üzerine düşerse ve radyoaktif serpinti olursa hasarın boyutları tahmin bile edilemez. | Open Subtitles | وإن أضفنا إلى هذا أنه سيسقط على .. مفاعل نووي مع احتمال حدوث تسرب إشعاعي فإنّ الأضرار ستفوق كل التصورات |
| - Tamam, şu anda trenin kontrolü bizde... - ...vagonları ayırabiliriz. | Open Subtitles | حسناً، بما أننا سيطرنا على القطار الآن، فإنّ بإمكاننا فصل العربات. |
| Bodrumda fareler varsa o zaman karaciğer yetmezliği leptosipiroz yüzünden olabilir. | Open Subtitles | لو كانت هناكَ جرذانٌ في القبو فإنّ فشل الكبد سيكون بسبب اللولبيّات الشاحبة |
| Tsarnaev özür diledi ama jüri onun yüzüne baktığında, tek gördükleri donuk bir ifadeydi. | TED | نطق سارنييف ببعض كلمات الاعتذار. ولكن عندما نظر المحلّفون إلى وجهه، فإنّ جلَّ ما رأوه كان عبارة عن وجه محدّقٍ جامد. |
| Evet ama plana bakılırsa bu iyi bir fırsat değil. | Open Subtitles | أجل، حسبما تمّ التخطيط له، فإنّ هذا ليس خيارًا جيّدًا. |