| Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın. | TED | لطالما اخبرتني امي ينبغي أن تكوني يقظة، تعرفي مالذي يدور في عقلك وجسدك |
| Genç bir erkekle tanışmayı hep çok isterdim, şimdi üçüyle birden tanıştım. | Open Subtitles | لطالما وددت وبشدة أن ألتقي شاباً، والآن هناك ثلاثة منهم دفعة واحدة |
| hep iyi bir müşteri oldu. Gürültü yapmaz, kimseyi rahatsız etmez. | Open Subtitles | لطالما كان ضيفاً رائعاً لم يقم بأي إزعاج، لم يضايق أحداً |
| Kendimi Her zaman fazlasıyla kültürlü, açık görüşlü biri olarak gördüm. | TED | لطالما إعتقدت أنني مثقفة إلى حد ما، و عالمية نوعاً ما. |
| daima dünyadaki en önemli şeyin aile ile zaman geçirmek olduğuna inanmışımdır. | Open Subtitles | لطالما شعرت بأن أهم شيء في العالم، هو قضاء الوقت مع العائلة. |
| Kendimi ona hep yakın hissederdim. Bu yüzden buraya geldim. | Open Subtitles | لطالما شعرت بأنني قريبة منها، هذا سبب قدومي إلى هنا |
| Ve sonra seni televizyonda gördüm ve hatırladım. Senden hep hoşlanmıştım. | Open Subtitles | ثم رأيتك على التفزيون و تذكرت ، لطالما كنت معجباً بك |
| Belki de kaçtın. Bir gün buradan gideceğini hep biliyordum. | Open Subtitles | ربما هربت من العلاقة، لطالما علمت بأنك ستغادرين ذات يوم |
| Cutter Root'un gözünün bu kadar hızlı açılmasına hep şaşırmıştı. | Open Subtitles | لطالما تعجب كاتر لماذا انقلب علينا روت بسرعة هكذا ؟ |
| hep senin gibi birini bulmayı düşlemiştim... ama gerçekleşeceğinden umudumu kesmiştim. | Open Subtitles | لطالما حلمت بأن أجد شخصاً مثلك لكنني فقدت الأمل في هذا |
| Ailem, sıcak havanın insanların ahlâk anlayışını bozduğunu söylerdi hep. | Open Subtitles | لطالما قال أبواي أن الطقس الحار يشجع على رذائل الأخلاق |
| Mr. T'nin hep bir Broadway dansçısı olmak istediğini biliyor muydun? | Open Subtitles | أتعلم أن سيد تي لطالما أراد أن يكون راقصاً في برودواي؟ |
| Evet, 25 yıldır hep Her an kapıyı çekip gidebilirmiş gibi hissettim. | Open Subtitles | أجل, لخمسة وعشرون عاماً.. لطالما شعرت أنه يمكنه أن يهجرني بأي لحظة |
| Sana hoşça kal demeyi ve senden hep nefret ettiğimi söylemeyi istedim. | Open Subtitles | حسناً, كنت أريد فقط أن أودعك و أن أخبرك بأني لطالما كرهتك |
| hep bu kitabın ait olduğu ihtiyaç duyulduğu bir yer bulacağıma inandım. | Open Subtitles | لطالما اعتقدتُ أنني سأجد مكاناً ينتمي له الكتاب، مكاناً يحتاجون إليه فيه. |
| Evet. Neden nehre gitmeyi denemiyor musunuz? Sen orayı hep severdin. | Open Subtitles | اجل, لما لاتذهبون الى النهر مجددا لطالما احببتم الذهاب الى هناك. |
| hep aptalca olduğunu düşünürdüm ama şimdi biraz ilgimi çekiyor gibi. | Open Subtitles | لديك معجب سرّي؟ لطالما إعتقدتُ أنّه سخيف ولكنني مفتونة نوعاً ما |
| Şey, evet. Her zaman söylerim zaten aile en iyi ilaçtır. | Open Subtitles | حسناً , أجل , لطالما أقول أن العائلة هي أفضل دواء |
| İnsanlar daima bana sırlarını anlattılar, peki ben kime anlatabilirim? | Open Subtitles | لطالما إئتمنني الناس على أسرارهم لكن من أئتمن على أسراري؟ |
| J. Jonah Jameson, Daily Bugle İletişimleri'nin CEO'su olduğu sürece New York, Örümcek Adam'ın sonunu görmeden bana uyku yok. | Open Subtitles | لطالما انا جي جون جميسون مدير الشركة الصحفية فانا لن يهدا لي بال في نيويورك حتى يروا اخر سبايدر مان |
| Yeğenin, sana sürekli zarar vermek isteyen birinin kızı ile evlenmemeli! | Open Subtitles | لا يمكنه أن يتزوج ابنة أعدائك. لطالما قام بمعارضتك من قبل. |
| Kurmayları Rus seferinin başlangıcından beri Moskova'nın alınması için adeta yalvarıyordu. | Open Subtitles | الخطوه التى لطالما ألح عليه جنرالاته للقيام بها منذ بدء الحمله |
| O bendim. Eskiden mide gazının gülünecek birşey olduğunu düşünürdüm. | Open Subtitles | هذا كان أنا، لطالما ظننت أن الإنتفاخات شيء يثير الضحك |
| Çocukluğundan beri senin herzaman sezgileri kuvvetli biri olduğunu söylemeliyim. | Open Subtitles | يجب أن أخبرك، لطالما كنت شديد الملاحظة منذ كنت طفلاً |
| Bu gazeteyi sizin kötülerden birisi olmadığınızı anlayacak kadar zamandır okuyorum. | Open Subtitles | لطالما قرأت هذه الصحيفة لمدة طويلة لأعلم بأنك لست أحد السيئين |
| hep o kulübe dönüp numarasını almak istemiştim ama gitmedim. | Open Subtitles | لطالما اردت العودة لذاك النادي لآخذ رقمها ولكني لم أفعل |