| üst ucunda ise morötesi, X ışını ve gama ışını vardır. | TED | وفي الجزء الأعلى يوجد الأشعة فوق البنفسجيّة، الأشعة السينيّة، وأشعة غاما. |
| O hala bir zamanlar itaat ettiğiniz ve hayran olduğunuz üst Komutan. | Open Subtitles | الذى لا يزال القائد الأعلى الذى كنت يوما تطيعه و تعجب به |
| Şimdi size hizmetlilerden birini alıp üst kata çıkmanızı öneririm. | Open Subtitles | و الآن أقترح أن تجد أحد الخدم ليأخذك للطابق الأعلى |
| Ne yazık ki üst uzuv protezlerinde çok başarılı değiliz. | TED | ولسوء الحظ ، فإننا لانبلي جيداً في صناعة الأطراف العلوية. |
| Ne olduğunu söyleyeyim, üst üste beş gündür bizimle takılmıyorsun. | Open Subtitles | هذا اليوم الخامس على التوالي الذي لا تتمشين فيه معنا |
| G bölüğü koğuşu en üst katta. Eşyalarını yerleştirip buraya gel. | Open Subtitles | غرفة السرية ج في الطابق العلوى خذ حقائبك ثم تعال هنا |
| Bir adamın üst kata çıkıp kafasını uçurduğu bir partiye katıldın mı? | Open Subtitles | هل كنت يوماً في حفلة حيث يصعد رجلاً إلى الأعلى ويفجر رأسه؟ |
| üst kat komşum tütün çiğnemeyi çok seviyor ama daha çok sevdiği şey ise kapımın önündeki duvara tükürmek. | Open Subtitles | انه يعيش بالطابق الأعلى وكل يوم ينزل وهي يمضغ البان وعندما يصل عن شقتي سيبصق ما في فمه ويذهب |
| Zemin kat çekirdeğin yaşadığı yerdi, elektronlar üst katlara yerleşmişti. | Open Subtitles | تسكن النواة في الطابق الأرضي بينما تشغل الإلكترونات الطوابق الأعلى |
| Haklı olabilirsin... ama üst düzey rahiplikte... senin olman asla planlanmadı. | Open Subtitles | قد تكون محقاً، لكن موقع الساحر الأعلى لم يكن مقدراً لك |
| Mike üst katta. Kötü yaralanmış ambulans çağırdım, tamam mı? Yolda, geliyor. | Open Subtitles | مايك في الأعلى وهو بحالة سيئة لقد إتصلت بالإسعاف وستصل بعد قليل |
| üst katta gördükleriniz bir bilgisayar programının ufak bir kısmıydı. | Open Subtitles | ما رأيته فى الأعلى أنه جزء صغير من برنامج الحاسوب |
| üst seviye çoğunlukla kum. Kil 10 metre civarında başlıyor. | Open Subtitles | .المستويات الأعلى غالباً أنها رمال الطين يبدأ بعد ثلاثون قدماً |
| Al sol çenede dört dolgu var, üst sol azı dişlerde de kaplama. | Open Subtitles | أربع حشوات في الصف الأيسر الأسفل للأسنان هناك تيجان على الضروس العلوية اليسرى |
| üst üste iki taş bile bırakmamak. Tahtayı tamamen temizlemek. | Open Subtitles | لا تترك حجرين فوق بعضهما البعض إمسح كل شيء للأرض |
| Ahbap, onu umursama. üst üste üçüncü yıl... kim seni anlayabilir? | Open Subtitles | يا صاح تجاهلها, هذه المره الثالثه علي التوالي, من يشعر بك؟ |
| Görünüşe göre dilin üst ve alt yüzeylerinde küçük yanık izleri var. | Open Subtitles | الظاهر هو علامات احتراق صغيره بالجزء العلوى والجزء الاسفل من سطح اللسان |
| Ve alt çenesini, dudaklarını, üst çenesini ve dişlerini kaybetti. | TED | وفقد فكه الاسفل ، شفتاه، ذقنه وفكه الاعلى و أسنانه. |
| - Yok, ...ama en üst rafta gevreklerin arkasında şekerlerini saklıyor. | Open Subtitles | كلّا، لكنّه يُخفي أصابع الحلوى على الرفّ العلويّ وراء حبوب الإفطار. |
| Tesisatçı, üst kattaki tuvaleti söktüğü için, buradakini kullanman gerekecek. | Open Subtitles | السباك يصلح الحمام الذي بالأعلى لذا ستستخدمون هذا الذي هنا |
| Bu benim için üst düzey tasarruf ve bence anneannem de böylesini isterdi. | TED | هذا بالنسبة لي هو قمة حسن التدبير، وأعتقد أن هذا ما ستحبه جدتي. |
| Warrick hükümetinin üst düzey yöneticileri ile bazı görüşmeler ayarladı. | Open Subtitles | وارك , رتب لنا بعض اللقائات مع كبار أعضاء حكومته |
| Bizi suçlamayın biz daha yüksek bir akıl tarafından sizin gelişiminize ve bilincin daha üst bir mertebesine erişiminize nezaret etmek için görevlendirildik. | Open Subtitles | لا تدينونا لأن هناك كيان أعلى منا فرض علينا الإشراف على تطوّركم |
| Bunları cahilliği arttırmak, daha üst seviyede bir cahilliğe erişmek amacıyla kullanıyoruz. | TED | نحن نستخدمها لصناعة جهل أفضل، وإن شئتم، لابتكار جهل ذو جودة عالية. |
| Şu dolapta, üst çekmecede üzeri etiketsiz küçük mavi bir ilaç şişesi var. | Open Subtitles | ابحثي في الخزانة ، في الرف العلوي هناك زجاجة زرقاء صغيرة بدون ملصق |
| Ekranın üst kısmında argiope bahçe örümceğine ait kılavuz lifinin tekrar ünitesini görüyorsunuz. | TED | في اعلى الشاشة تشاهدون وحدة مكررة من خيط الجذب من عنكبوت الحديقة المتعرج |
| üst sınıf liderleri, dokunulmazlardan birinin evine gidip çay veya su içmez. | TED | لا يذهبُ زعماء الطبقة العليا لمنازل الطبقة المنبوذة، ويحتسون الشاي أو الماء. |