| Bu yüzden, lütfen, karşıma geçip vicdan saçmalığından bahsetme bana, olur mu? | Open Subtitles | لذا، أرجوكِ، لا تعطيني من هذه أمور تأنيب الضمير أو ما شابه؟ |
| Bir anlık vicdan yaptığıma pişman etme beni. Git buradan! | Open Subtitles | لا تدعيني أندم على صحوة الضمير هذه اذهبي مِنْ هنا |
| Ve vicdan, üzüntü gibi şeyler sadece bizim uydurmamızdı. | Open Subtitles | , ,و اشياء مثل الضمير,المبادىء . ماهى إلا بدع |
| vicdan ve moralden yoksundur ve susuzluğu giderilene kadar durmayacaktır. | Open Subtitles | إنه بدون ضمير ولا أخلاق ولن يتوقف حتى ينال مراده |
| - Yav he he. Umarım bu vicdan azabıyla gece rahat uyuyabilirsin. | Open Subtitles | آمل أن تتمكن من النوم هذه الليلة من خلال ضمير الخاص بك. |
| vicdan azabından kurtulmanın en iyi yolu günahlarını itiraf etmektir. | Open Subtitles | أفضل طريقة لتتخلص من إحساسك بالذنب هي أن تعترف بخطاياك |
| vicdan azabı için çok geç. | Open Subtitles | الوقت قد تاخر على صحوه الضمير , الا تعتقد ذلك ؟ |
| -Hatta, hiç birşeyin yok. -Bende olan temiz bir vicdan. | Open Subtitles | المسألة الحقيقة أنك لم تحصلي على شيء ما لدي هو الضمير النظيف |
| vicdan, başa beladır bir sinek havlayan bir köpektir! | Open Subtitles | الضمير هو مصدر إزعاج لطيران الكلاب النابحة |
| Bunu üzerime atma şimdi, Çünkü sonunda vicdan sahibisin. | Open Subtitles | لاتسيء لي بدون ذنب فقط بسبب لديك أخيرا نوبة الضمير |
| Eğer bize bakamazsa, bu vicdan azabından olabilir mi? | Open Subtitles | إن كان يحاول بشدة ألا ينظر هل هو عذاب الضمير ؟ |
| Seni şuracıkta gebertsem zerre kadar vicdan azabı çekmeyeceğimi biliyorum. | Open Subtitles | يعني أنني لو قتلتك الآن فلن أشعر بتأنيب الضمير |
| Efendim, rahat olmayan bir vicdan bu ülkenin kurtuluşu için makul bir bedeldir. | Open Subtitles | سيدى, تأنيب الضمير ثمن زهيد من أجل نجاة هذه البلاد |
| Sağ kalmaya kararlı, vicdan, pişmanlık ya da ahlak kuruntularından arınmış. | Open Subtitles | لدية قدرة كبيرة على الحياة غير مكبل بحزن او ضمير ولا مخاوف من الموت |
| Korku, vicdan ve ahlak nedir bilmezler. | Open Subtitles | الا القتل بألف طريقة لا خوف . لا ضمير . لا أخلاقيّة |
| Bununla birlikte iyi bir vicdan gerektirir. | Open Subtitles | ومع ذلك تتطلب ضمير أخلاقي مشكوك في أمره نوعا ما |
| Ama en azından, ekibinde vicdan sahibi biri var. | Open Subtitles | لكن على أقل تقدير، فريقك سيكون عنده ضمير. |
| Çünkü, üzgün olmak vicdan ister ki belli ki bu da sizde yok. | Open Subtitles | لأن ذلك يتطلب ضمير وهو كما يبدو لا يملكه أحد منكم |
| Param yüzünden bana vicdan azabı çektirecek biri ile çalışamam. | Open Subtitles | لا أستطيع العمل مع شخص سيجعلني أشعر بالذنب بسبب أموالي، |
| Bunun vicdan azabını çekmek istemezsin, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تريدين أن تحملي هذا على ضميرك أليس كذلك؟ |
| Hayır, vicdan azabım yok çünkü o notu saklayan ben değildim. | Open Subtitles | كلا، لم يؤنبني ضميري لأنني لست من قام بإخفاء ذلك المستند |
| Bazıları buna vicdan azabı derler. | Open Subtitles | بعض الناس قد يقولون ذلك نتيجة للضمير المذنب |
| Yine de ailesini öldürürken, bir laboratuvar faresinin çekeceği kadar bile vicdan azabı duymayan katil bir polisin radarında olacaksın. | Open Subtitles | ستظلّ تحت مراقبة شرطيّة قاتلة لم يؤنّبها ضميرها لقتلها عائلتها ناهيكَ عن عالم مختبرات |
| Sağlık vücudun için neyse temiz vicdan da ruhun için odur. | Open Subtitles | صفاء ضميركِ من أجل روحك التى تمنح جسدكِ الصحة الجيدة |
| Genç vicdan yapana dek pek çok kişiyi hackledi. | Open Subtitles | الفتي قام بالقرصنة علي الكثير من الناس قبل ان يصحوا ضميره فجأة |
| Yani eğer vicdan duygusunun yalnızca hayvani bir içgüdü olduğunu bilirsen. Bunu önemsemene gerek kalmıyor. | Open Subtitles | إذا كنتَ تعلم أنّ ضميركَ هو مجرّد غريزة حيوانيّة، فلا حاجة لكَ لملاحقته |
| İnşallah vicdan azabından çatlayana kadar yer, 30 kilo alırsın. | Open Subtitles | أتمنى أن تذهبي بذنبك بعيداً و يزداد وزنك بـ70 باوند |