| Annen olgun bir kadındı ve 22 yaş eskisi gibi değil. | Open Subtitles | أمك كانت ناضجة و سن 22 لم يكن كما كان سابقاً |
| Ve her şeyin eskisi gibi olduğunu düşünüyorum. Orada öylece duruyorum. | Open Subtitles | وأتخيل أن كل شئ كما كان من قبل أقف هناك هكذا |
| Öte yandan baban, eskisi gibi kurşunlara karşı dayanıklı değil. | Open Subtitles | لكن من جهة أخرى والدك لا يحتمل الرصاص كما كان |
| İçten duygu ve neşelerle, her şey eski haline döndü. | Open Subtitles | إنه من دواعي سروري حيث عاد كل شيء كما كان |
| Her şeyin bir anda eskisi gibi olmasını bekleyemezsin ki? | Open Subtitles | لا تتوقعين أن يعود كل شيء كما كان على الفور. |
| Oktavlarım eskisi gibi değil gerçi, senin için önemli değil tabii bu. | Open Subtitles | ولكن طريق عزفي لم يكن كما كان ولكن هذا لا يشغل بالك |
| Eserleri değişmemiş, eserleri eskisi gibi karanlık olmaya devam etmişler. | TED | ليس العمل، كان العمل ما يزال في معظم الأوقات مظلم كما كان. |
| O hiç aramıza girmemiş gibi her şeyi telafi edebilirsem, bir şeyler çalmak için tezgah kurmadığımı sana kanıtlarsam, aramızdaki her şeyin eskisi gibi olması için bunu yaparsam beni yeniden seversin, değil mi? | Open Subtitles | اذا استطعت ان اقرب بيننا و كأنه لم يأتى اذا أثبتت لك اننى لم أنوى سرقة شئ و ليبقى كل شئ كما كان بيننا |
| Yaşarsa, asla eskisi gibi olmayacak! | Open Subtitles | حتى اذا عاش فلن يكون كما كان قبل ذلك مره اخرى |
| -Ben eskisi gibi değilim. Hiçbir şey aynı değil. -Eskisi gibi olması için uğraşsan iyi edersin. | Open Subtitles | لست كما كنت ، لا شئ بقى كما كان الافضل ان تحاول لتكون كما كنت |
| Ama ona, devrim konusunda ne düşündüğünü sorarsanız devrim olmadığını ve her şeyin eskisi gibi olacağını söyleyecektir. | Open Subtitles | ولكن إذا سألته عن رأيه في الثورة، سيقول لك إنه لا توجد أية ثورة، وكل شيء سيعود كما كان يا لها من مصيبة كبيرة |
| Senden ricam, Garcia eve döndü. Bırak eskisi gibi yaşasın. | Open Subtitles | أتوسل إليك , اسمحوا لغارسيا العودة الى دياره للعيش كما كان من قبل |
| artık asla tüm plastiği toplayıp okyanusu eski haline getiremez. | TED | لن يتمكنوا من جمع كل البلاستيك وإعادة المحيط كما كان سابقاً |
| Perşembe. Et Gecesi. Öyleydi, öyle, ve hep öyle kalacak. | Open Subtitles | يوم الخميس، ليلة ملفوف اللحم، كما كان ويكون وسيكون دائماً |
| Her ikisi de Tıpkı büyükbabanın kullandığı gibi hemokromatoz ürünüdür. | Open Subtitles | كلاهما من نواتج زيادة نسبة الحديد كما كان يصنع الجد |
| 1955'te almanağı yakınca zaman dizisi normale döndü. | Open Subtitles | عندما أحرقت الإحصائية في عام 1955, خط الزمن الطبيعي عاد كما كان. |
| Neredeyse Bay Wilson'ın ölmeden önce hep yaptığı gibi depoda uyuduğunu sanacağım. | Open Subtitles | حتى أنني أكاد أتوقع أن يكون السيد ويلسون نائماً في غرفة البضائع كما كان يفعل دائماً قبل موته |
| Bir kızım var ve ona, babam gibi bir baba figürü olmaya çalışıyorum: yaptığı her şeye dâhil olmaya çalışıyorum, bazen rahatsız derecede bile olabiliyor. | TED | لديّ طفلة، وأحاول أن أكون لها كما كان لي والدي. أهتم بكل شي تقومُ به، ويكون هذا أحياناً مزعجا لها. |
| Sizi temin ederim ki, döndüğünde aynı kişi olmayacak. | Open Subtitles | أضمن لك أنّه لن يكون كما كان عندما غادر. |
| Dünyayı eski hâline getirmesek de olur! | Open Subtitles | ليس بالضرورة أن يصبح العالم كما كان في الماضي |
| Zaman eskisi kadar çabuk geçmiyor ve tekrar bencilleşiyorsun. | Open Subtitles | إن الوقت لا يمر سريعاً كما كان ثم إنك تصبح أنانياً مرة أخرى |
| Her zamanki gibi iyi. | Open Subtitles | إنه جيد كما كان دائماً ولكن بعد سنوات عديدة، |
| Aynı 1985'te olduğu gibi olacaktı, bir Apple Macintosh 512 aldığınızdaki gibi. | TED | سيكون الحال كما كان عليه عام 1985، حينما اشتريت آبل ماكنتوش 512. |
| Eskiden olduğu gibi haftanın geri kalanını orada oturarak geçirebilir. | Open Subtitles | ربما يبقى هناك لنهاية الأسبوع كما كان معتاداً أن يفعل |
| Göğsünü dinledim. Sanırım o anda bunun, kendisi için gerekli olduğu kadar benim için de hayati önemi olduğunu biliyordu. | TED | أعتقد أنه كان يعلم حينها أنه كان ضروري بالنسبة لي تماماً كما كان ضروري بالنسبة له. |