| Bir zaman önce, Formula 1 yarışı kazanmak için bütçenizi alıp bu bütçeyi bahis olarak iyi bir şöföre ve arabaya yatırırdınız. | TED | كان سابقاً اذا اردت ان تفوز بسباق الفورملا 1 تأخذ ميزانيتك ، و تراهن بهذه الميزانية على سائق جيد و سيارة جيدة. |
| Bazen insanlar bir sözcüğün iyi ya da kötü olduğuna karar vermeye çalışırken çok da iyi bir gerekçeleri olmayabiliyor. | TED | في بعض الأحيان، عندما يحدد الناس كلمةً ما إذا كانت جيدة أو سيئة، فإنهم في الحقيقة لا يملكون سبب مقنع. |
| Daniel, kendi boyutundaki Teal'c'in iyi bir adam olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | هذا الرجل دانيال، يقول ان تيلك في عالمه رجل صالح |
| Muhabirler içinse alan çalışması yapmak için iyi bir ortam sağlıyor. | TED | والفائدة للمراسلين هي أن تغطية البحوث الميدانية من أفضل الأعمال المتاحة. |
| Sonra kız kardeşimin yanına gittim iyi bir adamla evliydi. | Open Subtitles | ثم ذهبت للعيش مع أختى كانت متزوجة من رجل طيب |
| Nasıl iyi bir eş olunacağını anlaması biraz zaman aldı. | Open Subtitles | استغرق الأمر وقتا قبل أن تفهم كيف تكون زوجة صالحة |
| Ya bazı şeyler varsa ki iyi bir ilişki bile asla karşılayamazsa? | TED | ماذا إذا كانت هناك أشياء لا تستطيع حتى علاقة جيدة أن تقدِّمها؟ |
| Yemek yaparken, iyi bir yemek için iyi malzeme gerekir. | TED | تحتاج في الطهو إلى مكونات وعناصر جيدة لطهي طعاماً جيداً. |
| İmalat ve ambalajlama sektöründe bir mühendistim. İyi bir geçmişim vardı. | TED | كنت أعمل مهندساً في التصنيع والتعبئة والتغليف. وكانت لدي خلفية جيدة. |
| Şimdi sizden bunun iyi bir şey olmadığını anlamanızı istiyorum. | TED | اريد منكم الآن أن تتفهموا، بأن هذه ليست أخباراً جيدة. |
| Bunun iyi bir fikir olduğuna karar vermem 25 saniyemi aldı. | TED | لقد استغرقت مني مدة 25 ثانية لأقرر أن هذه فكرة جيدة. |
| Günümüzde, hiç olmadığı kadar belki de, iyi bir yaşam sürmek mümkün. | TED | قد يكون تحقيق معيشة جيدة الان اسهل مما كان عليه في السابق |
| İyi bir adamsın. Sen unutmuş olsan bile ben bunu biliyordum. | Open Subtitles | أنت رجل صالح, أنا أعرف ذلك حتى لو نسيت أنت ذلك |
| İtiraf etmeye utanıyorum. Karı eksikliği iyi bir adamın bile tavrını değiştirir. | Open Subtitles | ولكن من المؤسف القول إنّ غياب المرأة يغيّر حتى سلوك رجل صالح |
| Bunun için daha iyi bir yol olmalı diye düşündük | TED | لذلك قلنا، يجب أن يكون هناك طريقة أفضل للقيام بذلك. |
| İyi bir adam. Uçabiliyor ve kötü adamları öldüren gümüş kıIıcı var. | Open Subtitles | إنه رجل طيب, يمكنه الطيران و لديه سيف فضي لكي يقتل الأشرار |
| Keşke başka şeyler hissedebilsem bebek, benimle olduğun için heyecan ya da iyi bir anne olacağıma inanç gibi. | Open Subtitles | أتمنى لو كنت أشعر بشيء مختلف مثل، أنني مسرورة لأنك معي الان. أو إيمان بأنني سوف أكون أما صالحة. |
| İyi bir insandı bu dansçıların her biriyle tek tek ilgilenirdi. | Open Subtitles | كان رجلاً صالحاً وقد كان يهتم لكلّ راقصة من تلك الراقصات |
| İyi bir kayıt kazıcılığı üç aşamalı sabit bir döngüden oluşur. | TED | إن عمل المُنَـقِّـبِ الجيد هو حلقة متصلة تتكون من ثلاث مراحل. |
| Gördün mü? Yastık almanın iyi bir fikir olduğunu söylemiştim. | Open Subtitles | اترى الم اقل لك ان تلك الوسائد ستكون فكره جيده |
| Seni içeri davet ederdim, Ama iyi bir zmaan değil sanırım. | Open Subtitles | كنت اود ان ادعوك ..للدخول , لكن ليس حقاً وقت مناسب |
| Sicili doğruysa çok iyi bir pilot, belki de en iyisi. | Open Subtitles | إن كان السجل صحيحاً, فهو طيار بارع ربما من أفضل طياريهم |
| İyi bir aşçıdan da öte. Siz bilmiyorsunuz. Bırak öyle kalsın. | Open Subtitles | هو أكثر من طباخ جيّد.فليس لديك فكرة.دعك منه الآن أيها النقيب |
| İyi bir dinleyici olmanın diğer bir yolu yansıtıcı konuşmaktır. | TED | وهناك طريقة أخرى لتكون مستمعا جيدا هي استخدام لغة المتحدّث. |
| İyi bir konuşma yerinde olurdu. Gazeteler bile sizi kutluyor. | Open Subtitles | خُطبةٌ جيّدة ستكون ملُائِمة قريباً حتّى الصُّحُف تُهلّل لنا الآن |
| 15 yaşında olmasına rağmen Muskan, 'iyi bir kızın' uzun bir tanımını verdi. | TED | موسكان أعطت تعريفا جد طويل للفتاة الجيدة وهي فقط في 15 من عمرها. |
| Daha iyi bir fikri olan yoksa, Dallas'ın planına uygun hareket edeceğiz. | Open Subtitles | اذا لم يكن عند احدكم فكرة افضل ، سنستمر فى خطة دالاس |