| Sen veliaht prensessin ve firavunun yasalarına göre ancak bir Firavun'la evlenirsin. | Open Subtitles | لكنك أميرة العرش و طبقا لقوانين الفراعنة فلا يمكنك إلا الزواج بفرعون |
| Fakat, bizim İspanyol' la da başa çıktığına göre eğitimli biri olmalısın. | Open Subtitles | لكنك تغلبت أيضا على تابعى الأسبانى و بما يعنى أنك قد درست |
| Sorarsa hayır diyeceğini söyledin biliyorum ama üzgünüm ama koridorda yürürken nasıl da harika görüneceksin bu Donna Karan'la? | Open Subtitles | انا اعرف انكى قلتى انكى سترفضى اذا سألك و لكنه من الرائع ان تمشى فى الممر مثل دونا كارين |
| Hep merak etmiyor muydun Karanlık Lord'la senin arandaki bağın sebebini? | Open Subtitles | ألم تتساءل أبدا عن سبب هذا الاتصال بينك وبين سيد الظلام؟ |
| Sadece Parfum de la Mort kokusuna katlanıp yatacaksın öylece, hayatım. | Open Subtitles | حبيبتي، لديك فقط ل وضع هناك وتحمل عطر دي لا مورت. |
| Binbaşınız Wirtz ve Fussel'in... Vic Bedford'la olan yakın ilişkileri. | Open Subtitles | بين فيك بيدفورد و كل من الرواد فيرتز و فوسيل |
| Eh tamam, şimdi asıl Bons la tanıştın ve onun örtbas komploları ile. | Open Subtitles | و الآن عندما قابلت كتلة العظام انصب اهتمامك بالكامل على تعاون الوكالة الداخلي |
| Şuan Maroon 5 ve Colin Farrell'la bir arada olmam gerekiyordu! | Open Subtitles | انا المفروض ان اكون مع مارون 5 و كولن فالر الان |
| Yani cesetler 25 Kasım'la 9 Aralık arasında suya atılmış. | Open Subtitles | الجثث غمرت في الماء بين 25 نوفمبر و 9 ديسمبر |
| Kyle'la burada olup olmamasını umursayamayacak kadar çok zaman geçirmiş olmak beni düşündürüyor. | Open Subtitles | إنني خائفة لأني قضيتُ وقتاً كثيراً و أنا لا أهتم لوجود كايل هنا |
| Pekala, Karen'la sandviç yaptık, ayrıca cips ve içecek var, yani hazırız. | Open Subtitles | حسنا, قمت أنا وكارين بتحضير السندويشات, وأحضرت الشبس والمشروبات و سنجلس جميعنا |
| Ancak, sola dönerek Doktor'la hiç karşılaşmamış oldun. Etrafındaki tüm hayat değişti. | Open Subtitles | لكن باستدارتكِ يمينا، لم تقابلي الدكتور أبدا و تغير العالم بأكمله حولك |
| Doug'la nişanlanmıştı çünkü başarılı ve ahlaklı birisiydi ve fedakarlığın kıymetini biliyordu. | Open Subtitles | خطبت لـ دوغ لأنه كان لطيفاً و ناجحا و يفهم جمال الالتزام |
| Robert G. Durant ve Rollo Latham'la ilgili haberini izledim. | Open Subtitles | لقد رايت نشرتك عن روبرت جى ديورانت و راثام رولو |
| Ethan'ın beni öptüğü zaman Dixon'la benim başıma gelenleri düşün | Open Subtitles | أعني، أنظري قبلتي مع أيثان ماذا فعلت بي و ديكسون؟ |
| Evet ama bir keresinde Kılıç'la Pusula'yı benden almak için kullanmıştın. | Open Subtitles | لا ، لكن يمكنكَ أنّ تستخدمها لتأخذ السيف و البوصلة منـّي. |
| Ben ondan Todd'la benim aramda seçim yapmasını istesem sevecek miydi bakalım. | Open Subtitles | كان يجب أن اجعله يختار بيني وبين تود لنري كم هو سيحبها |
| Sen orda kimle buluşacağımızı biliyorsun,oğlum la değil mi? | Open Subtitles | أنت هناك، مع تقنية المعلومات م ض الآس، كما تعلمون، أن تكون ل |
| - Dorthe Jørgen'la yalnız kalmamalı. - Jørgen onun babası. | Open Subtitles | دورث لا يُمكنُ أَنْ تكون لوحدها مَع جرجن جرجن أبّوها |
| Bayan Shepland'la, Bay Goodman de onu bulmuşlar. | Open Subtitles | لقد قضيا المساء برمته ، برفقة بعضهما البعض |
| Ne dönüşüm ama. la yayalar ve aktarmalı geçişlerden ibaret oluyor, arabalardan değil. | TED | ياله من تحول: لوس انجلوس أصبحت مدينة للنقل العام والمشاة، وليست مدينة للسيارات. |
| Yoo-jin. Senin burada durmanın bir sakıncası yok mu? Sang-hyuk'la görüştük. | Open Subtitles | ألن يسبب وجودك هنا أيَّة مشاكل لك؟ لقد قابلت سانغ هيوك |
| Adam Sandler'la bir filmde oynadım ve idolüm muhteşem Dave Matthews'la çalıştım. | TED | مثلت مع الممثل آدم ساندلر واشتغلت مع نجمي المفضل، الرائع ديف ماثيوس. |
| Diane, Schillinger'la olayları yürütme biçimin, | Open Subtitles | دايان الطريقَة التي تعاملتِ بها معَ تلكَ القِصة معَ شيلينجَر |
| la'dan Paris'e 1 8 saatlik bir uçuş gibi. Ve koltuğa çakılısın. | Open Subtitles | 18 ساعةُ طيرانُ مِنْ لوس أنجليس إلى باريس وأنت ملتصقُ في الحافلةِ |
| Geceleri Bernard'la birlikte postanede mi çalışıyorsun? | Open Subtitles | هل تعمل ليلاً في مكتب البريد بصحبة بيرنارد؟ |
| Gün içinde sıcaklıklar la şehir merkezinde 12 saat boyunca 37 dereceyi bulacak. | Open Subtitles | درجات الحرارة سَتَفِوق 100درجة لليوم الثاني عشر على التوالي في مدينةِ لوس أنجلس |
| LAPD, kaçtıkları minibüsü la Havaalanında buldu ama bütün izleri temizlemişler. | Open Subtitles | لقد وجدت شرطة الولاية السيارة المستخدمة للهرب في المنفذ الدولي بـ لوس آنجلوس ولكنَّها لم تحتوي على بصمةٍ واحدة |
| Aegina'nın babası nehir tanrısı Asopos, Efira'ya kadar onların izini sürdü. Ve orada Sisifos'la karşılaştı. | TED | تعقبهما والد ايجينا وهو إله النهر أسوبس، وصولاً إلى إيفيرا، حيث قابل سيزفس. |
| Ancak biz Sarah Brosnan'la başlıklı maymunlarla başladık. | TED | لكننا بدأنا مع سعادين الكبوشي رفقة سارة بروسنان. |