| Patatesli ve mantarlı bir şeyler al. misafirler gelene kadar tok tutar. | Open Subtitles | تناول بعض من البطاطس والكمأة سوف تجعلك تصمد إلى أن يأتي الضيوف |
| eğer yanılmıyorsam, bütün misafirler felsefe bölümünden öyle değil mi? | Open Subtitles | حسناً, إن لم أكن مخطئة كل الضيوف من قسم الفلسفة؟ |
| Uğur günü için hazırlıklar tamam. misafirler gelmeye başladı. | Open Subtitles | كل شيء مُعدّ من أجل اليوم السعيد الضيوف يَصْلون |
| Şimdiye kadar kendileriyle konuştuğum partideki misafirler hiçbir şey hatırlamıyorlar. | Open Subtitles | حسنا، لحد الآن جميع ضيوف المراسيم لم يتذكروا أيما شيء |
| Burada, Roman aileler azınlık değiller, misafirler azınlık. | TED | هنا، لا تعتبر العائلات الغجرية أقليةً؛ إنما الزوار. |
| Şato misafirler için her zaman hazır olmalı. | Open Subtitles | أن القلعة يجب على الدوم أن تكون مجهزة لإستقبال الضيوف |
| - Özür dilerim misafirler ne telefon edebilir, ne de cevap verebilirmiş. | Open Subtitles | آسفة لكن يقولون أن الضيوف لا يتلقون مكالمة خلال فترة إقامتهم |
| Bizim evimizde, yardımcılar ve misafirler ayrılırlar. | Open Subtitles | , في منزلنا فان الضيوف لا يلمحون حتى مدبرة المنزل |
| Giyinsem iyi olacak. misafirler gelene kadar keyfine bak. | Open Subtitles | الأفضل أن أرتدي ملابسي إرتح حتى وصول الضيوف |
| Debra, canım, misafirler kepçe olmadığı için... bardaklarını kaseye daldırıyorlar. | Open Subtitles | ديبرا عزيزتي الضيوف يضعون أكوابهم في صينية التقديم لانه لا يوجد مغرفة هل هذا ما تقصديه؟ |
| Sevgili Fransız misafirler sevgili yurttaşlarım. | Open Subtitles | الضيوف الفرنسيون الأعزاء المواطنون الأعزاء |
| Kamera, pasta, çalgıcılar ve misafirler Yüzbaşı! Biraz misafir toplayın. | Open Subtitles | الكاميرا، والكعكة، والفرقة والضيوف ودعوة بعض الضيوف |
| İlk misafirler davet edilmişti. Diğerleri hala ikna edilmeliydi. | Open Subtitles | تمت دعوة أول الضيوف ما زال علي إقناع البقية |
| misafirler yakında gelecekler. | Open Subtitles | سيصل الضيوف قريباً وقد وعدناهم بعرض كرة البخار |
| - Orada kalsın. misafirler bir şeyler olduğunu anlayacak ama ne olduğunu bilmeyecek. | Open Subtitles | يعلم الضيوف أن شيئاً حدث، ولكنهم لا يعرفون ما هو. |
| misafirler birşeyler olduğunu anlayacak ama ne olduğunu bilmeyecek. | Open Subtitles | الضيوف يحسون بأن شيئ حدث ولكن لا يعلمون ما هو |
| Ayrıca asansör kamera görüntülerini de alacağız. Bakalım davetsiz misafirler de var mı? | Open Subtitles | سنقوم أيضاً بسحب لقطات المصعد للتأكّد من عدم وجود أيّ ضيوف غير مدعوّين. |
| - Geldiğimi haber ver. - misafirler gelmek üzere. | Open Subtitles | أخبرية أننى هنا ضيوف العشاء سيصلوا بعد قليل |
| Tek tük misafirler dışında pek fazla kullanılmamıştı. | Open Subtitles | لم تستخدم كثيراً ألا لبعض الزوار القليلين |
| misafirler için daha ordövr hazırlamamı ister miydiniz, efendim? | Open Subtitles | أتريدني أن أحضر مزيداً من المقبلات للضيوف سيدي؟ |
| Dünyanın dört bir tarafında gelen seçkin misafirler, lütfen ayağa kalkın ve Başkan Roosevelt ile Amerikan Pilotları'nın saygıdeğer konuğu Amelia Earhart'ı selamlayın. | Open Subtitles | أرجو من ضيوفنا أن يقدموا النخب إلى الطيار الأمركية. |
| Misafirlerimiz var. Muhteşem misafirler! | Open Subtitles | لدينا زوار زوار من العيار الثقيل |
| Kiba'yı davetsiz misafirler yakaladı, intihar hapları kullandılar. | Open Subtitles | لقد سمع الدخلاء عن قدوم كيبا وبقية الرجال، فقاموا بتسميم أنفسهم. |
| Bütün misafirler domuz gibi terliyor. | Open Subtitles | جميع المدعوين يتصببون عرقاً كالخنازير |
| - misafirler ne yapıyordu, bil bakalım? | Open Subtitles | -هل تعرفين ماذا يفعل ضيوفكِ هناك؟ |
| Sevgili misafirler, burada tanrının huzurunda bu adam ile bu kadının gönül bağlarını ölüm onları ayırana kadar evlilik bağıyla birleştirmek için toplandık. | Open Subtitles | أيها الأعزاء نجتمع هنا أمام ربنا الله وهذه الرفقة لتوحيد هذا الرجل وهذه المرأة |
| Sevgili Cenovalılar ve saygıdeğer misafirler. | Open Subtitles | رعاياي .. شعب جنوفيا .. أيها الحضور الكرام |