| O burada, çünkü ona borcum var ve gitmeden önce ödemek istedim. | Open Subtitles | إنها هنا لأنني مدين لها بالمال وعلي أن أدفع لها قبل رحيلي |
| Ya Sing Sang'e olan 100 dolar borcum ne olacak? | Open Subtitles | ماذا عن سينغ سانغ ؟ أنا مدين لها بمئة دولار |
| Sana yanlış bilgi verilmiş. İspanyol'a bundan çok fazla borcum var. | Open Subtitles | يبدو إنكي مخطئه أنا مدين أكثر من ذلك بكثير لذلك الأسباني |
| Sana borcum olan 20 kâğıt ve 30 dolar da faizi. | Open Subtitles | ،إنها الـ20 دولار التي أدين لك بها فضلاً عن 30 كفائدة |
| Hayır, artık sizin için çalışmıyorum, size borcum yok. İndirin beni burada. | Open Subtitles | كلا، لستُ أعملُ لكِ بعد الآن ولا ادين لكِ شيئاً، أنزلوني هنا |
| Bu dünyayı terk ettiğimde kimseye bir borcum olmayacak. | Open Subtitles | عندما أغادر هذا العالم , أنا لن . يكون لدي دين لاي أحد |
| Çünkü kredi kartlarına çok yüklü borcum var. | Open Subtitles | لأن لدي ديون كبيرة في البطاقات الائتمانية |
| Çok güzel, hala geçen seferden kalma bir hediye borcum var. | Open Subtitles | جيد، ما زلت مديناً له بهدية منذ المرة الماضية. |
| Elbisemi giymeye başladığımda kendisine 100 dolar borcum olduğumu söyledi. | Open Subtitles | عندما بدات بلبس ملابسي هي قالت بأنني مدين لها ب100 |
| - Sana bir bira borcum var. - Öyle mi? | Open Subtitles | أنا مدين لك بكأس من البيرة هل أنت كذلك ؟ |
| Size, üç günlük yemek ve kalacak yer borcum var. | Open Subtitles | أنا مدين لك على ثلاثة أيام الاقامة والطعام .. |
| 4 aydır 700 Dolar borcum vardı. Herife ödemem gerekiyordu. | Open Subtitles | أنا مدين له ب700 دولار منذ أربعة أشهر كان يجب أن أدفع |
| Çek ellerini! Bana borçlusun, Jimmy. Ama benim sana borcum yok. | Open Subtitles | إرفع يديك عنى , انت مدين لى جيمى لست مدينا لك بشىء |
| Klane kardeşlere 20.000 dolar borcum var. | Open Subtitles | أنا مدين للأخوة كلاين بمبلغ 20،000 دولار |
| Sana borcum olsun. - İyi akşamlar arkadaşlar. - İyi akşamlar! | Open Subtitles | شكراً جزيلاً، أنا أدين لك بواحدة تصبحون على خير يا رفاق |
| Ayaklarım şişince ayakkabılarını verdiğin için sağ ol. borcum olsun. | Open Subtitles | شكراً لإعارتي حذائِك من أجل أقدامي المتورمة أدين لك بواحدةٍ |
| İmalathaneye dönsem iyi olacak. borcum ne, Deke? | Open Subtitles | من الافضل ان اعود للمصنع,كم ادين لك ياديك؟ |
| Geçmiş hayattan ona bir borcum olmalı. | Open Subtitles | ولا بد لي من ادين له شيئا من الحياة السابقة. |
| Vakti zamanında sevdiğim kişiye ödemem gereken feci bir borcum var. | Open Subtitles | أنا مدين لشخص ما لطالما أحببته وله دين رهيب |
| Bak şunlara! Kumar borcum vardı. | Open Subtitles | لجنة المحلفين، أنظر إليهم كان لدي بعض ديون المقامرة |
| Lütfen! Sana bir buluşma borcum olsun. Ne dersin buna? | Open Subtitles | أرجوك، سأكون مديناً لك بموعد ما رأيك بذلك ؟ |
| Çünkü borcum karşılığında seni satmış olsaydım ne diye seni kurtarmak için zahmete gireyim ki? | Open Subtitles | لأنّه إن كنت قد أرسلتك لكي أدفع ديني لماذا أزعج نفسي بإنقاذك؟ |
| borcum olan herkes Seattle'da yaşadığımı düşünecek. | Open Subtitles | كل شخص مدينٌ له بمال سيعرف انني اعيش بسياتل |
| sana 3 dolar borcum var. sadece birini yedin, o halde 1 dolar. | Open Subtitles | أدينك لكى بثلاثة دولارات اكلت فقط شريحة واحدة، لذا دولار واحد |
| Çocuğum için yaptığın şeyden dolayı sana bir borcum var, adamım. | Open Subtitles | أدينُ لك بواحدة، يا رجل لذلك الشيء الذي فعلتهُ لأبني. |
| Borçlarımı her zaman öderim, sana bir iyilik borcum var. | Open Subtitles | أنا دائماً أُسدد ديوني أنا أدين لك بمعروف |
| Denedim ama hâlâ bir geyik borcum var sana. | Open Subtitles | حاولت، لكنّي ما زلت مدينًا لك بأيل. |
| Siz borcum ne kadar? | Open Subtitles | كم حسابك ؟ |
| Bilmiyorum. Bir şey anlamaya olacaktır. Ve teşekkürler, ben bir borcum var. | Open Subtitles | لا أعلم ، سأجد طريقة و شكراً ، أنا مدينة لك بواحدة |