"her şeyi" - Translation from Turkish to Arabic

    • كل شيء
        
    • أي شيء
        
    • كل شىء
        
    • أيّ شيء
        
    • بكل شئ
        
    • أي شئ
        
    • بكل ما
        
    • كلّ ما
        
    • اي شيء
        
    • كلّ شيءٍ
        
    • بكلّ شيء
        
    • بأي شيء
        
    • كُلّ شيءَ
        
    • أى شئ
        
    • أيّ شئ
        
    Kara deliklerin evrendeki her şeyi yuttuğuna dair bir efsane vardır, ama onun içine düşmeniz için çok fazla yaklaşmanız gerekir. TED هنالك خرافة تنص على أن الثقب السوداء تلتهم كل شيء في الكون، لكن في حقيقة الأمر يجب الإقتراب كثيرا للسقوط فيها.
    Arabalarımızın, etraflarındaki her şeyi inanılmaz bir şekilde görmelerine ve sürüşle ilgili tüm kararları vermelerine olanak sağlayan sensörleri var. TED سيارات تحوي مجسات تمكنها بصورة سحرية ان ترى كل شيء من حولها وتتخذ القرارات في كل منحى من مناحي القيادة
    Bütün her şeyi sıfırdan yapmamız için önümüzde 18 ayımız vardı. TED كان لدينا 18 شهرًا لعمل كل شيء من البداية، من الصفر.
    Tehlikeye dönüşen her şeyi yok etmeye hazır bir hâlde öylece oturuyor. TED هو مجرد الجلوس هناك استعدادا لطمس أي شيء يمكن أن يصبح تهديدا.
    Bizler her şeyi batırmadan önce doğal cennet olarak düşündüğümüz yerler. TED أمكنة نعتقد أنها تمثيلات الجنة للطبيعة قبل أن ندمر كل شيء.
    Ben de elimden gelen her şeyi yapmak için her şeyi denedim. TED لكنني بدوري أردت فعل ما بوسعي للمساعدة، لذلك أردت تجربة كل شيء.
    Yazıcı henüz çalışmıyordu, bu yüzden her şeyi elle yazmak zorunda kaldım. TED لم يكن زر الطباعة يعمل حينها، لذلك توجّب على نسخ كل شيء.
    Bir de her şeyi kontrol eden bir Yapay Zekâmız vardı. TED ومن ثم كان لدينا الذكاء الصنعي الذي يتحكم في كل شيء.
    Ve bu yüzden, sadece büyük veriye güvenmek bir şeyleri kaçırma ihtimalini artırarak zaten her şeyi bildiğimizi düşündürerek bizi yanıltır. TED لذلك الاعتماد على البيانات الضخمة وحدها يزيد فرصة إغفال شيء ما، في الوقت الذي يتهيأ لنا أننا نعرف بالفعل كل شيء.
    Ve kelimenin tam anlamıyla her konuşmayı kaydediyoruz. Böylece herkes her şeyi görebiliyor. Bu şekilde yapmasaydık, bir fikir meritokrasisi oluşturamazdık. TED ونقوم بتسجيل جميع المحادثات حرفياً والسماح للجميع برؤية كل شيء. لأننا إن لم نفعل ذلك، لن نتمكن من نشر ثقافة الجدارة.
    Yani evinizin ön kapısının yanında bir düğme olduğunu, siz evden ayrıldığınızda buzdolabı hariç her şeyi kapatabildiğinizi hayal edin. TED ولكن تخيلوا لو أن لكل منزل مفتاح كهربائي بجانب الباب الأمامي، وعندما تغادرون المنزل تستطيعون إطفاء كل شيء عدا الثلاجة،
    Çoğu kadının yaptığı diğer şey ise her şeyi yapmamız gerektiğini düşünmemiz. TED شيء آخر أن عديدًا من النساء نفكر بأن علينا فعل كل شيء.
    her şeyi değiştirmeni istiyorum. Yeni bir partisyona ihtiyacım var. Open Subtitles أريد منك أن تقوم بتعديل كل شيء أريد نوطة جديدة
    Komiteye tek kelime etmeyeceksin diye seni bilhassa uyardım. her şeyi mahvedebilirsin. Open Subtitles حذرتك من التحدث مطلقاً لهذه اللجنة كان يمكن أن تٌفسدي كل شيء
    Bilirsiniz, benim alanımda mimarinin sosyal ilişkileri ilerletmek için her şeyi yapıp yapamayacağı hakkında bir tartışma söz konusu. TED كما تعلمون، في مجالي، هناك مناظرة حول إن كانت هندسة العمارة قادرة على فعل أي شيء لتحسين العلاقات الإجتماعيّة.
    İstediğin her şeyi yaparım, her şeyi Bart. Söylediğin her şeyi, her şeyi. Open Subtitles سأفعل أي شيء تريده، أي شيء يا بارت أي شيء تقوله، أي شيء
    Dediğim gibi, her şeyi halletti. Bay Rosen, şu ipi takip edin! Open Subtitles كما قلت لك لقد فعلت كل شىء سيد روزن شد ذلك الحبل
    Merkez Pasifik'e bir gün fark atabilmek için her şeyi yapabilir. Open Subtitles لكنّه سيفعل أيّ شيء للحصول على يوم في وسط المحيط الهـادئ
    Sana karşı dürüst olacağım. Sana her şeyi söylemek istiyorum. Open Subtitles أريد أن أكون صريحاً معكِ أريد أن أخبرك بكل شئ
    O kadar fazla bilgiyi işlemeye çalışıyoruz ki bazı insanlar sinestezik oluyor ve her şeyi hatırlayan "dev boruları" oluyor. TED نحن نحاول أن نفهم الكثير من الأشياء لدرجة أن بعض الناس سيصبحوا اصطناعيين ويمتلكون أنابيب ضخمة تستطيع تذكر أي شئ.
    Polislere bildiğim her şeyi anlattım ki bu hiçbir şeydi. Open Subtitles لقد أخبرت الشرطة بكل ما أعرفه، والذي كان تحديداً: لاشيء.
    Yine de, elimizden gelen her şeyi yapmalıyız o şeyi kurtarmak için o ilahi hak ve tarihi kafasına yerleştirilen şeyi. Open Subtitles على الرغم من هذا، نحن يَجِبُ أَنْ إعملْ كلّ ما يمكن عمله لتَوفير الشيءِ ذلك الحقّ المقدّسِ والتأريخِ وَضعَ على رأسهِ.
    Ve sonra düşündüm ki, Meksika ve kızlar için her şeyi yapabilirdim. TED و هكذا فكرت في المكسيك والفتيات الجميلات بامكاني ان افعل اي شيء
    Anlıyorum. O zaman sekreterini arayıp, her şeyi onunla ayarlarım, olur mu? Asistanım! Open Subtitles أتفهم ذلك، لذا هلّ ليّ، أنّ أتصل بأمينة مكتبكَ لأرتب كلّ شيءٍ معها؟
    Burada söylediğin her şeyi rapor etmem gerek biliyorsun değil mi? Open Subtitles تعرفُ أنّهُ يجبُ أن أبلّغ بكلّ شيء تقةلهُ هنا، صحيح ؟
    Senin için her şeyi yapabilecek 10 tane adam tanıyorum. Open Subtitles أعرف عشرة شُبان بإمكانهم أن يقوموا بأي شيء من أجلكِ.
    Shelly ne zaman birini bulsa her şeyi cinselliğe alet ediyor. Open Subtitles الرجل، عندما شيلي يَحْصلُ على بَعْض العملِ، يَجْعلُ كُلّ شيءَ جنسيَ.
    Onu görmek için her şeyi verirdim. Kalbimi, hayatımı. Ama burada değil. Open Subtitles أقدم أى شئ , قلبى حياتى لكى أراه , لكن ليس هنا
    Bu herhangi birinin her şeyi yapması için tek neden. Open Subtitles هذا هو السبب الوحيد كي يفعل أيّ شخص أيّ شئ

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more