| Ben, ilk özel öğretmenimden, annemden ilham alırken; bu da ben Stanford Üniversitesi'nde 200 öğrenciye Yapay zeka'ya Giriş dersini öğretirken. | TED | هذا أنا يجري إلهامي بواسطة معلمي الأول أمي وهذا أنا أقوم بتدريس مقدمة الى الذكاء الاصطناعي ل200 طالب في جامعة ستانفورد |
| O zamandan beri, yapay zeka alanında yeni bir bakış açısı türedi. | TED | ولكن منذ ذلك الحين، فقد حدث تحول نظري في مجال الذكاء الصناعي. |
| Yapay zeka sistemi bir şeyleri yanlış anladığında problem olur. | TED | إنها مشكلة عندما يصنع نظام الذكاء الإصطناعي هذا أشياء خاطئة. |
| Bak, ben süper akıllı bir yaratığım. Dünya standartlarına göre zeka katsayım 1600. | Open Subtitles | أنا كائن فائق الذكاء ، وحسب مقاييس الأرض أنا أمتلك معدل ذكاء 1600 |
| Peşinde bir yapay zeka var. Attığın her adım izleniyor. | Open Subtitles | هناك ذكاء متفوق يسعى خلفك وكل خطوة تقوم بها مراقبة |
| Dün izlediğimiz sunumlardaki gibi , insan beynindeki etkileşimlere bakarsanız, zeka mükemmel bir şekilde etkileşimlidir. | TED | إذا نظرتم على التفاعل في العقل البشري، كما سمعنا البارحة من عدة محاضرات، الذكاء متفاعل بشكل رائع. |
| Yapay zeka, internet reklamcılığından sonra gelen yeni bir teknoloji gibi görünse de | TED | وقد يبدو أن الذكاء الاصطناعي بمثابة الخطوة التقنية التالية بعد الإعلانات على الإنترنت. |
| Günümüz yarışmaları güzellikten ibaret değil. zeka, yetenek ve sosyal konular da önemli. | Open Subtitles | عروض اليوم ليست عن الجمال فحسب بل هي حول الذكاء والموهبة والقضايا الإجتماعيّة |
| zeka testim çok yüksek bir deniz olabilmesi için test edildi. | Open Subtitles | معدل اختبار الذكاء لدي عالي جدا على ان اكون من المارينز |
| Bu nedenle, duygusal zeka eğitimi yapan herhangi bir eğitim dikkat eğitimiyle başlamalı. | TED | لذلك، أي منهج لتعليم الذكاء العاطفي يجب أن يبدأ بتدريب الإنتباه. |
| Hatta, sadece tarihte yaşadığım için bile şanslıyım, çünkü zeka ve hafıza olmadan tarih de olamaz. | TED | حتماً انا سعيد لانني على قيد الحياة في هذه الحقبة لانه بدون الذكاء والذاكرة لا وجود للتاريخ |
| "Kristal zeka"dan farklı olarak problem çözmeye yardım eder. | TED | وهو مختلف عن الذكاء المتبلور، فهو يساعدنا في حل المشاكل. |
| Fakat her müzisyen inanç ve mantık, içgüdü ve zeka arasında farklı bir denge kurar. | TED | لكن لكل موسيقي توزانه الخاص بين الايمان و المنطق، الغريزة و الذكاء |
| Bu uzun süredir, bir süreç içerisindeki zeka enjeksiyonu yüzünden Batı'da ölü olarak kabul edildi. | TED | وهذا بسبب حقنة ذكاء تم حقنها في عملية كانت تُعتبر ميتة منذ زمن طويل في الغرب. |
| bir yol bulmalıydık. Dünyadışı zeka Arayışı, SETI’de çalışan arkadaşlarımızdan birini ikna ettik, peşinde koşulacak sıradışı bir hedef olacaktı. | TED | ومعاً ،أقنعنا زميلاً لنا يعمل لدى "سيتي": البحث عن ذكاء خارج الأرض، بأن هذا من شأنه أن يكون هدفاً للمتابعة. |
| Bir çok yönüyle, yapay zeka ilkeleriyle, bu zor bir mühendislik problemidir, mühendisliği yapılacak basit bir yapay zeka problemi değil. | TED | بتصورات مختلفة، إن هذه مشكلة هندسية صعبة تضمن عناصر ذكاء اصطناعي، ليست مجرد مسألة ذكاء اصطناعي بسيطة يمكن إنشاؤها. |
| Fani zeka sonsuzluğu anlamaz, ...ve Tanrı'dan gelen ruh sonsuzdur. | Open Subtitles | العقل المحدود لا يمكنه ان يفهم اللامحدود و الروح التى تاتى من الله ازليه |
| Tek yapmak istediğim, zeka yanılsaması gösteren basit bir beyin. | TED | كل ما أريد إنجازه هو مجرد عقل بسيط، يمكنه تقديم هذا الذكاء الخيالي. |
| Ancak aradıklarınız bulmak zor. Bu durumda ciddi anlamda zeka olmasını istersiniz. | TED | لكن إيجاد الأشياء، صعب، لذا فأنك تحتاج فعلاً للذكاء. |
| zeka düzeyinle, silahsız daha tehlikelisin. | Open Subtitles | أعتقد أنه مع درجة ذكائك فأنت غير مسلح ولا تزال خطرا |
| - Evet, var. Bence bir yapay zeka, kimseye duyurulmadan aramıza katıldı. | Open Subtitles | إنّه موجود بالفعل، أعتقد أنّ ذكاءً اصطناعيًا تسلّل للعالم بشكل غير مُعلن، |
| - Üzgünüm, daha dikkatli olurum. - Yanıyorsun, zeka küpü. | Open Subtitles | عذرا، كان يجب أن أكون حذرا أنت تحترق ايها العبقري |
| - Dahilik nedir bilmiyorum. Bu sadece sıradışı bir zeka. | Open Subtitles | أنا لا أعرف شيء عن العبقرية إنها مجرد هامشية رائعه |
| zeka seviyeleri bir liberalinkine eşit düzeyde. | Open Subtitles | مستوى ذكائهم لا يتعدى مستوى دماغ طفل رضيع |
| O kendini zeka enerji ve göreve... düşkünlüğe verdi. | Open Subtitles | منح نفسه بذكاء وطاقة عاليين وتفانٍ في الواجب |
| Cidden de Roz'un sana "şaşırtıcı zekâ" gibi bir sözcük kullandığına inanmamızı mı bekliyorsun? | Open Subtitles | هل تتوقع أن نصدق أن " روز " حقاً إستخدمت عبارة " عقلية فذة " ؟ |
| Buradaki süper zeka arkadaşın güvenli olmayan bir hat kullanıyor. | Open Subtitles | أولهم مسؤلك الذكي هنا إستخدم خط غير مُؤمن |
| Eğer bu doğruysa, yapay zeka bilgisayar sistemlerini geliştirme etikleri konusunda ve bunları devre dışı bırakma etikleri konusunda bazı ciddi problemler ortaya çıkarabilir. | TED | إذا كان هذا صحيحًا، فذلك يثير قضايا أخلاقية خطيرة حول أخلاقيات تطوير أنظمة الكمبيوتر الذكية وأخلاقيات إغلاقها. |
| Hayal edebileceğiniz... en korkunç zeka. | Open Subtitles | بالإضافة إلى الإستخبارات الفظيعة المتوقعة |