| Metroya bin bir saat içinde seni Vernon istasyonundan alırım. | Open Subtitles | فلتستقل قطار الأنفاق وسأقابلك في غضون ساعة في محطة فيرنون |
| Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz? | TED | و بالرغم من الطريقة المأساوية التي توفي بيها في محطة قطار كانت وفاته متناسقة مع نمط حياته. |
| Yetkililer Roosevelt Sokağı İstasyonu lavabosunda birkaç kanlı kâğıt havlu bulmuş. | Open Subtitles | وجدَتْ سلطات النقل منديلاً ملطّخاً بالدم ''في حمّام محطّة ''روزفلت ستريت، |
| Varınca Kenya durağına ulaşana kadar nehirden aşağıya gidebilmek için Makualar bize kano ve kürekçi çocuklar verecekler. | Open Subtitles | وهناك سنحصل على القوارب وفتيان التجديف نعبر بهم النهر حتى نصل الى محطة كينيا |
| Bu harita toplam büyüklük olarak nispeten küçük ve bu yüzden yine de katlanır harita olarak tutabileceğiniz ya da bir otobüs durağında makul ölçüdeki bir reklam alanında gösterebileceğiniz bir şey. | TED | الخريطة بشكل عام صغيرة نسبياً ليمكن حملها كخريطة قابلة للطي أو عرضها بحجم معقول في صندوق عرض في محطة الحافلات |
| Burası bir durak. Yiyecek ve su yükleyebileceğimiz bir yer. | Open Subtitles | هذه محطة وقوف , مكاناً لنحصل منه على الماء والغذاء |
| Köprü ve yüksek gerilimli teller altında FM kanalı düşürmek zor. | Open Subtitles | توقف, من الصعب إيجاد محطة إف إم بالتأكيد, فنحنقريبونمنالطريقالسريع وأسلاك الضغط العالى |
| Ama University Caddesi itfaiye istasyonundan laboratuara en kestirme yol değil. | Open Subtitles | لكن درب الجامعة ليس بأقصر الطرق من محطة الإطفاء إلى المختبر |
| Bir müddet sonra tren istasyonundan geçerken hafızamdan silemeyeceğim çok kötü bir şeyler gördüm. | TED | ولم يمض وقت طويل بعدها، حينكنت أمشي بجوار محطة القطار ورأيت شيئاً فظيعاً لم أستطع أن أمحوه من ذاكرتي |
| Dört hafta önce Uluslararası Uzay İstasyonundan bırakılan uydularımızın ikisinin videosunu göstereceğim. | TED | سأعرض عليكم فيديو التقط منذ 4 أسابيع فقط لقمرين لنا خلال إطلاقهما من محطة الفضاء الدولية |
| Demiryolu istasyonundaki isim kapatılmıştı. | Open Subtitles | لا أعلم. فالاسم الذي كـان على محطة سكة الحديد تهشم |
| Benzin istasyonundaki adam, satmaya çalıştı. | Open Subtitles | رجل عند محطة الوقود حاول أن يبيعني اياها |
| Bir okul, bir metro istasyonu ve bir su arıtma tesisi. | Open Subtitles | مدرسة، محطّة مترو، ومحطّةٌ لتصفية المياه. |
| Bu malı götür. Onu otobüs durağına bırak. | Open Subtitles | حمّل هذه الحمولة وأفرغها في محطة الحافلات |
| Rahip Keene ve Natasha otobüs durağında. | TED | هذا هو الأب كين مع نتاشا عند محطة الحافلة. |
| Bir sonraki durak doksan dereceyle girdiğin bir Cip ise inmezdin. | Open Subtitles | ليس إن كانت محطة التوقف التالية بزاوية 90 درجة نحو سيارة |
| Bu sırada, Tamakyuro Ormanı'nın başka bir yerine mobil yayın aracıyla bir televizyon kanalı gelmişti. | Open Subtitles | محطة التلفاز قد وصلت في سيارة البث المتنقلة |
| Bay Tibbs, ha? Eh, ne yapalım! Bay Wood, Bay Tibbs'i istasyona götür! | Open Subtitles | سيد تيبس ، حسنا ، يا وود اذهب السيد تيبس إلى محطة القطار |
| - Bütün sistemi kapatabilirim ama konuşmasına izin verirsen hangi terminali kullandığını bulabilirim. | Open Subtitles | بإمكانى غلق النظام أكمله و لكن إن تركتيه أستطيع تعقب أى محطة يستخدمها |
| Göreviniz adadaki başka bir istasyonda bulunan ekip üyelerini gözlemlemek. | Open Subtitles | واجبك هو مراقبة اعضاء الفريق فى محطة اخرى على الجزيرة |
| merkezi Saray,Güney Bölgesi, Hammaddeler İstasyonunun arkası. | Open Subtitles | القصر الأوسط، المنطقة الجنوبية خلف محطة المواد الخام |
| Ve sonraki gün Burris ile Angel Station Otel'de buluştum. | Open Subtitles | و في اليوم الموالي إلتقيت "بوريس" في مقهى محطة الفندق |
| Baban da benzin istasyonunda dolaplar çevirirdi, çünkü o da kancıktı. | Open Subtitles | وأبوك كان يمارس الدعارة في محطّة وقود لأنّه كان عاهراً أيضاً |
| Şehrin kenarında küçük bir UHF istasyonu... yıllardır iflasın eşiğinde. | Open Subtitles | انها محطة صغيرة تعمل بالترددات الفوق عالية على حافة المدينة. |
| - Kırılmış olanlar. Bunları birkaç defa 9 no'lu röle istasyonuna girmek için kullanmış. | Open Subtitles | كانت تستخدمهم مرتين بالاسبوع لدخول محطّة المناوبة التاسعة |