| Ve hiç hoşuma gitmedi. Şimdi ayağımı içine sokmadan kapat o ağzını ahbap. | Open Subtitles | وانا لا احبة، لذا لما لا تغلق فمك قبل ان اضع حذائى فية. |
| ağzını açmadan önce, bunun yapılacak en doğru şey olduğundan emin ol. | Open Subtitles | قبل ان تفتح فمك بكلمة واحدة تأكد ان هذا هو العمل الصحيح |
| Gözlerinin içi gülsün, ağzını biraz daha kapalı tut. Böyle. | Open Subtitles | هيا مع مزيد من الإبتسامة بعينيك ، وأغلقي فمك قليلاً |
| Bu kadın yavaşça ölüyor çünkü; yüz kemiklerinin içindeki iyi huylu tümörler ağzını ve burnunu tamamen kapatmış, bu nedenle nefes alamıyor ve yemek yiyemiyor. | TED | هذه المرأة تموت ببطء لأن أورام حميدة في عظام وجهها قد دمرت بالكامل فمها وأنفها، لذا لا تستطيع التنفس و الأكل |
| Davranışlarını düzeltmelisin. Ne zaman ağzını açsan onun hakkında kötü bir şey söylüyorsun. | Open Subtitles | يجب أن تحسني من أسلوبك في كل مره تفتحين فمك تتحدثين عنه بالسوء |
| Alacağın tek şey o iğrenç ağzını yıkamak için küçük bir sabun. | Open Subtitles | . الشئ الوحيد الذى سوف تحصل عليه شراب قليل لغسل فمك القذر |
| - Yani ağzını kapat ve arka camdaki sakızı kazı! | Open Subtitles | لذا ابقي فمك مطبقاً واكشط المادة اللزجة من النافذة الخلفية |
| Çabucak öt yoksa ağzını kendi idrarında mayalanmış çürük köpekbalığıyla doldururum. | Open Subtitles | أعطنا أجوبة، أو سأملأ فمك بسمك قرش فاسد .مخمر في بوله |
| Evet, koca ağzını açtığın için arayıp teşekkür etmek istedim tekrar. | Open Subtitles | نعم فقط اتصل كي اقول شكرا مرة اخرى لفتح فمك الكبير. |
| Bunun bir şie yapıştıcı olmasını ve ağzını yapıştırmasını dilerdim. | Open Subtitles | أتمنى لو أنها زجاجة من الغراء لكي تبقي فمك مغلقاَ |
| Eğer ağzını açıp bir yaş söylersen, ...bir yaş söylersen, çok pişman olursun. | Open Subtitles | إن فتحت فمك و قلت عمر. اي عمر, لا توجد عودة من ذلك. |
| ağzını açıp çığlık atmak istiyorsun, ama nafile sesin çıkmıyor. | TED | وتحاول فتح فمك لتصرخ، لكنك لا تستطيع النطق. |
| Yaptıysa bile, o koca ağzını açıp ortalık yerde adını bağırman gerekmiyor | Open Subtitles | لو فعل ذلك ، لا حاجة لك بأن تفتح فمك وتصيح اسمه في كل مكان |
| Hayatın boyunca ağzını kapat, sadece ölürken aç. | Open Subtitles | ذلك طريق عظيم للعيش تنعم كل حياتك والوقت الوحيد انت تفتح فمك عندما تموت |
| ağzını sıkı tut, evlat yoksa ellerim yakanda olur! | Open Subtitles | ابقِ فمك مغلقا يا فتى و الا فسوف ألاحقك بيديّ العاريتين |
| Açık konuşmak böyle olur. Lütfen sen ağzını açma delikanlı. Sağol. | Open Subtitles | هذه هي الصراحة ، و أرجو أن تغلق فمك أيها الشاب ، شكرا لك |
| Burada gözlerini oynattığını, ağzını oynattığını görebilirsiniz. | TED | لذا، هنا يمكنكم رؤيتها تحرك عينيها، وتحرك فمها. |
| Tabi, bunu ağzını aşırı derecede küçük... açan kızdan duymak pek şaşırtmadı beni. | Open Subtitles | حسناً، لست متفاجئ بسماع ذلك من الفتاة ذو الفم الصغير بشكل غير معقول |
| Bir dahakine ağzını açarken yayından çıktığınızdan emin ol. | Open Subtitles | تأكّد من أنك لست ببث على الهواء قبل إطلاق الاتهامات من فمّك |
| Bu kameranın içindeki onca delili görünce ağzını kapalı tutamayacaksın. | Open Subtitles | لن تغلقي فمكِ عندما تري الصور التي إلتقطتها كل الأدلة في هذه الكاميرا |
| Ama çocuğun ağzını burnunu kapatan koli bandını nasıl açıklarlar? | Open Subtitles | لكن كيف سيفسّرون وجود الشريط اللاصق على فم وأنف الطفلة؟ |
| Eğer ağzını kapatırsan ve gözlerini bununla örtersen pek değil. | Open Subtitles | حَسناً، ليس، إذا أنت أبقِ فَمَّكَ غَلقَ ويَغطّي عيونَكَ بتلك. |
| Sen konuştukça gözlerim kararıyor, çünkü sen daha ağzını açmadan ne diyeceğini tahmin edebiliyorum. | Open Subtitles | عيني يتوهج عندما تتكلمين لأنني أعرف بالضبط ما تريدين قوله قبل أن يخرج من فاهك |
| Ana fikri anladınız. ağzını kapalı tutmayı öğrenirdin. | Open Subtitles | حسناً، تَفهم الفِكرَة تَتعلَّم أن تُبقي فمكَ مُقفلاً |
| Oraya gidip gözünü açık, ağzını kapalı tutacaksın. | Open Subtitles | انت ستدخل الى هناك أنت ستبقي عينيك مفتوحة وفمك مغلقا |
| O adama ağzını geri verebilirsin. | Open Subtitles | أنت يمكن أن دائما تعطي ذلك الرجل ظهر فمّه. |
| ağzını topla evlat. Çocuk Esirgeme'yi aratma bana. | Open Subtitles | انتبهي لكلامك يا صغيرة أو أنني سأضطر لوضعك في الوصاية |
| Bak, demeye çalıştığım, eğer kız arkadaşım olacaksan etrafta dolaşıp, şişko büyük amigo ağzını yayamazsın. | Open Subtitles | كل ما أقوله ، إن كنت ستصبحين خليلتي لا يمكنك الركض بالأرجاء صارخة بفمك الكبير السمين، |
| - Allahın belası kapıyı aç! - ağzını topla! | Open Subtitles | افتحى هذه البوابة اللعينة لا ، ولتتأدب فى كلامك |
| Hani her zaman diş fırçanın ağzını sağa bakacak şekilde bırakırsın ya? | Open Subtitles | أتعلم كيف تضع فرشة أسنانك دائما في الحاملة بأتجاه اليمين دائما؟ |