| Tek şansı sensin, ama Ona yardım edemeyecek kadar ödleksin! | Open Subtitles | كلا ، أنت فرصته الوحيدة ، لكنك خائفا من مساعدته |
| Ben semboller için Ona yardım ediyorum o da avukatlarını bana ayarlıyor. | Open Subtitles | كل ماعلي فعله مساعدته لحل بعض هذه الرموز ووكل لي محامين تعرف |
| Eğer hâlâ Ona yardım edebilecek olsam bir saniye bile durmazdım. | Open Subtitles | إذا كان لا يزال هناك ما يمكنني مساعدتها به, سأفعله حالاً. |
| Bak, Ona yardım etmek istediğini biliyorum, ama biz bu insanları tanımıyoruz bile. | Open Subtitles | إسمعي ، أعرف بأنك تريدين مساعدتها ، لكن نحن لا نعرف هؤلاء الناس |
| Belki de Ona yardım etmeliyiz. Kimin ne yaptığını anlatmalıyız. | Open Subtitles | ربما يجدر بنا أن نساعده بإخباره بما فعل كل شخص |
| Demek istiyorum ki, Octo. Eğer çocuğu seviyorsan, Ona yardım etmeyeceksin. | Open Subtitles | أعني ما أقوله يا أوكتو إذا كنت تحب الولد فلا تساعده |
| Özellikle bir tanesi çok iyi. İlk günlerinde Ona yardım etmiştim. | Open Subtitles | واحد بالتحديد هو الذى أفكر فيه كنت أساعده فى أيامه الأولى |
| İspatlamak için yardımıma ihtiyaç duyabilir... gözaltında olursam, Ona yardım edemem. | Open Subtitles | وربما يريد العون للعثور عليه ولا يمكنني مساعدته وأنا في الحجز |
| Onunla arkadaşlık kurmadan önce düşünmedin öyleyse Ona yardım etmek isterken niçin düşünüyorsun? | Open Subtitles | هل تفكرين قبل مصادقه صديقك؟ ؟ .اذن لماذا تفكرين في مساعدته ام لا؟ |
| Fizyolojik tedavisini belirleyeceğim, ama güvenini kazanmadan Ona yardım etmeyi umamayız. | Open Subtitles | لقد نويت معالجته جسدياً لكن لن نستطيع مساعدته حتى نجني ثقته |
| Oraya oturabilirsin Jonas'ın yanına. Bakalım Ona yardım edebilecek misin! | Open Subtitles | اجلس هناك مع جون دعنا نرى إن كنت تستطيع مساعدته |
| - Kibar baylardan biri Ona yardım eder mi acaba? | Open Subtitles | هل أحد منكم يا رجال يريد مساعدتها بحمل حقائبها هناك؟ |
| Beni gıcık eden şey gerçekten Ona yardım etmeye çalışmamdı. | Open Subtitles | أتعلم، الشئ الذي يثير حنقي أنني كنت أحاول مساعدتها فعلاً |
| Daha fazla test istemiyor. Ölmek için Ona yardım etmemizi istiyor. | Open Subtitles | يرفض أية اختبارات أخرى،يريد الموت و يريدنا أن نساعده على ذلك |
| Çok titiz, karısının içime girip bizzat Ona yardım etmesini tercih ederdim. | Open Subtitles | إنه صعب الإرضاء جداً لقد فضل بأن تكون زوجته في داخلي لكي تساعده |
| Ama o uzun zaman önceydi dediğim gibi Ona yardım etmiyorum. | Open Subtitles | أجل، لكن ذلك كان منذ ردح طويل، وكما قلتُ، لستُ أساعده. |
| Yaptığı müzik işinde Ona yardım eder miyim diye sordu. | Open Subtitles | حسنا، لقد طلبت مني أنا أساعدها في عمل شريطها الدعائي |
| Ve bu kez ne gücüm ne de hızım Ona yardım edebilir. | Open Subtitles | وهذه هي المرة الوحيدة التي لا قوتي ولا سرعتي يمكن أن تساعدها |
| Ona yardım etmemizi istiyorsanız bize yer bırakın. | Open Subtitles | لو أردتنا أن نساعدها فنحن نحتاج لبعض المساحة |
| Ritchie bu işe kendi girmek istedi. Ona yardım ettim, ama o istedi. | Open Subtitles | ان ريتشى هو الذى اراد هذا العمل, انا ساعدته فقط, ولكنه كان يريده |
| Neredeyse hiçbir şey başarmamıştı, fakat Ona yardım etmekten hoşnuttum. | Open Subtitles | كانت قيمته تقريبا لا تساوي شيئاً لكنني كنت سعيداً بمساعدته |
| Bu sabah sana yalan söyledim. Ona yardım ettim. Beni de götür. | Open Subtitles | لقد كذبت عليك هذا الصباح لقد ساعدتها ، خذنى انا ايضا |
| Böyle duramam. Ona yardım etmeliyiz. Bunu tek başına başaramaz. | Open Subtitles | يجب ان نذهب لمساعدته لايمكنني طلب ان يقوم به لوحده |
| Yumurtalarımı yok etmesi için Ona yardım eden varsa, yüzleri ortaya çıkacaktır. | Open Subtitles | عمله الأخير، إن كان هناك من ساعده على تدمير بيوضي، سيظهر وجهه. |
| Son vakasında haklı olduğunu söylemenin Ona yardım etmekle bir alakası yok. | Open Subtitles | إخباره أنه كان على حق في الحالة الأخيرة لن يساعده في شئ |
| Bu arada Ona yardım etmek için elimizden geleni yapmalıyız. | Open Subtitles | في الوقت الحالي علينا أن نقوم بما في وسعنا لمساعدتها |