| Bobby ona eski aşkını unutturmayı deneme görevini büyük bir zevkle üstlendi. | Open Subtitles | أخذها على عاتقه بكل سرور في محاولة لمساعدتها على نسيان حبيبها السابق. |
| Cesur bir deneme, ama doğru olmadığını ikimiz de biliyoruz. | Open Subtitles | محاولة شجاعة لكن أنا و أنتي نعرف أنها غير صحيحة |
| deneme çekimi için sana bir konuk oyuncu rolü ayarladım. | Open Subtitles | أحضرت لك تجربة أداء لدور ضيف شرف فى مقدمة مسلسل |
| Görünüşe bakılırsa sistem testi başarılı geçti ve acil bir deneme yapmak istiyorlar. | Open Subtitles | حسنا , فيما يبدو نجح اختبار نظام التكامل يريدون نقله حالا الى التجارب |
| Bana bak, bunu benim üzerime yıkmayı deneme. | Open Subtitles | إنظر، لا تحاول أن تمارس تلك الألاعيب فلن تجدي معي على أية حال |
| Belki de, olaylara deneme süreci niyetiyle bakarsan zamanla, doğru yolu bulursun. | Open Subtitles | ربما إذا نْظرُت إلى الأشياءِ وكأنها فترة إختبار.. بمرور الوقت، سَتَجِدُين طريقَكَ.. |
| Milyonlarca yıldan fazla, farklılık ve seçim, farklılık ve seçim- deneme ve yanılma, deneme ve yanılma. | TED | لقد تم عبر ملايين السنين .. عن طريق التمايز والانتخاب التمايز والانتخاب التجربة والخطأ التجربة والخطأ |
| İyi deneme. Ama her doktor bunun imkansız olduğunu söyleyecektir. | Open Subtitles | محاولة جيدة ، ولكن كل دكتور سيقول لك انه مستحيل |
| Hani görünmezliğini düzeltmek için yaptığımız her deneme başarısız oldu ya? | Open Subtitles | ليس بعد. تَعْرفُ كَمْ كُلّ محاولة جَعلنَا لعَكْس خفائِكَ هَلْ فَشلَ؟ |
| Tabii, tabii, iyi deneme ama bu ne demek biliyorum, tamam mı? | Open Subtitles | نعم ، نعم ، محاولة لطيفة لكني أعرف ماتعني تلك ، حسناً؟ |
| Dışarıda olursak hayatta kalırız. Bir daha deneme şansımız olur. | Open Subtitles | إن بقينا في الخارج، نظل حيتين، وتتسنى لنا محاولة أخرى. |
| Dolayısıyla bunu daha iyi, hızlı, güçlü nasıl yapacağımızı anlama konusunda deneme sürecinin içerisindeyiz. | TED | نحن اليوم في خضم محاولة لمعرفة كيفية جعل الجهاز أفضل وأسرع وأقوى. |
| Örneğin, hava tahmini için ilk deneme böyle yapılmış ve başarısız olmuştu. | TED | فمثلًا، لقد كانت هذه أول محاولة لاستنتاج الطقس وباءت بالفشل. |
| O bana Kan ve Barselona için deneme kaydını gösterdi. | Open Subtitles | لقد أراني شريط تجربة الأداء الخاص بك لـ: الدم وبرشلونة |
| Gerçekten tutkuyla istediğim bir iş için mülakata gitmeden önce böyle bir deneme sürecinden geçme ihtiyacı duydum, anlarsınız ya. | Open Subtitles | انا فقط كنت في حاجة تجربة قبل ان اذهب الى مقابلة تتعلق بعمل اكون شغوفة جدا به ، تعرفين ؟ |
| Ayrıca deneme turuna çıkmak isteyen bir dolu füzem de var. | Open Subtitles | ولدي أيضا مخزون من الصواريخ في انتظار الاطلاق لرحلة اختبار صغيرة |
| Ve sonra ödünç alınan bir Apple II'ye deneme sürümünü bir akustik bağlayıcı kullanarak bir telefon hattı üzerinden indirecek ve biz test edecektik. | TED | يقوم بعدها بتحميل إصدارات اختبار على حاسوب أبل قام باقتراضه عبر خطّ هاتفي يستخدم مقرنة صوتية، ثم نجري بعدها اختبارً. |
| Sakın bir daha deneme. O kovboy sıkı nişancıdır. | Open Subtitles | لا تحاول ثانيةً فراعي البقر هذا يحسن التصويب |
| Bilemiyorum. Örneğin, bir deneme yapabilirz. | TED | هناك ثقة أقل. لا أعرف. على سبيل المثال، يمكننا إجراء إختبار هنا. |
| Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil. | TED | وليست فحسب النظم البيولوجية التي تبدع المعجزات عبر التجربة والخطأ |
| Şimdilik deneme için 6 saat süreli iletişim ağı kurduk. | Open Subtitles | حتى الآن أمامنا طابور من ست ساعات حلقات تجريبية لقنوات. |
| Ardından gelen üçüncü deneme de beni bayağı toparlamıştı. Ta ki başarısız olana kadar. | TED | وفي المحاولة الثالثة التي رممت ما يمكن ترميمه حتى استوى الوضع .. فما هي الا هنيهة حتى فشلت مرة اخرى |
| Normalde beş ay sürmesi gereken deneme sürecini üç haftaya sıkıştırdılar. | Open Subtitles | لقد استعجلوا الاختبار الذي توجب أن يكون 5 اشهر لـ3 أسابيع |
| Asıl manzarayı buradan görmek imkansız, bu yüzden deneme bile. | Open Subtitles | لا يمكنكِ أن تعرفي كل شيء وأنتِ هنا لذا لا تحاولي |
| Birkaç deneme fotoğrafı çek. Sanırım bu bizim Lola adamımız. | Open Subtitles | خذي بعض من الصور التجريبية أعتقد انه هو رجل لولا |
| Daha önce buraya deneme amaçlı gelmişler. Dinozorlar vardı yani. | Open Subtitles | وكانوا في عالمنا من قبل فيما يكون أشبه بتشغيل تجريبي |
| İşte "Jay boy" Adams, deneme kayışında. | Open Subtitles | يذهب هناك ولد جاي أدامز، الإختبار الأول. |
| deneme aşamasının planlandığı gibi devam edeceğini varsayabilir miyiz ? | Open Subtitles | هل لنا أن نفترض أن البحث التجريبي يتم كما هو مخطط له؟ |
| Şu anda ise, Alman Kanser Araştırma Merkezi'yle işbirliği içinde, meme kanseri için 200 kadın üzerinde klinik bir deneme yapıyoruz. | TED | وحاليا، نقوم بتجربة سريرية بالتعاون مع المركز الألماني لأبحاث السرطان على 200 امرأة لسرطان الثدي. |