"فقط" - Translation from Arabic to Turkish

    • Sadece
        
    • yalnızca
        
    • yeter
        
    • Ama
        
    • için
        
    • işte
        
    • daha
        
    • kadar
        
    • biraz
        
    • diye
        
    • de
        
    • tek
        
    • sırf
        
    • ancak
        
    • değil
        
    Şimdi, Sadece sesi kastetmiyorum, Demek istediğim, hakikaten içinizdeki o gök gürültüsünü dinleyin. TED الآن، لا أعني فقط الصوت، أنا أعني السماع حقاً لذلك الرعد داخل نفوسنا.
    Önemli olan Sadece verilen bilgi ve tavsiyenin kalitesi mi? TED هل ما يهم حقا هو فقط نوعية النصيحة و المعلومات؟
    Sadece merdivenlerimizle gittik ve fark ettik ki yeterince uzun değiller. TED وصلنا ومعنا سلالمنا فقط وادركنا انها لم تكن طويلة بما يكفي.
    Ve bu Sadece uzaktaki gelişmekte olan dünyada değil, her yerde. TED وليس ذلك فقط في عالم نامي بعيد، إنه في كل مكان.
    Hiçbir müdahalede bulunmanız gerekmiyor, tam anlamıyla, yalnızca büyümesini izliyorsunuz. TED لا يتوجب علينا القيام بأي شيء؛ فقط نشاهدها تنمو حرفيا.
    Geçen yüzyıl içinde altı kez denendi ve Sadece bir kere başarılı olundu. TED قمنا بالمحاولة ستة مرات في القرن الماضي ، و نجحنا فقط في واحدة
    Ve Sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz. TED وليس فقط ادماج كاشف ضوئي هنا لكن ربما يمكن استخدام الكاميرا الموجودة بداخله
    Böylelikle, tüm insan genomunu Sadece saatler içinde tayin edebiliyoruz. TED والآن و خلال ساعات فقط يمكننا أن نحدد الجينوم البشري
    Şu kısmı karşıya geçirmem gerekti, Ama Sadece bir milim. TED علي ان احرك هذا الجزء قليلاً .. فقط ميليمتر واحد
    Sadece kokpitten bir kaç tuşa basarsınız ve kanatlar ortaya çıkar. TED تقوم فقط بالضغط على بضعة أزرار في مقصورة الطيار، فيخرج الجناحان.
    Bir örümcek lifi proteininin nasıl göründüğünü anlamanız için, bu bir kılavuz çizgisi proteini, Sadece bir kısmı karadul böceğine ait. TED لإعطاءكم فكرة عن ما يبدو عليه بروتين خيط العنكبوت هذا هو بروتين خيط الجذب جزء منه فقط من عنكبوت الارملة السوداء
    Bu jenerasyonların her biri Sadece birkaç mili saniye alır. TED وكل جيلٍ يستغرق فقط بضعة أجزاء من الألف من الثانية.
    Dünyada bilinen neredeyse yarım milyon böcek türü vardır Ama birçoğu yaygın olan beş tane ağız parçası tipinden Sadece birine sahiptir. TED هناك ما يقارب المليون نوع معروف من الحشرات في العالم، لكن أغلبها يملك واحد فقط من خمسة أنواع شائعة من أجزاء الفم.
    Şu an tüm dünyada Sadece yaklaşık 350 çocukta var. TED يوجد اليوم حول العالم 350 طفل فقط مصابون بهذا المرض.
    Bu felsefi bir ifade değil, Sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan. TED هذا ليس كلاما فلسفيا، هذا فقط علم يعتمد على الفيزياء، والكيمياء وعلم الأحياء.
    Çin Sadece 20 sene içinde o seviyede olmayı planlıyor. TED تخطط الصين أن تكون هناك في غضون 20 سنة فقط.
    80 yaşından daha yaşlıların Sadece onda biri kanserden ölecek. TED فقط واحد من عشرة أشخاص فوق الثمانين سيموتون من السرطان.
    Tüm aletlerimizi kapatalım gibi bir öneride bulunmuyorum, Sadece onlarla, birbirimizle ve kendimizle daha bilinçli bir ilişki kuralım diyorum. TED أنا لست أقترح أن نبتعد عن أجهزتنا، فقط أن نطور علاقة بوعي ذاتي أكثر معها ومع بعضنا البعض ومع أنفسنا.
    Şimdi yalnızca 10 ila 24 yaş arasındaki gençleri saydığımızı düşünelim. TED والآن، دعونا نحسب فقط الفئة العمرية ما بين 10 و24 عامًا.
    Tutunacak ve kendinizi yukarı itecek kadar güçlü olmanız yeter. TED عليك فقط أن تكون قويًا كفاية للتشبث والتسلق نحو الأعلى،
    İşte ben bugün size ekranda ne gördüğümüzü değiştirmenin mümkün olduğunu söylemek için burdayım ve oraya ulaşmamız için sabırsızlanıyorum. TED حسنًا أنا هنا اليوم لأخبركم أنه ليس من الممكن فقط تغيير ما نراه على الشاشة لكنني أتوق لوصولها إلى ذلك.
    Hatta geçenlerde, birkaç hafta önce biri daha ölmüştü, değil mi? TED يوجد هناك مؤخراً شخص ما,لم يكن هناك, فقط كبل عدة اسابيع
    Bunun ne kadar önemli bir olay olduğunu vurgulamak istiyorum. TED و أريد فقط أن اؤكد على مدى أهمية هذا الحدث.
    Aklınız karışmasın diye cinsel tercih ya da yönelim hakkında biraz konuşmak istiyorum. TED فقط لذلك لا أحد يرتبك، أريد أن أشير إلى الهوية الجنسية، أو الميل.
    Bir çeşit marka Sadece seçtiği partnerini besliyor, diğeri ikisini de. TED أحدى المقتنيات يُطعم بعا فقط الشريك الذي يختاره، والآخر يطعمهما كليهما.
    İletişim kurmak isteyen iki kişi için tek yolun onları manipüle etmek isteyen üçüncü bir tarafın finanse edilmesi olan bir toplumda yaşayamayız. TED لا يمكننا الحصول على مجتمع يكون فيه إذا ما أراد شخصان التواصل، يكون فقط من خلال وعبر تمويل شخص ثالث يريد التلاعب بهم.
    Günümüzde, sırf önemli soruların neler olduğunu bulmak için lisans üstü eğitimde, doktora sonrası pozisyonlarda yıllarınızı geçirmek zorundasınız TED في هذه الأيام, عليك تمضية أعوام في الدراسات العليا ومناصب ما بعد الدكتوراه فقط لكي تعرف ماهي الأسئلة المهمة.
    Ve ben neden şöyle dendiğini anlamaya başladım: Kuran ancak Arapça olarak Kuran'dır. TED وثم بدأت أفهم لماذا قيل أن القرآن هو حقا القرآن باللغة العربية فقط.

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more