| Böylelikle 18 ay önce hayatımı değiştiren bu maili aldım. | TED | هكذا قبل 18 شهرا وصلت هذه الرسالة التي غيرت حياتي. |
| Ama hayal gücüm mesleğim olmadan çok önce, hayatımı kurtardı. | TED | لكن في السابق كان خيالي هو إجازتي، خيالي أنقذ حياتي. |
| Ve eğer hayatımı bir söze göre yaşadıysam, o söz budur. | TED | وإذا عشت حياتي بأي نوع من العقيدة، فمن الأرجح أنها تلك. |
| Ama gerçek şu ki, şu ana kadar ve şu an da dahil hayatımı toplum önünde konuşma korkusuyla sürdürdüm | TED | ولكن الحقيقة هي أنني عشت حياتي حتى هذه اللحظة، بما فيها هذه اللحظة، في خوف قاتل من التحدث أمام الناس. |
| Şimdi yaptığım sizin, benim hayatımı yaşama tarzımla ilgili beklentilerinizi karşılamak. | TED | ماذا أفعل الان أرضى توقعاتك عن كيف يمكن أن أعيش حياتى. |
| Bin altın mı! Ben Leydi Amara için hayatımı bile veririm! | Open Subtitles | ْ 1000 قطعة من الذهب أنا أضحي بحياتي من أجل أمارة |
| Böylece, hayatımı insanları birbirinden ayıran bu duvarları yıkmaya adadım. | TED | وبالتالي، قررت أن أكرس حياتي لهدم الجدران التي تفصل الناس. |
| Bana körlük teşhisi konduğu zaman, körlüğün hayatımı mahvedeceğini biliyordum. | TED | عندما تم تشخيصي بمرض العمى، علمت بأن العمى سيدمر حياتي. |
| Ben 2004'te hayatımı baştan aşağı değiştiren bir noktaya odaklanacağım. | TED | سوف أركز على واحدة غيرت حياتي تمامًا في عام 2004. |
| Ama annemim bilmediği bir şey vardı: hayatımı son derece sıkıcı buluyordum ve yapmak istediğim en son şey kendim hakkında yazmaktı. | TED | والذي لم تكن تعلمه هو اعتقادي أن حياتي كانت شديدة الملل, وأن آخر ماكنت أريد القيام به كان أن أكتب عن نفسي. |
| erkekler de kuvvetli mi olacak? Aslında, hayatımı yok eden birkaç kızla tanıştım, | TED | فكرت تعرفون ماذا ، لقد قابلت بعض البنات المدمرات عبر حياتي ، لذا |
| Kardeş, bu geceliğine bırakın gitsin. hayatımı onun ellerine teslim ediyorum. | Open Subtitles | صديقي أرجوك، اترك الأمر هذه الليلة سأرهن حياتي عند هذا الرجل |
| Bir kez hayatımı kurtarmıştı. Ondan beri ona minnet borcum var. | Open Subtitles | أنقذ حياتي ذات مرة أنا كنت ممتن إليه منذ ذلك الوقت |
| - Sen benim kardeşimsin Sandy. hayatımı değiştirmeme yardım etmelisin. | Open Subtitles | أنت أخي، يجب أن تساعدني بتعديل حياتي أنا في فوضى |
| Sevgi ve merhamet göstermek üzerine kurulmuş hayatımı değiştiren adamla. | Open Subtitles | الرجل الذي غير حياتي في بلاد نشأت على المحبة والتراحم |
| Ben buraya gelmeden mahvolmuştu zaten. Sen benim hayatımı mahvettin. | Open Subtitles | لقد كانت مُفسَدة عندما أتيت إلى هنا أنت أفسدت حياتي |
| Bazı insanların benim hayatımı iğrenç bulmalarına rağmen ben başardığım işten gurur duyuyorum. | Open Subtitles | لكنني فخوره بما أنجزته رغم ذلك , أفترض بعض الناس سيعتبرون حياتي مقززه |
| Hapsolduğumda tek bir nazik söz için hayatımı verebilecekken, sen uzak durdun. | Open Subtitles | عندما كنت أسترجي حياتي بكلمة رحمة واحدة لم تفعل شيئا لقد إبتعدت |
| Bir zamanlar senden güzel bir söz duyabilmek için hayatımı verirdim. | Open Subtitles | كان هناك وقت كنت لأمنح فيه حياتي مقابل كلمة طيبة منك |
| Sana bakmadığım bir anda, benden çaldığın hayatımı korumak için bunu yapıyorum. | Open Subtitles | سأفعل هذا لأنقذ حياتى التى كنت ستسلبها منى عندما تسنح لك الفرصة |
| hayatımı böyle bir şey için neden tehlikeye attığımı öğrenmek istiyordu. | Open Subtitles | هو يريد أن يعلم لماذا أخاطر بحياتي من أجل شيء كهذا؟ |
| Onun için hayatımı verirdim. O hariç, bunu herkes biliyor. | Open Subtitles | سأعطيه حياتَي ، رغم ذلك كُلّ شخص يَعْرفُ، لَكن هو. |
| Şimdiye dek, hayatımı mahvetmene izin verdim ama bunu mahvetmene izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | لقد تركتك تعبثين بحياتى لأقصى مدى لكنى لن أدعك تواصلين ذلك العبث |
| Benim hayatımı, her zaman isteyip de sahip olamadığı bir şeymiş gibi görüyordu. | Open Subtitles | كانت تنظر لحياتي كشيءٍ كانت دائماً ترغب به لكنها لم تحصل عليه ابدأ |
| Teoriyi ve hayatımı nasıl etkilediğini anlamak için tüm hikayeyi dinlemelisiniz. | Open Subtitles | لفَهْم النظريةِ وكَمْ سيطرَ ذلك على حياتِي تَحتاجُوا للإسَتماْع للقصّة الكاملة |
| Seni seviyorum, Karen. Tüm hayatımı seni sinir ederek geçireceğim. | Open Subtitles | أحبك، وأريد أن أقضيَ الباقي من عمري أنغِّص لكِ حياتكِ |
| Ben bir çocuk hastalıkları uzmanıyım, aynı zamanda da bir anestezi doktoruyum, yani hayatımı çocukları uyutarak kazanıyorum. | TED | أنا طبيب أطفال وطبيب تخدير اي اقوم بتنويم الاطفال لكسب عيشي |
| hayatımı ve zamanımı bu şekilde kullanmaya neyin değeceği. | TED | مالذي يستحق ان اصرف عليه وقتي وحياتي بهذه الطريقة؟ |
| Ta ki Siz hayatımı kurtarmak için 10 milyonunu ödünç alana kadar... | Open Subtitles | ليست بعد ما سرقتم 10 مليون دولار من أجل إنقاذ حياتيّ |
| Ben her kafayı bulduğumda özür dilemeye zorlansaydım bütün hayatımı etrafta "Özür dilerim. | Open Subtitles | لو اجبرت على الاعتزار كل مره حتحطم حقضى عمرى كله الف اقول |
| Ben boşa harcadığım hayatımı azrail gelince düzelteceğim. | Open Subtitles | أنا سَأُعدّلُ ي بذّرتُ حياةً عندما يَجيءُ الموتَ دَعوة. |
| hayatımı kazanmalıyım ki ölebileyim. | Open Subtitles | يجب أن أحصل على لقمة العيش ومن ثمً يمكنني أن أموت |
| Karnımı doyurdun. Bana olanları anlattın. hayatımı kurtardın. | Open Subtitles | لقد أطعمتني وأخبرتني بما حدث، لقد أنقذتني |