| Yatılı okul, çiftlik, yatılı okul, çiftlik, falan filan fistan! | Open Subtitles | ؟ تعلم، المدرسة الداخلية، المزرعة، المدرسة الداخليّة، المزرعة، الخ الخ. |
| Eksodos kitabında Tanrı Musa'ta emrediyor Kızıl Denizi ikiye böl falan filan. | Open Subtitles | اتعلم في كتاب الهجرة والرب امر موسي بان يشق البحر الخ الخ. |
| Geçen yıl seni gördüğümde "Aşk hayatın nasıl?" falan diye sordum. | TED | وعندما رأيتك السنة الماضية، كنت أقول، "كيف هي حياتك العاطفيّة؟ الخ" |
| Kalp atışları yavaşlar, daha uzun yaşarsınız; hücre zarından geçen oksijen ve diğer kaynakların akışı yavaşlar, vs. | TED | إن معدل ضربات القلب تكون أبطأ كلما تقدمت بالعمر حيث أن انتشار الاوكسجين والموارد عبر الأغشية يتباطئ, الخ .. |
| Singapur'da inşaat hâlinde, yine orta gelirliler için evler, bahçeler, halka açık caddeler ve parklar vesaire. | TED | وفي طور البناء في سنغافورة، من جديد، سكن ذوي الدخل المتوسط، حدائق شوارع عامة، متنزهات، الخ. |
| Rahatsızlıkların nedeni yeraltı sularıymış... elektrik akımları, atmosfer basıncı, güneşteki lekeler, depremlermiş falan filan. | Open Subtitles | يقول ان الإضطرابات سببها المياه تحت أرضية التيارات الكهربائية الضغط الجوي؛ البقع الشمسية الهزات الأرض الخ |
| falan filan. | Open Subtitles | فى صدرها الابيض الناصع هذة السطور الخ اهذا |
| Biz aslında hastalıkları falan istemiyoruz ama... | Open Subtitles | الخ نحنُ لم نُرد ذلك أعني الامراض طبعاً لا نُريدها |
| Birkaç yıl öncesine dönelim. İlkelerin var, ödün vermiyorsun, falan filan... | Open Subtitles | انت تعود لسنوات الى الوراء لديك مبادئك ، انت لا تساوم و الخ الخ |
| Bir sürü de makyaj falan yapıyormuşuz vesaire vesaire... Boş laflar | Open Subtitles | نحن نضع العديد من مواد التجميل , الخ الخ |
| Anlaşılan, suçun ürkütücü niteliğinden ötürü falan filan, savcılık, suçlamayı kasıtsız saldırıdan | Open Subtitles | فيما يبدو.. بسبب النزعة المرعبة لجريمتك الخ.. |
| Yeşili sev, dünyayı koru. Ağaçlarla dost ol, falan filan. | Open Subtitles | عش أخضر , انقذ العالم , احضن شجرة , الخ |
| 41. Luden Nimrod Kendrick falan filan, insanlığın savunucusu. | Open Subtitles | لودنيز نيمرود كيندريك الخ, الخ الواحد و الأربعون حامي الانسانية |
| Çoğunun babası zamanında hep dayak atmıştır. Başka çareleri yoktur katil olma dışında falan filan | Open Subtitles | مثل أن والده ضربه ولم يكن لديه خيار وتفاهات الخ الخ الخ |
| Takılar, kıyafetler falan hepsine 20,000 harcadık. | Open Subtitles | لقد أنفقنا ما يقارب عشرون ألف ..مجوهرات، ملابس، الخ |
| Kaf dağının tepesinden inmen gerektiğini söyleyip durdu falan filan, her zamanki zırvaları... | Open Subtitles | استمر بالقول ان على النزول عن حصانى الخ الخ الهراء المعتاد |
| Londra, Birmingham'ın daha büyük ölçekli versiyonu mudur, ki o da Brighton'un daha büyük ölçekli versiyonu, vs. vs.? | TED | إذاً هل لندن ارتقت الى برمنغهام والتي ارتقت تدريجياً الى بريغتون , الخ الخ ؟ |
| her iki tarafta konuşanın ne ima ettiğini açıkça anlıyor, ve konuşan kişi, dinleyen kişinin konuşanın ne ima ettiğini anladığını bildiğini bildiğini biliyor vs...vs. | TED | كلا الطرفين يدرك تماماً مغذى المتكلم، والمتكلم يعي إدراك المستمع أن المتكلم يعي بأن المستمع يدرك، الخ، الخ. |
| Yavaş yavaş bu fikir insan bilimleri, ekonomi vs. gibi bilişsel bilimlere de sızıyor. | TED | وببطء، بدأت تتضح الفكرة للعلوم المعرفية، العلوم الإنسانية، الاقتصاد ..الخ .. |
| Takım elbiseli pek çok insan görürsünüz, departmanlarına giden asansörlere doluşurlar, pazarlamacılar birlikte oturur, mühendisler birlikte oturur vesaire. | TED | ترون العديد من الأشخاص يرتدون بدلات ويستخدمون المصاعد للوصول إلى أقسامهم، يجلس المسوّقون مع المسوقين، والمهندسون مع المهندسين، الخ. |
| Bu yüzden, teröristlerle, yardımcılarıyla vb. bu alanlarda karşılıklı etkileşim içinde olmalıyız. | TED | قواعدنا إذن هي، أن يكون لنا تفاعل في تلك المناطق، مع الإرهابيين، والميسرين، الخ. |